Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Aklınla Bin Yaşa

06 Temmuz 2009 Pazartesi

Bir fıkrada şöyle anlatılır: Adam adama, “Hay aklınla bin yaşa!” demiş. Duaya muhatap kişi oracıkta ölüvermiş!

Aklının, bilgisinin, gücünün sınırlarını bilen çok azdır. Bir zamanlar reklam spotlarından birinde, “aklımı seveyim” ifadesini duyardık.

Reklamı hazırlayanlar herkesin kendi aklını aşk derecesinde sevdiği genel kabulüne gönderme yapıyordu.

Rivayete göre bütün akılları bir meydanda toplamışlar. Sonra herkesten, en beğendiği aklı seçip almasını istemişler. Herkes gidip yine kendi aklını seçmiş.

“Kişi noksanın bilmek gibi irfan olmaz” derler. Bu veciz sözün “Kişi haddin bilmek gibi irfan olmaz” şeklinde kullanıldığı da olur ki, bu veciz cümlelerin her iki hali de çok anlamlı ve öğretici.

Bizden daha akıllı, daha zeki, daha bilgili ve sezgi kabiliyeti daha derin birilerinin varlığını kabul etmek nefsimize ağır gelir.

Esasen eserlerden, sonuçlardan yola çıkarak da, bazı kişilerin kavrama kabiliyetinin daha etkileyici, çalışma azminin daha göz kamaştırıcı olduğu anlaşılabilir. Bunu görmezden gelmeye devam etsek bile.

Bilmeyen ama bilmediğini farkında olan kişiler, affedilmeye, mazur görülmeye, bilmediğinin farkında olmayanlardan daha layıktır.

İlimden, çabamız ve gayretimiz nispetinde nasiplendiriliriz.

Rızıktan ise çalışmamız ve gayretimiz ölçüsünde ve elbette Allah’ın takdir ettiği miktarda nasiplendiriliriz.

Halinden memnun olmayanlar bazen “nasip” diyerek, bazen “takdir” diyerek durumlarının izahını yapmaya çalışırlar.

Aynı kişilerin, “Bu işi sonuçlandırırken hangi kişisel kusurlarım, ihmallerim, gecikmişliklerim oldu?” temel sorusunu kendilerine yöneltmekten ısrarla kaçındıklarını görürüz.

Adam kiracısının canını çok yakmış, üzmüş. Kiracı toplamış eşyasını giderken ev sahibine dönüp, “Allah karşınıza, sizin gibi bir kiracı çıkarsın!” diye dua etmiş.

Ev sahibi kendisinin nasıl bir kişi olduğunun farkında idiyse içi cız etmiştir, kıvranmıştır ama renk vermemiş. Çevreye nasıl rahatsızlık verdiğinin farkında değilse kiracısının giderayak nasıl dua edebildiğine şaşmıştır.

Sonrası, tahmin edebileceğimiz gibi olmuş. Gelen yeni kiracı ile üç aydan fazla bir arada yaşayamamışlar. Üç ayda bir kiracı değiştiği gibi, arada altı aylık kiracısız dönemler de yaşanmış.

Ev sahibi çekilmez bir adam olduğunu gecikmeli de olsa anlayıp kendisini değiştirme, kötü huylarından kurtulma çabasına girişmiş midir, bilinmez.

Cenap Şahabettin’in “Tiryaki Sözleri” arasında çok etkileyici bir vecize vardır: “Yalnız kaldığınızda canınız sıkılıyorsa, demek ki siz bile zor katlanıyorsunuz “kendinize!”

İnsanların en çekilmezi, başkalarının akıllarının daha olgun, bakışlarının daha keskin olduğu ihtimalini aklından bile geçirmeyenleridir.

Her birimiz kendi pabuçlarımızdan görürüz dünyayı. Oysa başka pencerelerden, farklı bakış açılarından bambaşka dünyalar yakalanabiliyordur da, biz farkında değilizdir.

Aklımızı sevelim ama başkalarının aklının ürünlerine de saygı gösterelim. Aklımıza olan sevgimiz aşk derecesinde baş döndürücü olmasın.

Başınız dönerse dengenizi kaybeder, yalpalarsınız.

Akli muvazenenizin yerinde olup olmadığı, yürüyüşünüzün kalitesinden ve gittiğiniz adreslerden belli olur.

gumuslale@gmail.com

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2672 defa okunmuştur
Hayırlı olsun
Fehim İslamoğlu
Recep Bey, Başyazarlığınız hayırlı olsun. Allah utandırmasın.
10 Temmuz 2009 Cuma 05:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
elinize sağlık..
Bekir Sütçüoğlu
çok beğendim
09 Temmuz 2009 Perşembe 14:33
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tamamen iştirak ediyorum, haklısınız
R. Ercan BİTİKÇİOĞLU
Muhterem kardeşim, güzel, haklı ve iman, takva süzgecinden geçirilmiş cümlelerinizi beğendim, kendi payımı hesapladım, Allah razı olsun dedim. İnşaallah hepimiz aynı hesabı görür, hesap gününden önce kendiyle hesaplaşmış ve yedi cennet kapısından çağırılan bahtiyar kullardan oluruz. İlavem: Hatasız kul (peygamberler dahil) yoktur. Tevbe kapısı da bu yüzden açıktır. Mühim olan kibirleri yenebilmek.
06 Temmuz 2009 Pazartesi 11:41
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri