Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sebahattin BİLGİÇ

ALİ’SİZ ALEVİLİK!

13 Ekim 2010 Çarşamba

Server-i alem Muhammed Mustafa’nın aşkına

                 Fakr ile fahr eyleyüb hırka giyen Bektâşîdir

                                                                                       Şehidî

 

    Geçen akşam haberlerde Alevilerden bir grubun Ankara’ da eylem yaptıklarını gördüm. Ellerinde dövizler ve pankartlar, dillerinde sloganlar vardı. Yüksek sesle okullardan zorunlu din dersinin kaldırılmasını istiyorlardı.

   

   Aleviler uzun zamandır bunu dillendiriyorlar, hatta dillendirmekle kalmayıp mahkemelere de taşıyorlar. Alevilerin hepsi mi böyle istiyor bilmiyorum ama çocuklarının okullarda İslam’ın ve imanın şartlarını, abdesti, namazı, guslü öğrenmelerini istemiyorlar. Merak ediyorum, Alevi - Bektaşi öğretisinde bunlar yok mudur?  

 

     Aleviler bu eğitimi kendileri vereceklerse mesele yok tabiî ki. Ama herkes tarafından kabul gören klasik İslam prensiplerini bile kabul etmeyip ret ediyorlarsa onu da bilmemiz lazım.

 

     Gerçekte Alevilik İslam dışı bir şey midir? Yoksa İslam dışılığa zorlayanlar mı var? Avrupa’da yaşayan Ali’siz Aleviler kendilerinin İslam’dan sayılmamaları gerektiğini, Avrupalı makamlara söylemeye başladılar.  Onlar Aleviliği sadece semah dönülen cem evlerine hapsetmeye çalışıyorlar. Bu durum kendi içlerinde de takip ettiğim kadarıyla tartışma oluşturuyor.

 

    Aynı Sünnilerde olduğu gibi Alevilerde de din karşıtı azımsanmayacak bir grup var. Bu gruplar derneklere, cemiyetlere de sahip. İcraatlarını örgütlü bir şekilde yapıyorlar. Onlar Ali’siz bir Alevilik peşindeler. Kuransız, Muhammet(S.A.V)’siz, ibadetsiz, Ali(R.A)’ sız bir Alevilik olabilir mi?

 

     Çocukların en az ibadetlerini yapabileceği kadar dini bilgileri bilmelerinden, ibadet alışkanlığını kazanmalarından ve iyi bir terbiye ile terbiyelenmelerinden anne-babalar sorumludur. Bu Müslüman’ım diyen herkes için geçerlidir.

 

     Dergâhlarda öğrenilen öğretiler, şeriatın emirlerinden sonra gelir. Nakşîlerin Hatme-i Haceganı,  Kadirilerin ve Şazelilerin devranı, Mevlevilerin sema’ı, Bektaşi -Alevilerin semah’ı ve bunlarla beraber diğer neşveler hep farz olan ibadetleri takip eder. İbadetsiz bir din folklorik olmaktan öteye geçmese gerek.

 

      İmam Hatip Lisesi birinci sınıf öğrencisi iken, okul müdürüm tarafından imamı olmayan bir köye kurban bayramı namazı kıldırmaya gönderilmiştim. Dürret-ül Vaizin kitabından namaz öncesi kurban bahsini, orada geçen Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etme kıssasını okumuştum. Sonradan muhtardan köyün bir kısmının Alevi olduğunu öğrendim. Muhtar bana hemen önümde oturan ve gözyaşları içinde kıssayı dinleyen üç-dört cemaatin Alevi olduğunu söyledi. Sonraki yıllarda Alevilerden birçok arkadaşım oldu. İbadet edemeseler de benim tanıdıklarımın çoğu ibadete, Kuran’a karşı değildi. Zaten Müslüman’ım diyen nasıl karşı olabilir ki? 

 

           Pir Sultan Abdal ne güzel söylemiş; 

 

  Rehberim Muhammed buldum yolumu

  Mürşidim Ali’dir bildim Şahımı

  

    Muhammed’i (S.a.v) rehber edinmek, O’nun getirdiğini kabul edip, sünnetine uymak değil midir? Ali’yi (R.a) mürşid bilmek, teslim olup O’nun yaptığı gibi yapmak değil midir? 

 

Kaygusuz Abdal’da Ali’nin yolundan giden Alevi-Bektaşileri şöyle şiire dökmüş.

Evliyadan gelen kelam   
Okunan kuran değil mi
Gerçek veli'nin sözleri
Sure'yi rahman değil mi

Hak haberin dinleyene
Candan kabul eyleyene
Hakkı bilip anlayana
Sözümüz bundan değil mi

Gerçek elini tutmayan
Ona gönül perketmeyen
Hakki batıldan seçmeyen
Cahili neden değil mi

Ey Kaygusuz halin nola
Gitmez isen doğur yola
Hak kerem kılsa bir kula
Hakikat uyan değil mi


     Bugün bestelenmiş ve büyük bir zevkle dinlediğimiz bir eser var. Alevi-Bektaşi geleneğinin en büyük ozanlarından Nesimi’nin “güldür gül” şiiri. Ben Sünni’si ile, Alevi-Bektaşi’siyle herkesin bu ve benzeri şiirleri anlayabilmesini ve haz alabilmesini arzu ediyorum. Şiirdeki lezzete, manadaki derinliğe bir bakın hele…


GÜLDÜR GÜL

Ben bugün pirime vardım
Pirin cemali güldür gül
Oturmuş tahtı mekana
Tahtı revanı güldür gül

Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alır gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül


Gülden değirmeni döner
Onun ile gül döverler
Akar arkı döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül

Ak gül ile kırmızı gül
Çift yetişmiş bir bahçede
Bakışları hare karşı
Har-ı ezharı güldür gül



Gel ha gel Seyyid Nesimi
Hak nefesi güldür gülün
Şu öten garip bülbülün
Derdi figanı güldür gül

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4162 defa okunmuştur
güzel bir konu
abdal
güzel bir konuya değinmişsiniz.bugün aleviyiz diyen bir çok kişinin bektaşilikle alakası olmadığını düşünüyorum bende...
14 Ekim 2010 Perşembe 09:36
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri