Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Bir Dost Yüzüne Hasret Kalmak

25.05.2015 13:17

İnsan, tek başına ve yakınlarının yardımına, desteğine muhtaç halde doğuyor. Yaşlandıkça da çevresi boşalıyor, takati kesiliyor, güçten kuvvetten düşüyor, yakınlarının desteğine yeniden ihtiyaç duyuyor.

İnsan öldüğünde de, yakınları ona ancak kabristana kadar refakat edebiliyor. Defin işlemlerinden sonra herkes evine dönüyor ve onlar için yeniden dünya telaşı başlıyor.

Biriktirilen mal ve akrabalar geride, siz ise kabirde tek başınıza vereceğiniz hesaplarla baş başa kalıyorsunuz.

Geçtiğimiz günlerde memlekette idim. Akrabalarımla hasret giderdim. Memleket havasını özlemişim. Dost ve akraba sohbetleri, İstanbul trafiğinden uzak ve dingin hayat, ruhuma iyi geldi.

Çoğu şehir merkezinde bulunan akrabalarımızla görüştüm, hasta komşularımızı ziyaret ettim.

Bir ikindi sonrası ziyaretine gittiğimiz Şükrü Amcanın kapısını çaldık, ses veren olmadı. Birlikte gittiğimiz akrabam açık olduğunu fark ettiği kapıyı itip girince gördük ki, yatalak durumdaki Şükrü Amcanın kapısını açacak kimsesi yok. Çocuklarını büyütmüş, evlendirmiş, şimdi onların her biri bir yerde yaşıyordu.

Çocuklarının tamamı yuvadan uçtuğu için Şükrü Amca eşi ile birlikte yaşıyordu. Biz vardığımızda, eşi bir ihtiyaç için komşuya gittiğinden kapımızı açacak kimsesi yoktu.

Odanın havasına ağır bir idrar kokusu hâkimdi. Hastamızın tabii ihtiyaçlarını kendisinin karşılayamadığı anlaşılıyordu.

Atık 100 yaşına merdiven dayamış Şükrü Amca için bir süreden beri yatağa bağımlı bir hayat başlamıştı. Sürekli yatmaktan usanmıştı artık. Doğrulup oturmak istiyordu ama birisinin yardımı olmadan bunu yapamadığından, tavana yerleştirilen bir halkadan aşağı sarkıtılmış ipe tutunarak doğrulabiliyordu.

Karşısında bir tanıdık, bir dost yüzü görünce çok sevindi.

Yıllar öncesinden alışık olduğum hoş sohbetinden bir şey kaybetmemiş görünüyordu.

Ayakta duramıyor ve yürüyemiyordu ama hafızası yerinde, aklı başındaydı. Birilerinin sesini duymaya, birilerine sesini duyurmaya ihtiyacı vardı. Çocukluk hatıralarından, babasının köyde bekçilik yaptığı yıllardan bahsetti.

Bir ara, “Ah ah!” diye derinden iç çekti sonra devam etti:”Çocuklarımdan yana şansım yokmuş, ne yapayım. Şuraya gelip üç beş dakika oturup gidiyorlar. Baba bir ihtiyacın varsa alıp getirelim bile demiyorlar…”

Onu teselli edecek bir şeyler söyledik. Haline şükretmesini, beterin beteri durumlarda nice insanların bulunduğunu hatırlattık.

Kısa süreli bir şükür meltemi esti yüzünde.

Fakat çok kısa sürdü bu hal.

Vah vah vah!” diyerek sürdürdü yakınmasını: “Bu yaşıma gelmişim de bir tek dostum olmamış. Kimseye bir iyiliğim dokunmamış. Şehirde yaşayan bunca akrabamdan kimse kapımı çalmıyor. Komşulardan kimse geçmiş olsun demiyor.”

Şükrü Amca dertliydi. Derdini dinleyecek birilerini bulunca konuşmak, daha çok konuşmak istiyordu.

Bir komşusundan isim vererek bahsetti. Yıllar önce komşusu ev yapıyormuş. Gece vakti traktörle kum getirilmiş. Tek başına o kumu el arabası ile çekerken komşusu başka bir kadın, “Şükrü Amca, kendini bu kadar yorma. Bunların hepsi unutulacak bir gün, göreceksin!” demiş.

Oğullar, kızlar ve torunlardan sonra şimdi Şükrü Amca ve karısı “bir köroğlu, bir ayvaz” baş başa kalmışlar.

İstanbul’daki oğlunun kendisini telefonla aramakta bile nasıl yetersiz kaldığından şikâyetçi oldu. Çıkıp gelmemesini, geldiğinde yanında fazla durmayıp gezmeye gidişini anlattı.

Şükrü Amca ne kadar hoş sohbet olsa da onunla ancak yarım saat kalabildik. Biz de dünya hayatı gibi geçici idik. Müsaade isteyip kalktık.

Son devrin büyük âlim ve mutasavvıflarından merhum Mehmet Zahid Kotku (R.Aleyh) Hocaefendi, “Fâni dünya hoştur amma âkıbet mevt olmasa!” sözünü çok sever çok tekrarlarmış.

Her hasta ziyareti, her cenaze merasimi ve hapishanelerde yatan insanların her biri birer vaiz, birer hatırlatıcı.

Ne var ki, “hafızayı beşer nisyan ile malül” olduğu için aldığımız dersleri pek çabuk unutuyoruz.

 

recep.kocakk@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2156 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri