Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Hizmet Üretenler ve Ötekiler

15.03.2010 14:01

Elazığ depreminin sembol ismi Keko isimli bir çocuk oldu. Keko, depremde annesi ve kardeşini kaybetti, annesinin mezarına kapanıp ağladı, milyonların yüreğini dağlandı.

Yurtdışında çalışan babası köye döndü, Keko’yu bağrına bastı, “Artık oğlumdan ayrılmayacağım” dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal dün Elazığ’da depremzede aileleri ziyaret etti. Keko ile de görüştü. Keko’yu kucağına alarak bir süre konuşan Baykal ona, “Bir isteğin var mı?” diye sordu.

Keko, “Galatasaraylı futbolcu Arda gelsin” diyordu. Baykal da Adnan Polat’ı arayarak Arda’nın formasını istedi Keko için.

Bölgeye çok sayıda yardım kuruluşu ve hayırsever vatandaşımız koşup gitti, yaraların sarılması, acılı ailelerin üzüntülerinin azaltılması için herkes binlerce hizmet ehli kişi ve kuruluş seferber oldu.

Deniz Feneri Derneği de ilk günden itibaren deprem bölgesinde idi. Üstelik aileler için uzun süreli çözümler üretiyordu. Mesela, 100 aile derneğin afet evlerinde kalarak, kalıcı konutları yapılıncaya kadar başlarını sokabilecekleri bir yuva ihtiyacını gidermişlerdi.

Keko ve babası da derneğin afet evlerinden birisinde oturmaya başladı.

Bunlar olurken hayır kurumlarına beş kuruşluk katkısı olmayan kimi zevat da boş durmuyordu.

Hizmet üretenlerin karşısında sadece laf üreten ve görevleri sadece kafa karıştırmakmış gibi konuşan kişiler vardı.

Onların şom ağızlılığı karşısında insan kendini sıklıkla “sözün bittiği yer”de hissediyordu.

Geçtiğimiz yıllarda yüksek yargı organlarından birinin en tepesindeki bir kişi, “Hâkimlerimiz, vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışıp kalıyorlar” anlamında sözler sarf etmişti.

Söyleyenin kimliği sebebiyle bu sözler, üzerinden geçen onca yıla rağmen unutulmuyordu.

Bir süre önce Türkiye’nin epeyce ünlü bir medya mensubu, yargının ne kadar zor şartlar altında çalıştığını, büyük davaların bazen dolambaçlı yollarla nasıl küçültüldüğünü anlatmış, bir taraftan ürettiği pratik ama ahlaki/hukuki olmayan çözüm yolunu kullandığı için “aklımı seveyim” moduna girmiş, bir yandan da “Hiçbir davayı küçümsemeyin!” ihtarını yapmıştı.

Anlattıkları hem kendisi açısından hem de anlattığı hikâyenin bütün tarafları bakımından ciddi anlamda can sıkıcı ve ülkemiz adına üzüntü verici idi.

Geçtiğimiz Pazar günü Star TV’de yayınlanan “Her Açıdan” programının değişmeyen konularından birisi yine Deniz Feneri idi.

Konuklar değişiyor, Ruhat Mengi’nin Deniz Feneri gündemi hep yerinde duruyordu.

Mengi bir izleyici mektubu okuyordu. Mektupta Deniz Feneri’nin hazineden yardım aldığı iddia ediliyordu.

Oysa, “Deniz Feneri Derneği hazineden yardım alıyor mu?” sorusunu bir CHP milletvekili TBMM’de soru önergesi olarak ilgili bakana yöneltmişti.

Cevabını almış mıdır, alamadı ise neden alamamıştır bilmiyoruz ama Deniz Feneri’nin hazineden tek kuruş yardım almadığı biliniyordu.

Bunu hem yapılan denetimlerle devletin müfettişleri tespit etmiş hem de üç yıldan beri Deniz Feneri’nin açığını bulup medyaya ve savcılara yetiştirme gayretindeki çevrelerin ellerinin hala boş oluşundan anlıyoruz.

Bir proje çerçevesinde devletin bir kurumu ile bir sivil toplum kuruluşunun işbirliği yapması anlaşılabilir, bir problemin ortadan kaldırılmasında çözüm ortağı olmaları yadırganmaz.

Böylesi bir birliktelik söz konusu olmadığı halde sivil toplum kuruluşlarının bazılarının devletten yardım almaları normal karşılanabilir mi?

Deniz Feneri yaptığı açıklamalarda, “devlet yardımı almadık” diyor, peki ülkemizde adı sanı bilinen sivil toplum kuruluşlarından bu sorunun asıl muhatabı olabilecek bir kuruluş var mıdır?

Ruhat Mengi, stüdyoda yanında oturan İstanbul Baro Başkanı’nı Av. Muammer Aydın’ı göstererek, “Başkan bana hatırlattı: Deniz Feneri Elazığ’da Kızılay’la birlikte faaliyet gösteriyor, dedi” ön bilgisini verip sonra da sordu: “Niçin suçlanan ve sorgulanan bir kuruluş Elazığ’da Kızılay’la birlikte faaliyet göstermektedir? Açıklama bekliyoruz.”

İstanbul Baro Başkanı’na hukukçularımızın sorması gerekecek, “Elazığ’a 100 afet ev götüren, gıda ve eşya dağıtan, Başbakan tarafından tebrik ve taltif edilen Deniz Feneri hakkında açılmış bir dava ya da verilmiş bir hüküm var mıdır?”

Kızılay, Türk Hava Kurumu, Akut, Halkevleri Derneği ya da başka bir kurumun içinde usule aykırı bir durum tespit edilse, bu kuruluşların faaliyetleri durdurulur mu?

28 Şubat döneminde Refah Partisinin kapatılması için dava açıldığında Prof. Dr. Mustafa Kamalak’a AKRA FM’deki haber programımda, “Parti kapatılır mı, sizce?” sorusunu yöneltmiş, “Hukuk çıldırdıysa evet Refah Partisi kapatılır” cevabını almıştım.

Refah partisi kapatıldı. Ama o dönemin normal olduğunu söyleyebilen, “aklı başında” bir Allah’ın kulu çıkmadı.

Bugün de İstanbul Baro Başkanı’nın yaklaşımını ya da onun gibi düşünen Ruhat Mengi’nin sözlerini izleyen bir vatandaşımız, götürdüğü afet evlerinin yaklaşık değeri 500 bin TL olan Deniz Feneri’nin hukuksuz bir iş yaptığını mı düşünmesi lazım?

Hukuk değilse de bazı hukukçuların çıldırdığını mı düşünmeliyiz şimdi?

Ne zamandan beri, yoksullukla mücadele etmek ve afet sonrası mağdur insanların yaralarını sarmak üzere doğmuş bir yardım kuruluşunun iyilik için koşması, madalyalık işlere imza atması, hele de bunu haksız saldırı ve iftiralarla yaralandığı ve kan kaybettiği bir dönemde yapabilmesi suç gibi gösterilir olmuştur?

Hem Deniz Feneri’nin Kızılay’la çalıştığını söylemek ne anlama geliyor? İki farklı kuruluş, kendi imkan, kabiliyet ve tecrübeleriyle vatandaşlarıımız için hizmet üretiyor. Biri diğeriyle değil, her biri kendi başına yardım faaliyeti yapıyor.

Birlikte yapsalar onda da hiçbir sakınca olmaz.

İstanbul Baro Başkanı Av. Muammer Aydın ve onun gibi düşünenlerin ülkemizin yargı sistemindeki arızaların giderilerek adaletin hızlı tecellisi için kafa yormaları, efor sarf etmeleri beklenir.

Zira, “Hukuk ya da hukukçular çıldırmış mı?” sorusuna sebep olacak yaklaşımlar ülkemizin huzuruna hizmet etmez.

gumuslale@gmail.com

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1700 defa okunmuştur
TAKDİR
SALİH ÖZGÜR
SA. RECEP AĞABEY BEN SALİH ÖZGÜR SİZN VESİLENİZLE ERBAA DA DENİZ FENERİNİN GÖNÜLSÜ OLDUM HER AY 500 AİLEYE YAKIN YARDIM YAPILIYORDU ŞUAN YARDIMLAR BU MENFİ HABELER YÜZÜNDEN KESİLDİ BU KADAR YARDIMI DEVLET BİLE YAPAMIYOR BEN ŞAHİDİM SİZİ ŞAHSINIZDA DENİZ FENERİNİ TEBRİK EDİYORUM.MİLYONLARCA İNSAN İNANIYORUM DENİZ FENERİ DUA EDİYOR .SAYĞI SEVĞİLERİMLE SALİH ÖZGÜR ERBAA
15 Mart 2010 Pazartesi 22:34
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri