Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Hakkârili Çocukların Dilek Ablası

15.06.2010 17:21

İyilikleri, güzellikleri çoğaltmak her iyi insanın hedefi olmalı. İyiliği, güzel işi kim, nerede yapıyorsa tebrik edilmeli, teşvik edilmeli.

Müşterisiz malın zayi olması gibi, iyi işlerin peşinde koşan insanların desteklenmemesi de onların kalkıp başka diyarlara göçü anlamına gelir.

Geçen hafta internetten bir konunun izini sürerken tanıştım Dr. Dilek Yeşilbaş’la. Hikayesini okuyup, yaptığı işlerin detaylarından haberdar olunca, geçen yıl bir vesile ile adını duyduğumu da hatırladım.

Onun gibilerin elinden tutulmalı, sayıları artırılmalı, yalnız olmadıkları hissettirilmeli.

Geçtiğimiz Pazar günü Zaman Gazetesi’nde (13.06.2010) Aziz İstegün’ün onunla yaptığı bir mülakata yer verildi. Uygulamaya başladığı birbirinden şirin projeden birkaçını ve Dilek Yeşilbaş’ı yakından tanıyalım..

Dr. Dilek Yeşilbaş, Samsunlu genç bir doktor... Mecburi hizmet kapsamında 2 yıl önce Hakkâri Devlet Hastanesi'ne atanan Yeşilbaş, bir an önce Batı'ya kapak atmanın yollarını aramak yerine eşine az rastlanan bir çaba sergiliyor. Sağlıktan eğitime, işsizlikten çöp sorununa, kültürden sanata birçok projeyi hayata geçiriyor. 'Kürt Kadınları Konferansı Komitesi'nde gönüllü olarak yer alan Samsunlu doktor, mahalleleri dolaşarak kadınların sorunlarına çözüm arıyor. 'Taş atan çocuklar'a elini uzatan Yeşilbaş, son olarak Anadolu Spor Akademisi ile birlikte uluslararası bir projeye imza attı. 10-11 yaşlarındaki Hakkârili çocuklar, Almanya'da düzenlenen U–11 ELBTAL CUP Futbol Turnuvası'nda Türkiye'yi temsil etti ve ikinci oldu. Türkiye, dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkâri'de ter döken bu genç doktoru, geçtiğimiz hafta ekranlara çıkınca tanıdı. Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisinde 5 Haziran günü spor camiasının temsilcileri ile bir araya gelen Başbakan Tayyip Erdoğan, Dr. Dilek Yeşilbaş'ı da toplantıya davet etti.

Herkesin kendi içine kapandığı, kendi doğrularıyla yetindiği bir ortamda sorunların çözülemeyeceğini anlatan Erdoğan, 'Hakkâri'nin meleği' olarak tanımladığı Dilek Yeşilbaş'ı herkese örnek gösterdi. Özverili, gayretli bir tek insanın çabalarıyla, Hakkârili çocukların geleceğinin çok farklı bir mecraya yöneldiğini vurguladı. Başbakan, çocuklarda umudun çoğaldığını, gözlerindeki ışığın daha güçlü parlamaya başladığını kaydetti. Erdoğan'ın, "Dilek kardeşimiz, zorunlu hizmet süresi bittiği halde, görev yerinde kalmayı tercih etti. 'Dilek abla' diyerek arkasından koşan yüzlerce çocuğu terk etmek istemedi. Oradaki çocuklara futbolu sevdirdi, sporu sevdirdi, sinemayı sevdirdi. Sadece bu çocukların değil, annelerinin, babalarının, arkadaşlarının da dünyası, hayata bakışları değişti." sözleri alkış tufanıyla kesildi.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın daveti, Dr. Dilek Yeşilbaş'ı hem şaşırtmış, hem heyecanlandırmış. O, spor camiasının devleri ile aynı masada bulunmayı daha önce hayal bile etmediğini belirtiyor. Yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Spor camiasının devleri tek tek gelmeye başlayınca kendimi küçücük hissettim. Çocuklar için ulaşmayı düşündüğüm fakat nasıl olacağını bilmediğim herkes oradaydı. Bir rüya gerçek oldu. Sebebini oradaki masumların ve çocukların ihtiyacına ve ıstırabına bağlıyorum. Zira Allah, derin bir ihtiyaç ve ıstırap ile yapılan duaları asla reddetmez. Başbakan konuşmasında benden bahsederken çok ama çok şaşırdım ve utandım. Bana göre ben ekstra bir iş yapmıyorum çünkü. Yapılması gerekeni yapıyorum. O yüzden bu ilgiden dolayı şaşkınım. Annem ilkokul öğretmeni. İstiklal Marşı'nı baştan sona ağlamadan okuyamaz. Dedem İstiklal Harbi'nde dokuz yıl askerlik yapmış. Bu vatanın nasıl kazanıldığına tanıklık etmesem de bu hikâyelerle büyüdüm."

Dilek Yeşilbaş, Başbakan'ın yaptığı toplantıda, yaşadığı örnekleri paylaşmış. "Benim toplantıya gelmeme sebep olan faaliyetlerin temelinde insani acılara dokunmak olduğunu söylemeye çalıştım. Bunu yapmanın en kestirme yolunun sivil toplum hareketleri olduğunu belirttim." diyor.

Hakkâri'nin sevilen doktoru, hükümetin sivil inisiyatife verdiği önem ve desteğin altını çiziyor. "Sayın Başbakan'ımızın beni bu toplantıya davet etmeleri, demokratik açılım sürecinde ne kadar kararlı ve duyarlı olduğunun bir göstergesidir." diyor. Sivil toplum hareketlerine öncülük eden kadınların önemini ise bir Afrika atasözü ile anlatıyor: "Bir erkeği eğitirseniz bir bireyi eğitmiş olursunuz, bir kadını eğitirseniz bir aileyi dolayısıyla toplumu eğitmiş olursunuz."

Zeynep Teyze'nin gözyaşları beni Hakkâri’ye bağladı

Dilek Yeşilbaş, Hakkâri'nin çektiği acılardan çok etkilenmiş. Belki de psikiyatri uzmanı olduğu için hemen herkesi dinlemiş. Mayın patlamasını haberlerden izlemekle, mayın mağduru çocukları görmenin, dinlemenin aynı şey olmadığının altını çiziyor. "Kocasını, oğlunu kaybeden, ölü ya da diri nerede olduğunu bilememenin çaresizliği ile kendini polikliniğe atan kadınları dinleyip kelimelerin kifayetsiz kalması ne demek anladım." diyor. Hakkâri'de kalarak bir şeyleri başarmak istemesinde Zeynep Teyze'nin çok etkisi olmuş. Hakkârili çocukların Dilek Abla'sı o anı anlatırken heyecanlanıyor: "Köylerinden bir sebeple göç eden yaşlı Zeynep Teyze'nin gözyaşlarına tanık olduğumda ve dilini bilmediğim bu insanla gönülden bir yolla anlaşınca bir insanla anlaşmanın tek yolunun dil olmadığını bildim."

Dilek Yeşilbaş, 'Ateş düştüğü yeri yakar.' sözünü eksik buluyor. "Ateş nereye düşerse düşsün bizi yakar." demeyi daha doğru buluyor. Kendisinin bu duygu ve düşüncelerle büyüdüğünü, insanlığın da bu noktaya doğru gittiğini vurguluyor.

Doktor Yeşilbaş, Hakkâri'deki faaliyetlerini Baran Yetenek Avcıları Derneği'nin çatısı altında yürütüyor. 'Neden Baran?' sorusunu yöneltince, "Baran koyduk adını; rahmet, bereket olsun, diye." cevabını veriyor. Tabii çalışmalarını tek başına yapmıyor. Türkiye Futbol Federasyonu, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Anadolu Spor Akademisi ve Hakkâri Valisi Muammer Türker'den ciddi destekler almış. Hakkarili çocukların Almanya'daki U-11 ELBTAL CUP Futbol Turnuvası'na gitmesinde Anadolu Spor Akademisi Genel Koordinatörü Özcan Şimşek ve antrenörler Mehmet Kayrım ile Hasan Atalay'ın gayretleri etkili olmuş.

Hakkâri'nin huzuru Türkiye'nin huzuru demek

Dilek Yeşilbaş, çocuklarla ilgili faaliyetlere yoğunlaşmasının sebebini şöyle özetliyor: "Bu organizasyonla gördük ki Türkiye'yi uluslararası bir turnuvada Hakkârili çocuklar temsil edebiliyormuş. 'Taş atan çocuklar' denilen, değişik ifadelerle suçlanan, damgalanan bu çocuklar biraz kendileri ile ilgilenilince, fırsat verilince uluslararası bir turnuvada fair-play ödülü alabiliyorlarmış. Bu, çok ama çok önemli. Suçlamadan, damgalamadan önce üzerimize düşeni yaptıkça bakalım bu çocuklarımızdan ne cevherler çıkacak? Ayrıca 15 çocuğun katılacağı bir turnuva için yaklaşık 1000 çocuk ve ailesi heyecan duyuyor. Şehirde ayrı bir sosyal hava oluşuyor." Dilek Hanım'ın en büyük hayali; Hakkâri'yi içinde oyun parklarının, lunaparkın olduğu, insanların huzurla yaşadığı, evlerden neşeli çocuk seslerinin yükseldiği bir yer olarak görmek. Ve ardından ekliyor: "İnanıyorum ki bu çocuklar huzurlu olunca hepimiz daha huzurlu olacağız. Hakkâri'de nüfusun yüzde 50'si 19 yaşın altında. Burada bu sorunu çözmek, aslında her şeyi çözmek demektir. Hakkâri'nin huzuru Türkiye'nin huzuru demektir."

15 Haziran akşamı Seyr FM’de yayınlanan İyiliğin Seyr Hali programında konuğum Dr. Dilek Yeşilbaş'tı. Programda kendisini yakından tanıma ve insanlık adına güzel işlerin, iyiliklerin, uygulanan projelerin hikâyesini onun ağzından dinleme fırsatı bulduk. Allah yolunu açık etsin, sayılarını artırsın.

gumuslale@gmail.com

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2852 defa okunmuştur
Dr.Dilek Hanımın Önünde Saygı ile Eğiliyoruz
hiziracil.tr
Bir Akrabam Kadın doğum uzmanı,gönüllü hakkariye itmişti.3 kez dönüşünü uzattırdı hakkarililer. İşte bizim insanımız bu.Bakmayın,yabancıların birbirimizi ,içimizdeki,inançsız ergenekoncular yolu ile ayırma çalışmaları,hiçbir zaman başarıya ulaşamaz.Yeterki,ortak bağımız inanımızdan taviz vermeyelim,İnancımızın yasakladığı,osmanlıyı 113 yılda çökerten,kavimcilik hatasına düşmeyelim.
20 Haziran 2010 Pazar 23:30
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri