Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

İktidar ve Yönetilenler

08 Ocak 2013 Salı

Mümin için yönetim, kaçınılmaz bir sorumluluktur. Çünkü insan, yeryüzünde Allah'ın halifesidir ve görev üstlenmeye en mecbur kişi de müslümandır. Yeryüzünde adaletin hakim olması için var gücüyle çalışmak, insanların gönlüne sürür koymak, Yaradan'a kulluk hususunda uygun vasatlar hazırlamak inanan insanın en doğal vazifesidir.

Yönetim koltuğu caziptir, çekicidir, albenilidir. Uğruna nice başlar verilmiştir. Dünya ve insan yaratıldığından beri "makam", insanların en zor verdiği, daha doğru bir ifadeyle veremediği bir imtihandır. Kulluk sınavında şeytanın ve nefsin, şeytan tüylü insanların ve insan kılıklı şeytanların en çok kullandıkları silahlardan birisi. Masallardaki şatonun 40. kapısı gibi. "Açma!, yaklaşma!" denildikçe çekiciliği artıyor ve insan, merakının kurbanı olarak kullanmaması gereken anahtarı kullanıp 40. odadaki çirkinlikleri görüyor. Ne onsuz oluyor hayat, ne de zahmetine, meşakkatine dayanabiliyor canlar. Dünya "koltukları" böyle. Zaten kendisi bir "gölgelik" olan dünyada, bir gölgelik bile sayılamayacak kadar geçici özelliğe sahip iktidar koltuklarına insanlar ne diye bu kadar düşkündürler dersiniz? Bilinmez!

İnsan, yeryüzünde Allah'ın halifesidir ve görev üstlenmeye en mecbur kişi de müslümandır.

Yönetim zor iştir. Yönetici koltuğu, sorumluluğu büyük, hesabı güç, azabı dehşet verici çapta bir koltuktur. Bir kere her insanın başında küçük küçük sorumluluklar zaten var, doğduğu dakikadan itibaren. Yaşı ilerledikçe insanın, yönetim çemberine yeni mesuliyetler dahil oluyor ve bu sorumluluğun gitgide ağırlaşan yükü altında ademoğlunun beli bükülüp kalıyor. İhtiyarlara dikkat ediyor muyuz? Bilerek, isteyerek, bazen koşarak, kimi zaman da istemese bile başına sarılan sorumlulukların tonlarca ağırlığı altında, çoğunun beli iki büklüm zavallıların.

Ne var ki, diri şuurlu müminin belli bir yaştan sonra, zahiren beli bükülse dahi manen dimdik ayaktadır o. Hz. Halid b. Velid'in yatağında ölürken, "Kılıcımı getirin! Yıllardır cihad meydanlarında at koşturdum. Vücudumda kılıç yarası almamış bir karış yer kalmadı. Neyleyelim ki şehitlik bana nasip olmadı. Döşeğimde ölüyorum, develer misali. Bari, Azrail a.s geldiğinde beni ayakta ve elimde kılıcımla bulsun!" demesi boşuna mı?! Halid b. Velid ve benzeri yıldız şahsiyetler, yaşları arttıkça, sorumlulukları ziyadeleştikçe kılıç gibi bilenen, daha da keskinleşen, Allah yolunda gayretleri şahlanan insanlar.

Yönetim er işidir, yiğit işidir. Bir ailenin sevk ve idaresinde bile ayaklan birbirine dolaşan zayıf şahsiyetli, düşük ahlâklı insanların, "halkın yönetimi" gibi büyük işleri başarmaları ne mümkün. Kişiliği oluşmamış öylesi zayıf karakterli insanların söz sahibi olduğu bir beldede, toprağın altı üstünden daha hayırlıdır.Yönetici, "Dicle kenarında bir kuzuyu kurt kapsa îlahi adaletin, kendisinden hesap soraca ğı" bilincindeki insandır. Yönetici adil, merhametli, ahlâklı, şefkatli, bağışlayıcı, zeki, akıllı, tedbirli ve feraset ehli olmalıdır. Yönetici tok gözlü olmalıdır. Aç gözlülük ve dünya hırsı yönetici olmayan insanlar için bile nice felaketler sebep olan hastalıklardır.

'Toplumlar, layık oldukları kişiler ve idarelerle yönetilirler"

Yönetici, üstün vasıflı, çok yönlü, engin kültürlü, ince ruhlu ve insanlarla güzel geçinmeyi becerebilen, dinleme, konuşma ve düşünme sanatlarından nasibini almış bir şahsiyet olmalıdır. "Acı olma atılırsın, çok da tatlı da olma yutulursun” esprisini hatırından asla çıkarmamalıdır.

Kişi, zorbalık ve kabalıkla yaptıramayacağı nice işi incelik ve şefkatle çok daha kolay yaptırabilir. Cenab-ı Peygamber s.a.s, "Allah şefkatlidir, şefkati sever. Şiddet ile yapılan işe vermeyeceği ecri, şefkatle yapılan işe verir" (Buhari, Edeb) buyurmuşlardır. Başka bir hadi-i şerifte ise, "Küçüğümüze acımayan, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir" buyurulmuştur.

İslâm, yüksek ahlaklı ve güzel edepli insanların dini olduğuna ve "kavimler yöneticileriyle birlikte haşr olunacak"larına göre, idareciler, milletin en temiz, en seçkin, en edepli ve en zarifleri arasından seçilmek mecburiyetindedirler.

Müslüman, hak arayan ve hesap soran bir mizaç ve anlayışta olmalı ve hasbelkader yönetimde bulunan insanların haksızlık yapmalarına ve zulümle halkı ezmelerine sessiz kalmamalıdır.

Yönetilenler açısından düşündüğümüzde, toplumların genel yapısına bakarak idarecilerin özelliklerini tespit etmemiz zor olmayacağı gibi; bir ülkenin yönetiminde söz sahibi kişilerin hal ve hareketlerine bakıp o cemiyetin ilim, kültür ve ahlâk düzeyini anlamak da mümkündür. 'Toplumlar, layık oldukları kişiler ve idarelerle yönetilirler"; kendisini değiştirmeyen bir cemiyetin başındaki idarecileri Cenab-ı Hak değiştirmez.

Müslüman, yeryüzünde hak ve adaletin temsilcidir. Adaletin tevzii ise belli bir gücün elde bulundurulmasıyla mümkündür. Bu çerçevede baktığımızda mümin için yönetim kaçınılmaz bir görevdir. Çünkü insan, yeryüzünde Allah'ın halifesidir ve görev üstlenmeye en mecbur kişi de müslümandır. Yeryüzünde adaletin hâkim olması için var gücüyle çalışmak, insanların gönlüne sürür koymak, Yaradan'a kulluk hususunda uygun vasatlar hazırlamak inanan insanın en doğal vazifesidir.

YÜKSEK RAKIMLI KOLTUKLAR

Hayatta sorumluluklarla birlikte yetkiler de artar. Bunlar her zaman eşit ve adil bir biçimde olmayabilir ama her makamın kendine has getirdikleri, götürdükleri; avantajları, dezavantajları vardır. Her nimetin bir de külfeti olduğu gibi. Yönetimin insanı çeken cazibesi yanında artan rakımlarla birlikte yükselen bir tehlike grafiği de söz konusudur. Bir binanın ilk katından düşmekle, yukarı katlarından düşmenin aynı şeyler olmaması gibi, artan itibar, iyileşen geçim şartları ve daha çok dünyalıkla birlikte insanı bekleyen feci sonlar da her zaman söz konusu olabilen hayat gerçekleridir.

 

Not: İslâm Mecmuası’nın Temmuz 1991 sayısında yayınlanmış bu yazımızı bugün de faydadan hâli görmediğim için paylaşmak istedim.

 

 
 

recepkocakk@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2086 defa okunmuştur
bilinir neden bilinmesin...
Ramazan Ercan BİTİKÇİOĞLU
Muhterem kardeşim, İslâm Mecmuasında Temmuz 1991 sayısında yayınlanmış makaleniz gerçekten de faydalı ve güzel yazmışsınız. Lakin yazının ilk kısımlarında "...bir gölgelik bile sayılamayacak kadar geçici özelliğe sahip iktidar koltuklarına insanlar ne diye bu kadar düşkündürler dersiniz? Bilinmez!" demişsiniz. Bilinmez değildir bu bilinir. Zaten siz de biraz yazmışsınız bunu. İnsanoğlu'na şeytandan bulaşan en kötü hastalık, Şeytan'ı Cennet'ten çıkaran büyüklenme arzusudur (tam olarak kibir değil, biraz daha geniş bir alandır bu, tasavvufun konularındandır) Ancak nefs-i mutmain derecesine ulaşanlar bundan kurtulabilmişlerdir. E, bu da çile ile olur, ham kalırsan olmaz, pişeceksin. Bir de kanunlarımız yanlış. Adalet önünde mevki ayrımı kalksın insanlar çelebileşir, kimse mevkilere tamah etmez kolayca.. Selam ve duâ ile.
10 Ocak 2013 Perşembe 11:14
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tebrikler
hakan Kutlu
Recep Abi, tebrik ederim ZATINIZI 22 senedir TANIRIM. Bu imtihanları geçenlerden oldunuz hep. Allah ömrünüze ömür KATSIN. Amin.
09 Ocak 2013 Çarşamba 22:12
Beğendim (4)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri