Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Başbakan Erdoğan’la Göz Teması

28 Mart 2011 Pazartesi

Recep Tayyip Erdoğan’ın halktan en çok dua alan Başbakan olduğunu tahmin etmek zor değil. Bunun en önemli sebebi, yılların birikimi ülke meselelerinin üzerine cesaret ve kararlılıkla gidiyor olmasıdır.

Ergenekon ve Balyoz gibi büyük davalar etrafında kopartılan gürültü, bazen aba altından ama çoğu zaman da açıktan gösterilen sopalar onu yıldırmak şöyle dursun kamçılıyor, kararlılığını artırıyor.

Başbakan’ın 24 saate sığdırdığı işler, programlar akıllı, tecrübeli, samimi ve insaflı bütün takipçilerin başını döndürecek kadar yoğun ve tempolu.

Bazen peş peşe gittiği ve konuşma yaptığı ülke sayısı ve yurt içinde toplantı yaptığı il sayısı öyle bir rakama ulaşıyor ki vatandaşlar, “Bu kadar ağır bir programa nasıl yetişebiliyor?” sorusunu kendi kendilerine sorduktan sonra, “Allah yardımcısı olsun, Allah güç kuvvet versin!” duasını yapıyorlar.

Şu günlerde bütün siyasi partiler milletvekili adaylarını belirleme çabası içindeler. Aday adayları önceki seçimlerden ya daha fazla ya da medyada çok fazla gündem oldukları için öyle bir hava oluştu.

Aday adaylarının sayıları üzerinde eski-yeni istatistikler ortaya dökülüp yorumlar yapılabilir ama tartışılmayacak bir gerçek, 13 Haziran’da karşımıza çıkacak TBMM tablosunun çok renkli olacağıdır.

Ergenekon sanıkları, Balyoz zanlıları, sanatçılar, ünlü bürokratlar ve daha niceleri yeni Meclis’te yerlerini alacaklar.

 “Küpleri üst üste yığsalar, sonra en alttakini çekseler, seyreyleyin gümbürtüyü!” diye bir benzetme vardır.

Tıpkı onun gibi, 12 Haziran seçimleri sonrası “milletvekili” kimliğine kavuşacak ünlülerimizin her biri tek başına epeyce gürültü koparma potansiyeline sahipler.

“Seçimlerde hangi parti ne kadar oy alır?” sorusunun cevabını araştıran anketlerin, kamuoyu yoklamalarının sonuçları gün be gün değişiyor. Tahminler de alabildiğine renkli ve değişken. Bu renkliliği, araştırmayı yapan kurum ve yaptıran partinin durumu tayin ediyor.

Araştırma sonuçlarının tartışılmayan kısmı, Ak Parti’nin bu seçimde de birinciliği, tek başına iktidarı elde edeceğinin kuvvetle muhtemel oluşudur.

Ak Parti yüzde 48’lerde mi kalır, yoksa yüzde 50’nin de üstüne çıkarak yeni bir rekora mı imza atar?

Şu sıralar en çok tartışılan konu bu.

Kazanacağına, hem de yüksek bir oy oranıyla yeniden iktidar olacağına kesin gözüyle bakılan bir parti hangi ülkede olsa, o partiden aday olmak dünyanın en zor işlerinden biridir.

Bu kadar çok aday adayı arasından adayları belirlemek Ak Parti yönetimi için de kolay olmasa gerek.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir açılışa katılan Başbakan Erdoğan’ın çevresinde en çok görünmeye çalışanların “milletvekili aday adayları” olduğunu anlattı bir gözlemci.

Gözlemciye bakılırsa, bazı “vekil aday adayları” Sayın Başbakan’la birkaç saniye göz göze gelebilmek için çırpınıyorlarmış. Hatta onlardan bazılarının, Başbakan Erdoğan'la bir anlık göz teması için sürekli yer değiştirdiğini, masaların altından geçip Başbakan’ın görüş alanına girmeye çalıştığını esprili bir dille anlattı aynı kişi.

Gözlemcinin tespiti şu idi: “Sayın Başbakan hep ileriye bir yerlere, uzaklara bakıyordu. Kimse ile göz göze gelmemek için özel bir dikkat ve çaba sarf ettiği anlaşılıyordu.”

Başbakan’la birkaç saniyelik göz teması bile bazıları için bir “umut” ya da “vaat” anlamına geliyor belki de.

Oysa Başbakan, bu seçimlerin önceki seçimlerden daha da kritik olduğunun herkesten çok farkında. O yüzden bu sefer adayları belirlerken kılı kırk yarmak bile yetmeyecek.

Siyasi hayatı boyunca Başbakan Erdoğan öylesi zor işlerin üstesinden gelmeye çalıştı ki, kendisini bir an bile onun yerine koyanlar, “Allah yardımcısı olsun!” demekten kendilerini alamıyorlar.

Halkın önemli bir kesiminde, işte bu yüzden Başbakan Erdoğan’ın, “Allah tarafından sürekli desteğe mazhar ve çok dua alan nasipli bir kul” olduğu yönünde hakim bir kanaat var.

Bir de şu günlerde Başbakan’ın karşısına çıkacak/çıkartılacak yeni bir zorluğu yenerek partisinin oylarını birkaç puan daha artırmasını bekleyenler var.

Böyle düşünenler, ne de olsa önceki seçimlerde son dakikada karşısına çıkıp da hallettiği ve seçim sonuçlarını olumlu etkileyen “son dakika yardımlarını, ikramları” unutmamışlar.

Ben de 11 Haziran’a kadar böyle bir kriz ve ona bağlı bir fırsatı bekleyenlerdenim.

Tayyip beyin girdiği bütün seçimleri, seçim öncesi çelme takma, tökezletme çabalarını, onları nasıl fırsata dönüştüğünü hatırlayınca, böyle düşünmekte haksız sayılmam her halde.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a kolaylıklar diliyorum. İnsanımıza hizmet yolunda önüne çıkan bütün engelleri Allah’ın yardımı ile bertaraf etmesini temenni ediyorum.

Adaylara da kolaylık dileyelim. Zira hiçbir dönemde liderin gözüne girmek bu kadar önemli ve zor olmamıştır.

Bir temenni ile bitirelim yazımızı:

12 Haziran seçimleri sonrası bütün siyasi parti mensupları anlasın ki, asıl prim, “liderin gözüne girmekte” değil, sahip olunan liyakat, samimiyet, birikim ve tecrübededir. Bir ömür boyu çevresine faydalı olarak halkın teveccühünü kazanmış adaylar, TBMM’ye girerek halka hizmet için yeni fırsat yolları yakalamış ve ülkemizin huzuruna, refahına katkı sağlayarak kimliklerini taçlandırmış olsunlar.

 

Recep Koçak - Habername

gumuslale@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4010 defa okunmuştur
vatandaş'a
Recep Koçak
Yazımı sakin bir kafa ile yeniden okumanızı salık veririm. Zihninizin jiple, başörtüsü ile, Fethullah Gülen'le, Recep Tayyip Erdoğan'la fena halde bulandığı anlaşılıyor. Adınızı bile açıkça yazma cesaretinden mahrum bir halde, fotoğrafım ve bıyıklarım üzerine yaptığınız nezaketsiz yorumu okuyucularımızın takdirine bırakıyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a benzetilmek ise gocunulacak bir durum değil.
11 Nisan 2011 Pazartesi 16:38
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
GENEL SEÇİME NE GEREK VARKİ
YORUMCU
EVET LİDERLER KAÇ GÜNDÜR MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYLARINI BELİRLİYORLAR.BENCE GENEL SEÇİME GEREK YOK.DEMOKRASİ BU İSE YAZIKLAR OLSUN.LİDERLER BELİRLEYECEK MİLLET TASDİK EDECEK. KRALLIK NASIL BİR ŞEY İDİ ÇOK MERAK EDİYORUM.ÇOKTAN SEÇMELİ SİSTEMİ ÖZAL UYGULAMIŞTI.O UYGULAMA GERİ GELİNCEYE KADAR BEN OY KULLANMAYACAĞIM.SANDIĞIN BAŞINA GİDERSİN BEĞENDİĞİN ŞAHSI TERCİH EDERSİN .ESAS DEMOKRASİ BU DEĞİL Mİ? BENCE ŞİMDİ UYGULANA SİSTEM DE KRALLIKTIR.SAYGILARIMLA
10 Nisan 2011 Pazar 12:03
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Samimiyetsizlik
Baska kapiya
Aktardiginiz yorum yazarla ve yazdiklariyla hic ortusmuyor. Ne kadar mesnedsiz atmissiniz...
08 Nisan 2011 Cuma 17:55
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
örtüşme ve badem bıyıklı
vatandaş
Sizin resminize bakınca başbakanı gördüm .Bu nedenle farklı şeyler yazmanız beklenmezdi.Bu kadar kaderci ve rivayetlerle beslenen bir toplumda kutsanmış bir başbakana bu kadar övgüler bile azdır. Sayın ihsan Eliaçık hocanın dediği gibi abdestli kapitalistlerin türetildği ,adana belediye başkanı görevden alınırken,kayseri vb akpli belediye başkanlara dokunulmadığı,dün sıradan marka arabalara kocaları binerken şimdi jipli baş örtülü hanımların boy endam ettiği.Herkesin çocuğu sınavlarda ter dökerken yukarıdakilerin çocukları hüllei şerielerle bakanlıklarda yan gelip yattığı,bölücülerin güney doğuyu libyaya çevirdiği amma görmezden gelindiği,fetullah hoca cemaati üzerinden siyaset yapıldığı,milleti oluşturan milli direnç kalelerinin intikam duygusu ile çökertildiği.(ab ve abd nin emri ile),vs. gibi temel ögelerin üzerine şal örtülerek televizyonlarda reklamların etkisi ile beyinlerin esir alındığı bir türkiye için yazdıklarınız azbile.
06 Nisan 2011 Çarşamba 11:36
Beğendim (1)Beğenmedim (4)
YORUMUN DEVAMI
bir yazar böyle diyor devam ...
osman kaçkarlı
kadında olacak erkekte, dindar da olacak dindar olmayanda, okumuşta olacak cahilde, işçi de olacak patron da, memur da olacak amir de. Milli gelirden en yüksek payı alan da girebilecek parlamentoya en düşük payı alan da. Yani Meclis Türkiye’nin tam bir yansıması olacak. Sunni, Alevi, Türk, Kürt, Çerkes, Roman, Boşnak, Arap, türbanlı, başı açık… Her inançtan, her gruptan insan olmalı Mecliste. O zaman demokrasi biraz daha yaşanılır hale gelir. Bir de insanımızın yanıldığı bir nokta var. Daha doğrusu beynimize kazınan bir yanlışlık, o da şu: “İyi bir avukat, iyi bir mühendis, zengin bir tüccar, tanınmış bir doktor, meşhur bir futbolcu, başarılı bir sanatçı… aynı zamanda iyi bir vekildir.” Bu yargı tamamen gerçeklere zıttır. http://www.hakimiyet.com/yazi/22654/Tbmmsi_asiller_meclisi_mi.html
03 Nisan 2011 Pazar 00:13
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri