Sansürlen, boş at dolu tut

Hey Allah'ım, ne büyüksün; bu günleri de mi bana gösterecektin!

Son haberi herhalde almışsınızdır. Hürriyet'ten kovulan Emin Çölaşan'ın yazdığı kitapta ileri sürdüğü iddialara itirazı olan Aydın Doğan yargı yoluna başvurmuştu. Aydın Bey gazete yazarlarına sansür uyguladığı iddiasına itiraz ediyor. Emin Çölaşan da tanık da göstererek Türkiye'nin en büyük medya patronunun kendisini sansürlediğini ispata çalışıyor.

Bir ara konuyla ilgili eski yazılarımı kanıt olarak mahkemeye sunacağını işitmiştim. Şimdilik Bekir Coşkun'la idare edeceği anlaşılıyor. Halen Hürriyet'te yazan Bekir Coşkun Ankara'da yargıca ifade vermiş. “Evet” demiş Hürriyet yazarı, “Hürriyet'te sansür uygulanıyor.”

Dediği şu: “Zaman zaman Ertuğrul Özkök, Emin Bey'e 'İktidarı eleştiriyorsun, takıntı halinde devamlı iktidarı eleştiriyorsun, eleştiriler çok sert, bazen hakaretvari yazılar var, bundan vazgeç' şeklinde uyarıda bulunuyordu. Kitapta yazıldığı şekilde uyarıldığını biliyorum. Ertuğrul Özkök bu uyarılarını davacı Aydın Doğan'ın talimatına istinaden yaptığını söylüyordu. (..) Ben de Hürriyet gazetesinde yazı yazmaktayım. Üç beş senelik süreçte, bir iki kez benim yazılarıma da Ertuğrul Özkök tarafından müdahaleler olmakla birlikte sorun çıkmadı. Bana müdahale edilen yazılar, hükümet ile ilgili olan yazılardı.”

Kovulduğu için patronu aleyhine yazıp konuşan birinin tanıklığı neyse, ama Bekir Coşkun Hürriyet'te halen yazıyor ve çok okunduğu için de itibar görüyor. Onun “Bizim grupta sansür var” demesinin ağırlığı başka.

Konunun beni ilgilendiren tarafı şu: Uzun yıllar önce, benim çok değerli bir dostum olan Hürriyet'in bir başka yazarı merhum Yavuz Gökmen'e demediğini bırakmazdı Emin Çölaşan; vefatından kısa süre önce de, “Yazıları patron tarafından sansürleniyor, bir tek kelimesinin bile sansürlenmesine razı olan yazar şerefsizdir” diye yazıp dururdu.

Şimdi kendisine o zamanlar bile 'sansür' uygulandığını mahkeme önünde ispat edebilmek için belge topluyor, yakın dostlarını tanık olarak kullanıyor.

Düşmez kalkmaz bir Allah, gerçekten...

İyi de, Bekir Coşkun'un “Bizim gazetede patron hepimizi sansürlüyor, beni bile” demesinden sonra Doğan Medya Grubu'nun yazarları ne yapacaklar? Bekir Coşkun sözgelimi? Kendilerine 'sansür' uygulandığı mahkeme tutanaklarına geçmiş gazetelerde yazarlık yapmaları kendilerini hiç mi rahatsız etmeyecek? Her yazısından sonra, Bekir Coşkun'a dönüp, “Bu yazına da sansür uygulandı mı Bekir Bey?” diye sorsak haksız olur muyuz? Mehmet Y. Yılmaz'a, Yalçın Doğan'a ve diğerlerine...

Yalçın Doğan'ın dünkü yazısının altına eklediği notu okurken beni bir gülme tuttu, görmeliydiniz... Hükümetin önemli bir bakanını hedefe koymuş, iddianın asıl sahibi olan CHP milletvekilini bile sollayarak şunu yazıyor: “Böyle durumlarda insanlar görevlerinden istifa ediyor. 'Ahlaki olmaz' diyerek, istifa ediyor. Beşir Bey klasını konuşturup, istifa eder mi? Sanmıyorum, ama başı çok ağrıyacak, o belli.”

Peki bir yazar ne zaman istifa eder? Aynı gazeteden iki yazarın, mahkemeye çıkıp yemin altında “Bizim gazetede patron sansür uyguluyor” demeleri yeterince bir istifa sebebi sayılmaz mı? “Bana olmadı” demesi bir anlam taşımıyor, çünkü o zaman ya kendisinin müdahale edilecek kadar önemli sayılmadığını, ya da yazdıklarının 'oto-sansür' sonucu olduğunu kabul etmemiz gerekebilir.

Yazarların da istifa etmesini gerektirecek bir dönüm noktası mutlaka vardır.

Bir ay kadar önce “New York'ta bizimkiler kuleye çarptı” diye bir yazıyla çıktı okur karşısına Yalçın Doğan. İşlediği konu Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne geçici üye olarak seçilme arzusuydu. O sırada ben de New York'taydım ve yazıyı okuyunca gülmüş, Türkiye arzusunu gerçeğe döndürdüğünde ele almak üzere bir kenara iliştirmiştim.

O yazıda, İzlanda ve Avusturya karşısında Türkiye'nin şanssız olduğunu dillendiriyor ve bunu BM'deki büyükelçi Baki İlkin'in seçimden kısa süre önce emekli olmasına bağlıyordu. “Büyükelçimiz yok, lobi çalışması boşuna, seçilemeyeceğiz” keskinliğinde bir yazıydı.

Oysa Büyükelçi İlkin'i devrede tutacak formül çoktan bulunmuş, geçici de olsa Cumhurbaşkanı Başdanışmanı sıfatı kendisine verilerek çalışmalarını sürdürmesi sağlanmıştı. Türkiye 191 ülkeden 151'inin oyunu alarak Güvenlik Konseyi'ne seçildi.

Bunu öngöremeyen bir yazıya imza atan yazar “Benden bu kadar” deyip istifayı düşünmezse, kim düşünür Allah aşkına?

Sansürleniyor, ses yok! İddialı yazısı fos çıkıyor, yine ses yok!

Aydın Bey kendine uygun bir yazar kadrosu kurmuş; kovulmadıkça gıkları çıkmıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.