Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Geçmişteki Yanlış Hesaplar

30 Ağustos 2011 Salı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Ağustos 2011 tarihli Ulusa Sesleniş Konuşması’nda önemli konuların altını çizdi. Söz konusu konuşmanın haber metinleri içerindeki sınırlı paylaşımına gönlüm razı olmadı. Birden çok konuya temas edilen konuşmanın Ramazan ve Somali ile ilgili kısımlarında önemli tespitlere yer veriliyor. Birlikte okuyalım…

 

“İnsanlarımızın manevi duygularının ziyadeleştiği, sabrımızın metanetimizin arttığı, gönüllerimizin iyiliklere ve güzelliklere yöneldiği bu mübarek günler bizi birbirimize bağlayan bağları kopmaz hale getiriyor, sağlamlaştırıyor.

Böyle günlerde birimizin derdi hepimizin derdi oluyor, birimizin mutluluğu hepimizi mutlu ediyor. Nerede bir ihtiyaç varsa insanlarımız oraya koşuyor, nerede bir yara kanıyorsa bütün imkânlar o yaraya merhem olmak üzere seferber ediliyor.

Sevgi ve merhamet ayı Ramazan’ın kalpleri saran manevi iklimi, mahzun gönüllere şifa oluyor, yoksul ve yoksun kalmışlara deva oluyor. Bu sabır eğitiminden hepimiz insanlık şuurunu güçlendirmiş, vicdani dersler çıkarmış olarak çıkıyoruz.

Herkese açık iftar sofralarında sadece bir tas çorbayı değil; bizi dost ve kardeş kılan, aynı yolda yoldaş kılan o insanlık şuurunu da paylaşıyoruz. O şuur ki, bizi binlerce kilometre uzağımızdaki bir coğrafyanın acılarından haberdar kılıyor. O şuur ki, orada çekilen sıkıntılardan, yaşanan kayıplardan, açlıktan ve susuzluktan bizim gönüllerimize de birer yangın düşürüyor.

Geçen sene kardeş Pakistan’daki felaketle bu insanlık imtihanından geçtik. Bu sene Somali imtihanıyla karşı karşıyayız. Bizler komşusu açken gözüne uyku girmeyen tok yatmayan bir ecdadın torunlarıyız. Öyle bir medeniyetin mirasçısıyız ki, en temel değerlerimizden biri merhamettir, ihtiyaç sahibinin yardımına koşmaktır.

İnsanlığın hududu, coğrafyası olmadığını en iyi bilen, her şartta bunun gereğini yerine getirmiş bir milletiz. Elbette her iki çocuktan birinin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı Somali’deki  insanlık dramına da seyirci kalanlardan olamazdık, bu bize yakışmazdı.

Şükürler olsun ki milletimiz bu insanlık şuurunu en canlı haliyle yaşatıyor, Somali imtihanında da bunu en müşahhas şekilde gördük, yaşadık. 74 milyon insanımız Somali’deki kardeşlerimizin imdadına yetişmek için adeta seferber oldu.

Buradan hayırsever milletimize, gönüllü kuruluşlarımıza, bu yardım faaliyetleri için geceli gündüzlü çalışan her insanımıza şükranlarımı sunuyorum. Her insanımızın da en az benim kadar ortaya çıkan bu güzel tablodan onur ve mutluluk duyduğuna inanıyorum. Bu merhamet tablosu bütün dünyaya örnek olacak bir tablodur.  İnanıyorum ki bu hassasiyet dünya milletlerine de dalga dalga yayılacaktır.

Hükümet olarak, Somali’de şartların kötüleşeceği anlaşıldığı andan itibaren harekete geçtik ve ilk olarak bir Başbakanlık genelgesiyle yardım seferberliği başlattık. Birçok kamu ve gönüllü sivil toplum kuruluşumuz  yardım kampanyalarıyla bu seferberliğe en etkin biçimde katıldılar. Hayırsever insanlarımız bu kampanyalara sahip çıktılar, adeta sofralarını Somalili kardeşlerimizle bölüştüler. Ortaya çıkan ciddi meblağlardaki yardımlar hemen bölgeye aktarıldı, aktarılıyor.

Bildiğiniz gibi bakan arkadaşlarımız, iş adamlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, sanatçılarımız ve medya mensuplarımızla birlikte kalabalık bir heyet olarak biz de Somali’ye gittik. Oradaki insanlara moral vermeye, acılarını paylaşmaya, ihtiyaçlarını imkânlar nispetinde gidermeye çalıştık. TİKA’nın, Sağlık Bakanlığı’nın, Kızılay’ın bölgeye yardım malzemeleri sevkiyatı yoğun olarak sürüyor. Kızılay orada çadır kentler kuruyor, inşallah bu çadır kentlerin kapasitesi yakın bir zaman içinde 2 bin çadıra kadar çıkacak.

Sağlık Bakanlığımız ilk aşamada tam teşekküllü bir sahra hastanesi kurarak hizmete başladı, önümüzdeki günlerde beş hastane daha süratle kurulacak. Diyanet İşleri Başkanlığımız, ayrıca İHH, Kimse Yok mu, Cansuyu, Yardımeli, Deniz Feneri, Yeryüzü Doktorları, Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı gibi  pek çok sivil yardım kuruluşlarımız da  kampanyalardan elde ettikleri kaynakları bölgeye ulaştırmak için adeta arı gibi çalışıyorlar.

Meseleyi uluslar arası toplumun gündemine taşımak için de elimizden gelen bütün gayreti göstermeye devam ediyoruz devam edeceğiz. Geçtiğimiz hafta İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri bizim çağrımız üzerine İstanbul’da bir araya geldiler. Zirveye katılan ülkeler, Somali’nin acil ihtiyaçları için 350 milyon dolar tutarında nakdi ve ayni yardım yapmayı taahhüt ettiler.

Tabii bugüne kadar meseleye yeterli ilgiyi göstermeyen ekonomik güce sahip bütün ülkeleri de biz bu seferberliğin içinde görmek istiyoruz. Orada yaşananlar inanın en katı kalplerin bile taşımakta zorlanacağı acılar…Her iki çocuktan birinin açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan hayata veda ettiği bir ülkeden söz ediyorum.

Artık gerçeği görmek ve söylemek gerekiyor; Somali’deki bu acı özellikle sadece bu yıl ortaya çıkmış bir kuraklığın sonucu değildir. Bu dramatik tablo, yaşadığımız yüzyıl boyunca ellerindeki gücü insanlığın lehine kullanamayan egemen devletlerin hata ve günahlarının eseri olarak ortaya çıkmıştır. Kara kıta yüzyıllardır yıllardır talan ediliyor, bütün tabii kaynakları gelişmiş ülkelerce sömürülüyor.

Bu devranın sürüp gitmesi adına bu ülkeler baskıcı yönetimlerin, dikta rejimlerinin elinde rehin bırakılıyor. Bugün Somali açsa, susuzsa, çocuklarını hastalıklardan, yetersiz beslenmeden kurtaramıyorsa, bunun sebebi bu ülkenin kaynaklarının gelişmiş ülkeler tarafından sonuna kadar tüketilmiş olmasıdır. Bu maalesef sadece Somali’nin değil, Afrika’nın ve daha nice başka coğrafyaların özellikle son yüzyıldaki ortak hikâyesi olmuştur.

Somali’ye bu ağır faturayı çıkaranların bugün kenara çekilip olan biteni seyretmek gibi bir lüksü olamaz. Bu günahın bedelini ödemek, onlarca yıl kendi toplumlarının sınırsız refahı adına Somali’yi ve Afrika’yı yokluğun ve çaresizliğin kucağına itenlerin boynuna borçtur.

Türkiye bu gerçeği her zeminde dillendirmeye devam edecektir. Her uluslararası meselede barıştan, dayanışmadan,  uzlaşmadan, toplumlar arası yakınlaşmadan yana olacağız. Bu yolda inisiyatif kullanmaktan da asla geri durmayacağız.

Menfaatleri öyle gerektirdiği için bölgesel çatışmaları körükleyen, dünya kaynaklarını sömüren, insan hayatını hiçe sayan bütün küresel stratejilerin de kararlılıkla karşısında duracağız.

Somali’de yaşananlar bugünün dünyasına şekil verenlerin geçmişte yanlış hesaplar içinde olduğunu açıkça gösteriyor. Bütün insanlığın bu gidişat üzerinde düşünmesi, dünyanın geleceği açısından bu konuyu çok iyi değerlendirmesi lazım…

Çünkü küresel barışın tesisi ve insanlığın esenlik içinde yaşaması dünya üzerindeki adaletsizliklerin, haksızlıkların, zulüm ve sömürünün ortadan kalkmasına bağlı…

Bütün insanlık bu şuura ulaştığında çözülmez denen sorunların da kısa zamanda çözülmesi mümkün hale gelecek.

Biz, ülkemiz ve milletimiz adına dünyanın neresinde bir yangın varsa gücümüz takatimiz oranında o yangını söndürmek, oradaki acıyı dindirmek için gayret sarf etmeye devam edeceğiz.

Bugün biz Somali’ye merhamet elimizi uzatırken, oraya yardım ederken inanıyoruz ki esasen Somali’deki kardeşlerimiz de bize yardım etmiş oluyorlar.”

gumuslale@gmail.com 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2226 defa okunmuştur
Geç kalan yorumlar..
Gülsen Nurdoğan
4.5 ay sonra bu yazıyı okuyorum.Başbakanımızdan Allah razı olsun. Şu sözleri bu gün dünya liderlerinden kim dile getirebiliyor.Şu başbakanı sevemeyenlere şaşıyorum.Ya okuyup dinlemiyorlar ya da ne diyeyim.. Bu doğruları dile getiren gazetecilere yazarlara teşekkür ederiz.Bakın söz uçmuş yazı kalmış..Başbakan hala denizfeneri diyorsa o biliyor kimin ne yaptığını demekki. Geç bir yorum ama bizim gibi garibanlar gündemi çok iyi takip edemiyor.
18 Ocak 2012 Çarşamba 12:51
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri