Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sebahattin BİLGİÇ

NURLU ŞEHRE

19 Şubat 2012 Pazar

Dört beş aydır Edirne Mimar Sinan Vakfında siyer dersleri yapılıyor. Genelini gençlerin oluşturduğu dinleyiciler konferans salonunu tıklım tıklım dolduruyor. Bir saat boyunca Hasan Gümüş Hoca Efendinin anlattığı “asrısaadet” dönemi, bütün gönüllerde hasret ve örnek oluşturuyor. Dersin sonunda ise hep beraber salavat ve tekbirler getirilip öylece dağılınıyor.

 Benim siyere düşkünlüğüm imam hatip lisesi yıllarıma dayanır. Ne zamanki siyer dersinde Peygamber Efendimizin ve sahabeyi güzinin hayatını öğrenmeye başladım, o zaman siyerin ne denli önemli olduğunu kavradım. Allah bu aşkı gönlüme düşüren hocalarımdan razı olsun. Sonraki yıllarımda Efendimizin hayatıyla ilgili kitapları gücüm nispetinde almaya çalıştım. Madem Efendimiz bizim önderimiz ve örneğimiz idi o halde hayatı ve rehberliği en güzel bir şekilde öğrenilmeliydi.

 Kayıt olduğum ilahiyat fakültesinin ilk yılında Asım Köksal Hoca Efendinin muhteşem eseri İslam Tarihini okumak ve kitabı baştan sona fişlemek benim bir yılı kaybetmeme neden olmuştu. Hele o günlerde kitabını okuduğum Asım Köksal Hoca Efendi ile evinde tanışmak hayatımın önemli hatıralarından birini oluşturdu. Hedeflerini sorduğumuzda, ilerlemiş yaşına rağmen en büyük arzusunun peygamberler tarihini ve dört büyük halifenin hayatını yazmak olduğunu söylemişti. Hamdolsun, bize bu eserleri de kazandırdı.

 Efendimiz bizim için hayatımızın her alanıyla ilgili en güzel örnektir. O kendi çağının da kendinden öncekilerinde ve kendinden sonrasının da ve elbette zamanımızın da hep en çok arananı ve özleneni olmuştur. O hiçbir zaman sönmeyen ve sönmeyecek bir ışıktır. Onun hayatı her yönüyle önümüzdedir. Aile hayatından, toplumsal hayatına kadar gizli bir yönü yoktur.

 Her türlü imkan bol olduğu çağımızda hangi lider taraftarlarına sonsuz ahret saadeti için vaatte bulunabilir ki? Bizim herkesin kendisinden korktuğu o çetin günde, şefaat edeceğim, Havz-ı Kevser başında buluşalım diyen bir Efendimiz var hamdolsun. Boş vaatli liderlerin peşinde insanlara yazık olduğunu düşünüyorum.

Duygular yüklüyüm. Yarın sabah inşallah Medine’ye, Nurlu şehre, Ensar’ın memleketine ve Efendilerin Efendisine gideceğim. Dostlarımın selam ve özlemlerini kendi selam ve özlemlerime katıp ürkek adımlarla, gönlümden gelen salavatlarla dudaklarım kıpırdarken huzurlarına ulaşıp “ Esselamu aleyke Ya Resulalah” diyeceğim…

Kulaklarım Hazreti Bilal’in ezanını, “taleal bedru” seslerini dinlemeyi arzuluyor. Ravay-ı mutahhara’da yeşil halılarda iki rekat namaz kılabilmeyi, Ebu Lübabe direğinde istiğfar, Aişe (r.a) direğinde dua edebilmeyi, hurma kütüğünün yanında kendimi sorgulamayı arzu ediyorum. Efendimizin ziyaret ettiği gibi, Baki Ashabını da ziyaret edip “annelerime” selam ve hürmetlerimi, ehl-i beyte bağlılık ve sevgilerimi, orada yatan on bin yıldıza selam ve dualarımı göndermek istiyorum.

Medine’de Eba Eyyüb’ün evini, sa’d bin Ebi Vakkas’ın hurma bahçesini arayacağım. Ğamame mescidinin üzerinde Efendimizi gölgeleyen bulut hala duruyor mu bakacağım. Ebu Bekrin, Ömer’in Ali’nin ve Osman’ın(r.a) bayram mihraplarını bulabilir miyim acaba? Hele secde mescidinde secdeye gitmek ne güzel olurdu!

 Acaba o mübarek beldede Ebu Dücane’nin, Zübeyr b. Avvam’ın Sa’d b. Ebi Vakkas’ın… ve Nesibe Hatunun kılıçlarının şakırtılarını duyabilecek miyim?... Ya Hazreti Hamza’nın Şehadetine ağlayan Ensar ve muhacir kadınlarının seslerini duyabilecek miyim?...

 

  Ey güzel şehir, nurlu şehir, huzurlu şehir kokunu özledim. İnşallah  özleyenlerinle beraber sana geleceğim. Önce Medine’ye aşıklar diyarına, oradan rahmet ve mağfiret diyarına Mekke-i Mükerremeye…     

Gani Mevlam nasib etse
Varsam ağlayı ağlayı
Medine'deki Muhammedi
Görsem ağlayı ağlayı

Delil yapışsa elime
Lebbeyk öğretse dilime
İhram bezini belime
Sarsam ağlayı ağlayı

Akıtırlar hayvan kanı
Esirgemez kimse canı
Şol meydanda koç kurbanı
Kessem ağlayı ağlayı

Hüccac döner yana yana
Ciğerim döndü büryana
Şol zemzemden kana kana
içsem ağlayı ağlayı

Derviş Yunus der can ile
Kul olmuşum iman ile
Dilim Zikr-i Kur'an ile
Varsam ağlayı ağlayı 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4286 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri