Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

CHP Yoksulları Keşfetti

26 Nisan 2011 Salı

12 Haziran 2011 seçimleri yaklaştıkça, siyasi partiler seçmen kitlelerini ikna etmek için çeşitli yöntemlere başvuruyorlar.

İlk defa 12 Haziran seçimleri öncesinde “sosyal medya” imkânları siyaset için bu kadar yoğun bir biçimde kullanılıyor.

CHP 2009 yerel seçimlerinde olduğu gibi bu seçim öncesinde de “Laiklik elden gidiyor!” demiyor. İki ihtimal var; laiklik öylesine güçlenmiştir ki bir yere gideceği yoktur yahut zaten bir yere gideceği yoktu ama böylesine bir söylem CHP’nin işine geldiği için kullanılıyordu.

CHP, “Laiklik elden gidiyor!” yaygaralarının seçmeni etkilemediğini, geniş kitlelerin korku ya da endişeleri arasında böyle bir konunun zaten bulunmadığını görmüş olmalı. Bu iyi bir gelişme.

CHP, radyo ve televizyon filmi hazırlatmış. Konu, yoksulluk. Profesyonel bir elin değdiği anlaşılan filmde seslendirme CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ait.

Başka birisi seslendirse ve radyodan dinleseniz, metnin gündeme taşıdığı ve altını çizdiği konulardan yola çıkarak o reklamın bir insani yardım kuruluşa ait olduğunu pekâlâ düşünebilirsiniz. CHP yoksulluklardan ve yoksulluktan medet umuyor.

CHP, vatandaşlara devlet tarafından verilen destekleri yakın zamana kadar eleştirdi, diline “sadaka kültürü” diye bir deyim doladı. Geldiği yer ise malum.

Kılıçdaroğlu, yoksul ailelere 600 TL maaş bağlanacağından dem vuruyor. Duruma ve çocuk sayısına göre bu rakamın daha da artırılacağından söz ediyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise halen ailelere hangi desteklerin verildiğini izah ettiği konuşmalarda rakamları alt alta koyunca 600 TL’nin çok üstünde bir desteğin ihtiyaç sahibi ailelere zaten verildiğini hatırlatıyor ve şartların daha da iyileştirilmesi için çalışacaklarının vaadinde bulunuyor.

CHP’nin yaptığı, zaten devam eden devlet desteklerini görmezden gelip, vatandaşın bu durumdan habersiz olduğunu varsayıp yeni ve ilk defa bir şey yapacakmış gibi tribünlere oynamaktır. Bu yaklaşımla, âlemi sersem ve aptal yerine koyuyor.

Kılıçdaroğlu seçim çalışmalarında, Samsun Tekkeköy’de 17 Ocak’ta ölen Kübra bebeği istismar etmeyi de ihmal etmiyor. O bebeğin ailesi Deniz Feneri Derneği’nden yıllarca yardım almış. DHA logolu televizyon haberlerinde Deniz Feneri battaniyeleri gözden kaçmıyor. Kübra’nın babası kaza geçirmiş, çalışamıyor. Çocuklar küçük olduğu için anne de çalışamıyor. Çevrenin yardımlarıyla ayakta duran Murat – Necla Bakırcı çifti Hilal TV’de yayınlanan Deniz Feneri programına telefonla katılarak derneğin kendilerine yıllarca yardım yaptığını, halen kullandıkları eşyaların bile Deniz Feneri tarafından verildiğini açıklayıp teşekkür etti.

Kübra bebek hastalanmış, yeteri kadar beslenememiş, vefat etmiş. Aile, “Çocuğumuz açlıktan öldü” diyor. Resmi merciler, savcı, emniyet, doktor ise “yetersiz beslenme”den söz ediyor. Dünkü bazı gazete haberlerinde, ön otopsi raporunda “midesinin boş olduğu”ndan bahsedildiği öne sürüldü. İşin özü, çocuk hasta olduğu için bir şey yiyememiş ve yetersiz beslenme sebebiyle ölmüş. Ölüm sebebi “açlık” da olsa, “yetersiz beslenme” de olsa sonuç değişmiyor. Aile için çok acı bir durum, Allah sabır versin.

Bakırcı ailesi, bir süre önceye kadar Deniz Feneri’nin yardım yaptığı ama malum karalama kampanyaları sebebiyle bağışçılarının bir kısmını kaybettiği için, derneğin yardımlarını devam ettiremediği ailelerden sadece birisi.

Bu sonuçtan, elinde kırmızı bir dosya ile meydan meydan dolaşıp iftiralarını tekrarlayan, konuyu aylarca gündemde tutan CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, partinin diğer yetkilileri, Doğan Medya Grubu ve o paralelde yayın yapan bütün medya çevreleri sorumludur.

O günlerde, Deniz Feneri yönetimi Baykal’a bir mektup göndererek üslubunu değiştirmesi, iftira atmaktan vazgeçmesi hatırlatmasında bulundu. Tüm uyarılara rağmen Deniz Baykal partisinin TBMM’deki grubunda konuşurken Türkiye Deniz Feneri’ni tarif ederek, “sahtekârlar” suçlamasında bulundu.

Bunun üzerine Deniz Feneri Derneği, CHP’li yetkililer ve Baykal hakkında 1 milyon TL’lik tazminat davası açtı. Baykal’ın avukatları daha ilk duruşmada çark ederek, “Biz Türkiye Deniz Feneri’ni kastetmedik” dediler. Baykal yemine davet edildi, yemin edemedi. Mahkeme devam ediyor.

2008 Eylül ayından itibaren yapılan sorumsuzca yayınlarla milyonların gözbebeği bir yardım kuruluşu yaralanmış, kan kaybına uğramıştır. Her ay on binlerce aileye nakit, gıda, giysi, eğitim ve benzeri yardımlar ulaştıran Deniz Feneri bugün de her ay binlerce ihtiyaç sahibi vatandaşımızın imdadına yetişmekte ama gidemediği, gitse bile yeteri kadar yardım yapamadığı aileler var. Onların hesabını kim verecek?

Kılıçdaroğlu Kübra bebekle ilgili haberleri, “Türkiye’de açlıktan ölenler var!” diye kullanıyor. Oradan gelecek üç beş oya tenezzül ediyor.

Zonguldak mitinginde kullandığı üsluba bakılırsa Kılıçdaroğlu’nun morali hayli bozuk. Onu bugüne kadar tanıyanları şaşırtan bir mecraya doğru kayıyor, “vücut kimyası bozulmuş” insanların tavırlarını sergiliyor.

CHP, “laiklik” malzemesini kullanmaktan vazgeçerek akıllıca bir yola girmişti. Ne var ki, “yoksulluk” konusunu kullanarak çıkmaz bir sokağa girdi.

Bu sokakta onlara ekmek yok. Zira CHP’liler, Deniz Feneri’ne verdikleri zarar sebebiyle binlerce yoksulun “âhını” aldılar. Baykal’ın malum kaseti ortaya çıktığında vatandaşlar Deniz Feneri’ni arayarak, “Adamı kötü indirdiniz!” yorumunu yaptılar. Yani yoksul ailelerin âhları onların kulağına kadar gitmişti.

CHP, yoksullarla yakınlaşmak istiyorsa önce münasip bir lisanla onlardan özür dilemeli. Sonra, Deniz Feneri bağışçılarından, gönüllülerinden ve yöneticilerinden af dilemeli. Onların iftiraları sebebiyle yardım kuruluşlarına güveni zedelenmiş, en yakın arkadaşına bile itimat edemeyen vatandaşlarımızın gönlünü almalı.

Yoksa ne mi olur?

2004 yılında dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı ziyaret eden Deniz Feneri Derneği yöneticilerinin yaşadığı şaşkınlığın benzerlerini yeni Genel Başkan da misafirlerine yaşatır. Baykal o görüşmede, bir ara parti olarak kendilerinin de yoksul ailelere yardım yapmaya karar verdiklerini, fakir aileleri Ankara valiliğinden sorduklarını söylemiş.

“Halk” partisi, halkın içindeki partililerinden, teşkilatından değil de valilikten fakir bilgisi sormuş. Belki de seçmenlerinin, yeteri kadar “halkın içinde” olduğuna inanmıyordu.

Sadece seçimlerde hatırladığınız yoksulların meseleleri ile samimi olarak ilgilenmeniz halinde onlar bunu derhal anlayacaklar ve size oy vermeyi düşünebileceklerdir.

Aksi halde CHP’nin iktidarı için daha uzun yıllar beklemek zorunda kalır Kılıçdaroğlu ve arkadaşları.

İhtiyaç sahibi ailelerin kapısını çalan, sıkıntılarını dinleyen, dertlerine deva olmak için gayret eden herkes bizim gördüklerimizi görebilir, duyduklarımızı duyabilir.

Bizden söylemesi.

gumuslale@gmail.com

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2682 defa okunmuştur
CHP den önce bir yazar konuyu ele almış imiş
kamil kahraman
Lütfi Ayhan isimli yazar bu konuyu CHP den iki sene önce dile getirdiğini idda ediyor. İşte o yazıdan bir kaç satır;" ...Üç çocuğa kadarda anneye ayrıca prim ödenmeli. Bu maaş evlilik şartına bağlanmalı. Böylece hem boşanmaların önüne biraz olsun geçilir hem de hem ev hanımının ekonomik güvencesi sağlanmış olur. Tabi bu sistemin şöyle de bir yaptırımı da olmalı, devletten aldığı bu maaşa karşılık vazifesini yerine getirmeyen anneler (eşine karşı vazifesini ihmal eden, çocuklarına karşı görevlerini yapmayan) aldıkları maaştan mahrum bırakılmalı İlk bakışta topluma büyük bir maliyet getirecek gibi görünen bu projenin sonuçları düşünüldüğünde öyle olmadığı anlaşılır. Bu proje tam uygulandığında, genç nesiller uyuşturucudan, terörden, sigaradan, kötü akışkanlıklardan, hastalıklardan kurtuldukları gibi, çalışkan, üretken, düzenli, kavgadan nizadan uzak yaşantıları ile de ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaklardır. Düşünün hapishanelere, hastanelere, ilaca, teröre ne kadar para...
03 Mayıs 2011 Salı 17:49
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Fakir kimin umurunda?
Kandemir
Biz bu filmi elli yıldır seyrediyoruz.Senaryo aynı,figüranlar değişiyor.Fakir-fukara seçim dönemi hatırlanır,uçuk vaadler verilir sonra AKP seçmenine hakaret edilir.Denizfeneri gönüllüsü olarak gittiğim aileler,yardımların aksadığını,bunun sebebinin de CHP olduğunu söylerken nasıl beddualar ettiklerini gözlerimle görüyorum.Bu ahları alanlar iflah olurmu?Yardım ulaştırdığımız insanların sadece ihtiyaç sahipleri olduğunu,hangi partiye oy verdiklerini bilmediğimizi cümle alem biliyor.Zaten amaç oy almak olsa yardımın ne değeri var ki.Vicdanen ve ahlaken garip gurabaya yardım etmek her insanın boynunun borcudur.İnsanlar fakir olabilirler ama ahmak değiller.Sizin ne amaçla yardım ettiğinizi gözünüzden okurlar.Bizler;İyilik yapmayı,adaletli davranmayı,akrabaya bakmayı her cuma hutbesinde tekrar ederek fuhşiyatı,çirkin işleri haram kılan ayetlerin motvasyonu ile birdahaki cuma hutbesine kavuşmayı hayat tarzı olarak kabul ettik.Dorğu bir tanedir.O da Allah'ın doğrusudur.Selam ve dua ile..
29 Nisan 2011 Cuma 19:29
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
teşekkür
Recep Koçak
Haluk Bey, ilginiz için teşekkür ederim. Bir şartım var benim, "yoksulluk konusuna samimi olarak yaklaşın" diyorum. CHP'liler samimi olursa halk bunu anlar. Ama samimi olmaya niyetleri, çabaları, gayretleri var mı? Durum ortada. Vesselam.
28 Nisan 2011 Perşembe 11:23
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ELEŞTİRİMİ & TAKTİKMİ
HALUK KARATEKİN
YAHU BU CHP DEN HEM MÜZDARİP HEMDE TAKTİK VERİCİ DURUMU ANLAMIŞ DEĞİLİM, ADAMLAR BAĞIRA BAĞIRA HALKI KANDIRMAK İSTİYOR SENDE YAZMIŞINKİ YOKSULA YARDIM EDERSEN OY ALIRSIN. PES VALLAHİ CHP ZİHNİYETİNİN KENDİSİ -SADECE OY İÇİN İYİLİK- OLDUĞUNU BENDEN İYİ BİLİRSİNİZ. BUNLAR ŞİMDİ VARMISIN GEÇİCİ OLARAK OY İÇİN BAŞLASIN YARDIM KAMPANYALARINA, YAZINIZ ÇOK GÜZEL AMA FİNAL İYİ DÜŞÜNÜLMEMİŞ.
28 Nisan 2011 Perşembe 10:14
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri