Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Recep KOÇAK

Kabağın Sahibi

08.02.2010 14:05

Allah dostlarından biri berbere gider.

Berber müşterisinin kim olduğunu bilmekte, saygıda kusur etmeden işini yapmaktadır.

Allah dostu, tıraş sebebiyle başındaki takkeyi, sarığı çıkarıp kenara koymuştur.

Allah dostunun tıraş henüz yarı olmadan bir adam gelir atıyla.

Adamın boyu, posu, gücü, kuvveti, kilosu yerindedir.

Yürüyüşünden, söz ve tavırlarından hali vaktinin de yerinde olduğu anlaşılmaktadır.

İçeriye girişinden de anlaşır ki adamın acelesi vardır.

Hareketlerinden zorba, kaba ve duyguları körelmiş bir adam olduğu anlaşılan yeni müşteri emredercesine seslenir berbere, “Acelem var, tıraşa hemen başla!”

Berber kendisi için seçeneğin olmadığını görür, “Peki” der.

Adam, tıraş koltuğunda oturmakta olan Allah dostunun başına bir şaplak vurarak, “Kabağa bak kabağa. Geç otur şöyle babalık, senin tıraş sonra tamamlanır!” der.

Allah dostu sesini çıkarmadan tıraş koltuğundan kalkıp bekleme koltuğuna oturur. Biraz sonra zorba adamın tıraşı biter.

Adam dükkândan aceleyle çıkıp atına biner ve hızlı uzaklaşır.

Adam tam da görüş alanından çıkmak üzere iken atı tökezler ve yuvarlanır. Adam atın altında kalır, boynu kırılır ve oracıkta can verir.

Çevreden görenler çığlığı basar.


Berber ise şaşkındır. Bir manzaraya, bir de Allah dostuna bakar, gayri ihtiyarî sorar:
- Biraz ağır olmadı mı efendim?
Mübarek zat mahzun, düşünceli cevap verir:
- Evladım ben gücenmedim, beddua da etmedim. Ben razı oldum ama kabağın sahibi razı olmadı!

Kişi ya da kurumların aleyhinde konuşmaların yapıldığı, onlara haksızlık ve iftira anlamına gelecek sözlerin sarf edildiği bir ortamda bulunursanız, konuşmacıları kesin bilgi sahibi olmadıkları konuları konuşmaktan menedin.

Buna gücünüz yetmiyorsa o meclisi terk edin.

Zira ölümlü bir vaka sonunda tarafların birbirini affetmesi yetmez, savcı “kamu davası” açar.

Bir kişi yahut kurumun manen öldürüldüğü meclislerde yapılan kimi konuşmaların “zulüm” niteliği taşıması halinde adeta kamu davası açılır, “mazlum” duruma düşen kişi ya da kurumun hakları “Yüce Makam” tarafından acilen takibe başlanır.

Böyle durumlarda, dosya derhal işleme konur, cezalar “imhal” edilmez, infaz acil gelir.

Unutulmamalı ki, bütün kabakların “Bir” sahibi vardır. O’nun zulme rızası yoktur ve O çok adildir, en adildir.

gumuslale@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3024 defa okunmuştur
Teşekkürler...
Barış KIŞO
Gerçekten de çok güzel bir yazı. Ellerinize sağlık. Saygılarımla...
12 Şubat 2010 Cuma 17:14
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
tebrikler
güzel yazı
çok güzel bir yazı kaleminize sağlık..
12 Şubat 2010 Cuma 09:23
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Çok korkarım
Ferhat Keskin
Oldum olası kabağın sahibinden çok korkarım. İftira en büyük günahlardan biridir. Recep Bey bu önemli ikazı hatırlattığınızı için çok teşekkürler
08 Şubat 2010 Pazartesi 16:34
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri