Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Geçmiş Zaman Olur Ki Hayali Cihan Değer

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Habername birinci yılını geride bıraktı. Bütün ekibi tebrik ediyorum

Dünyanın ömrü yanında insanın ömrü çok kısa. Kâinatın büyüklüğü ve Rabbimizin kudreti, kuvveti, büyüklüğü düşünüldüğünde, insan çok küçük bir varlık ve en uzun yaşayanların bile dünyada kaldığı müddet göz açıp kapamak gibi kısa bir süre.

Ömür üç gündür bazılarına göre. Birisi dün idi geçti. Birisi yarın, bizim için belki hiç gelmeyecek. Yarına erişip erişemeyeceğimizi bilemeyiz. Onun bilgisi sadece Rabbimize ait. Geriye bugün kalıyor.

Rahmetli dedemin dilinden düşürmediği ifade ile özetlersek, “Gün bugün, saat bu saat!”

Sevgili Kemal Bozkurt’la tanışmamızın üzerinden yaklaşık 20 yıl geçti. Ben o yıllarda İslâm Mecmuası, Kadın ve Aile, Gülçocuk ve Panzehir dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni idim.

“Bir kimseye matbaa mürekkebi bulaşırsa artık o iflah olmaz” sözü yayın dünyasında pek meşhurdur. Bu sözle gazetecilikle, yayıncılıkla bir şekilde temas edenlerin artık bir ömür boyu o işlerden büsbütün kopamayacakları anlatılmaya çalışılır.

Benzer ifadeleri tiyatrocuların, “Sahne tozu yutan iflah olmaz”, radyocuların, “Stüdyo tozu, mikrofon tozu yutan iflah olmaz” şeklinde uyarladığını görürüz.

Kemal kardeşim Konya’da üniversite öğrencisi idi tanıştığımız dönemde. 1990’lı yılardan söz ediyorum. Cevval, ilgili, meraklı ve şevkli idi. Gazeteciliğe ve yazarlığa olan ilgi, heves ve azmini gördüğüm için kendimce teşvik etmiştim. İlk yazı ve röportajlarını o yıllarda İslâm Mecmuası’nda yayınladık.

Habername’nin kurucularından ve yazarlarımızdan Mesut Doğan ile de, Kemal Bozkurt’la tanıştığımız yıllarda tanıştık. Sevgili Mesut yeniden baba olmuş. Allah, analı babalı büyütsün yavrumuzu. Mesut, son yazısında "gelincik tarlası"na bir girdi, bekle ki çıksın.

Kemal Bozkurt yalnız değildi Konya’da. Onunla aynı dönemde tanıdığım Turgay Şahin, Ekrem Aytar, Mustafa Orhan ve ismini hemen hatırlayamadığım için bana kızmayacak diğer kardeşlerim vardı.

Konya’da üniversite öğrenimi gören bu genç ekip yayınlarımıza canla başla destek verdi. Hepsini hayırla, muhabbetle anıyorum. Hepsine hayırlı, uzun ömürler diliyorum.

Şimdilerde İnternethaber’de yazan Efdal Orhan’ı da aynı yıllarda tanıdım. Bahsettiğim diğer isimlerle Efdal’in ortak öğrencilik yılları var mıdır, bilemiyorum. O da 1990’da fakülteyi yeni bitirmişken İstanbul’a geldi. Önce İslam Mecmuası’nda, sonraki yıllarda ise AKRA FM’de birlikte çalıştık.

Kemal Bozkurt’la 1990’da başlayan dostluğumuz da Mecmua’dan sonra AKRA’da birlikte çalışarak devam etti.

Prof. Dr. Orhan Çeker Hocamızı yıllardır yazılarından ve adı geçen dergilerimizde sorulara verdiği pratik, ikna edici cevaplarından hatırlıyorum. Bir de Kemal Bozkurt’un anlatımlarından hatırlıyorum Hocamızı. Habername için çok büyük bir fırsat Hocamızın varlığı.

Ramazan Ercan Bitikçioğlu Ağabey’i de, AKRA FM’de hafta içi her gün hazırlayıp sunduğum Mercek programı vesilesi ile tanıdım. Ercan Bey o yıllarda (1995-1997) Gündüz Gazetesi’nde yazıyordu. Ben ise bütün gazetelerin köşe yazılarını tarayıp bazılarını kısmen, bazılarını tamamen okuyor, bazı yazarları telefonla canlı yayında misafir ederek o günkü yazısı üzerine kısa söyleşiler yapıyordum.

Ercan Bey’le yüz yüze hiç görüşmeden aylarca konuştuk. Yayın sırasında ve yayın dışında sohbetlerimiz oldu. Bir gün yazıları kesildi. Ben de arayıp sebebini öğrendim. Sonra da radyoya çay içmeye, yüz yüze görüşmeye, sohbete davet ettim.

Ercan Bey davetime derhal icabet edip radyoya geldi. Sonra da aynı müessesede bir süre çalışmak nasip oldu.

Peşinden de asıl mesleğine, pilotluğa döndü. Zira özel bir havayolu şirketine müracaatı vardı, davet edilmişti.

Ercan Bey’in Habername’de en çok yazan, yazılarını en sık yenileyen ve çok emek verdiği yazıları en fazla okunan bir Ağabeyimiz olması şaşırtıcı değil. Zira o daha fazlasını hak ediyor. Eline, yüreğine sağlık.

Ercan Bey iyi ki Habername’de yazıyor diye kendi adıma ve bütün okuyucularımız adına seviniyorum.

Onun, yazılarına verdiği emek, dil konusundaki hassasiyeti ve birbirinden farklı onca konuya olan ilgi ve dikkati tebrike, takdire şayandır.

Sevgili kardeşim Sebahattin Bilgiç'le tanışıklığımız ve dostluğumuz fakülte yıllarımızdan başlar. Onunla aynı öğrenci evinde kalmışlığımız, aynı manevi atmosferleri teneffüs etmişliğimiz, aynı güzel insanlara gönül vermişliğimiz vardır. Onun da Habername için önemli bir kazanç olduğunu biliyorum. Özellikle de öğrencilik dönemi hatıralarını, sonrasında güzel insanlarla yakın olmuşluğunun kazanımlarını bizlerle paylaşmaya devam etmeli. Kendi hatırları ile birlikte Hasan Gümüş Hocamızdan dinlediklerini de günışığına çıkarmalı acilen.

Sevgili Cezmi Koç’u, Esra Gündüz’ü de anmalıyım. Esra kardeşimizle de bir süre önce, -kısa da olsa- aynı müessesede çalıştık, yakınlarının vefatından sonra köşesine yazılarıyla dönemedi, bekliyoruz. Sevgili Cezmi ile yukarda adı geçen kurumlarımızda -bir süre- aynı çatı altında çalışmışlığımız vardır. Azmini ve coşkusunu dikkatle takip ediyorum.

Yazarlarımızın her birini bir gün yakından tanıma fırsatı bulmayı umuyorum. Önümüzdeki aylarda, yıllarda herbirine dair özel hikâyeler, hatıralar yazmayı diliyorum. Hepsine bu ailenin birer ferdi oldukları ve Habername’yi güçlendirdikleri için teşekkür ediyorum.

Hep birlikte hayra, iyiliğe hizmet eden bir Habername ile nice güzel yıllara kavuşmayı diliyorum. Habername’ye emeği geçen ve katkı sağlayan her kademedeki kardeşlerimizi, dostlarımızı tebrik ediyorum.

Yarın pişman olmayacağımız doğru, güzel ve hayırlı işlere imza atmalıyız.

İyilik adına, sadece Allah'ın rızasını umarak yaptığımız işler, hayır namına "dikili ağaçlarımız" olmalı. Gözlerimizi bu dünyaya kapadığımızda karşımıza çıkacak "ahiret azıkları" hazırlamalıyız. Herkes için vakit çok kısa. Acele etmeliyiz.

Yarınlarda hatırladığımızda “hayali Cihan değecek” nitelikte bir ömür sürmenin niyet ve gayretinde olmalıyız.

Gördüğümüz, haberdar olduğumuz doğruları desteklemeli, yanlışları ise usulünce düzeltmeliyiz. En kötüsü tepkisizlik, birşey yapmadan beklemektir.

"Suya sabuna dokunalım" ki, "iyilik olsun".

Habername, o iyiliklerden birisidir.

 

 gumuslale@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3774 defa okunmuştur
Kemal Abi Sen Dinle,
Cezmi Koç
Öncelikle Recep Abi'nin iyi niyetlerinden dolayı çok teşekkür ederim. Recep Abi'nin bana ilk desteği kendisi de hatırlarsa Başbağlar katliamında şehid olan Rahmetli Ali Taşdelen Abi ile ilgili bir yazı yazmıştım da o İslam mecmuasının en müstesna yerinde yayınlamıştı. Daha sonra bir süre onunla Akra Fm'de çalıştık. Bir kere de fakirhanemize gelip mahalle dostlarımızla derin bilgilerini paylaşmıştık. Kendisinin her zaman olgun, vakarlı, bilge,
17 Mayıs 2009 Pazar 12:05
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kemal Abi Sen Dinle
Cezmi Koç
Bu yorumlarımı da Kemal Abi dinlesin; artık elini taşın altına koysun. Karşı kıyıdan ha bu kıyıya geldiği zaman tüm yazarlarla ve aileleriyle birlikte bir piknik düzenlesin. Öyle öte kıyılardan caka satmak kolay. Gelsin burada ağalığını göstersin. Bakalım ve görelim... Bu arada Kenan Kardeşim, artık biraz kıpraş. Yazı yazmak için illa ki seni dürtmek mi gerek? Eğer öyle diyorsan çekinmem seni dürterim... Tüm dostlara kolay gelsin...
17 Mayıs 2009 Pazar 12:05
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sâffât Sûresi, 37.nci sûredir, âyetler...
R. Ercan BİTİKÇİOĞLU
Kontrol edemeden gönder tuşuna bastım. Yorumda bahsi geçen Sûre olan Sâffât Sûresi, 37.nci sûredir, ancak âyetler doğrudur. Parantez içindeki kısım şöyle olacak (Sâffât, 37. Sûre, 48'den 57'ye olan âyetler) Meâlen Cennet'de iki arkadaşın hasbihalinden bahseder. Kasdım buydu... Düzeltir özür dilerim. (Diğer muhterem arkadaşlarım için de aynı dileklerim var) Hürmetlerimle. Ramazan Ercan BİTİKÇİOĞLU
16 Mayıs 2009 Cumartesi 10:19
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Asıl takdire şayan olan arkadaşlığın senin
R. Ercan BİTİKÇİOĞLU
Muhterem kardeşim hakkımızda hüsn-ü teveccüh göstermiş, bizi abartmış. Ama bu abartma beni kabartmadı, bilakis onun tevazuu karşısında bir kez daha mahcup oldum... Kişi ne ise karşısındakini öyle bilirmiş. Kadim bir dostluğumuz var Recep kardeşimle. Ahirette (Sâffât, 48. Sûre-57.) âyette bahsedilen arkadaşlar gibi olmayı dilerim kendisiyle. Acaba müyesser olur mu? İnşaallah diyelim, inşaallah...
16 Mayıs 2009 Cumartesi 08:12
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
O ekip büyük bir şanstı
Kemal Bozkurt
Recep Ağabey, Evet Efdal Orhan'da bizim fakültedeydi. O ekip gerçekten bir harikaydı. Sizin o ekibe emeğiniz büyük. İnşaallah hep birlikt nice başarılı yıllara diyoruz.
16 Mayıs 2009 Cumartesi 01:36
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri