Şehitlik

Şehid kelimesinin asıl kök manası tanıklıktır.

Allah yolunda öldürülen kimseye şu münasebetlerle şehid denmiştir:

Allah ve melekler onun cennetlik olduğuna şehadet ettikleri için.

İnsanlara örnek olduğu için.

İnsanların yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri için.

Kur'an-ı Kerim'de ve Hadislerde kendilerine büyük payeler, özellikler ve ödüller müjdelenen, yıkanmadan, elbisesi ile defnedilen, ahirette yakınlarına şefaat edecek olan… şehid, Allah yolunda savaşırken savaş meydanında ölen mümindir.

Bu konuya bir hadis şöyle ışık tutuyor:

Amr b. Ukayyiş isimli bir Mekkeli, faiz alacaklarını tahsil için Müslüman olmayı ve hicreti erteliyor, işlerini bitirdikten sonra Uhud Savaşı sırasında Medine'ye geliyor, yakınlarının savaşta olduğunu öğrenince doğru savaş meydanına gidiyor, savaşıp yaralanıyor. Yakınlarından Sa'd b. Mu'âz onu görmeye gelince kızkardeşine şöyle diyor: Ona sorun, kabilesine olan bağlılığı ve gayreti için mi savaştı, onlar adına mı öfkelenip savaşa girdi, Allah için mi öfkelenip savaştı? Sordular, “Allah için” cevabını verdi. Bu zat bir vakit namaz kılmadan şehit düşmüş ve bu yüzden cennete girmiş oldu.

İslam, insanları zorla Müslüman yapmak için savaşı meşru kılmamıştır. Savaş, dine ve yurda karşı savaş açan düşmanla yapılır. Savaş, bu değerlere saldırı ihtimali kuvvetli olan düşmanı güvenli hale getirmek için yapılır. İslam'ın korunmasını istediği maddi ve manevi değerleri düşmana karşı korumak için yapılan savaş “Allah yolunda savaştır” ve bu savaşta ölen müminler şehid olurlar.

Fıkıh kitaplarında şehidler üç kısma ayrılmıştır:

1. Dünya ve ahiret şehitleri (dünyada yıkama, kefenleme, namaz ve defin bakımından, ahirette ise o aleme mahsus nimetler ve ödüller bakımından şehit muamelesi görenler): Bunlar, Allah'ın sözü (dini, hükmü) en üstün ve hakim, inkarcıların sözü de en aşağıda olsun diye savaşan, hiçbir dünya menfaatini amaçlamayan, düşmana arkasını döndüğünde (kaçarken) değil, taarruz ederken, savaşırken ölenlerdir.

2. Dünya şehidi: Meşru olmayan maddi menfaat elde etmek, şöhret ve şan sahibi olmak, gösteriş yapmak gibi dünyalık amaçlar için savaşırken ölenler.

3. Ahiret şehidi (Dünyadaki işlemlerde değil, ahirette şehid muamelesi görecek olanlar): Savaşta olmadan, haksız yere (hakkını savunurken, zulmen) öldürülenler, tedbir aldığı halde salgın hastalıklarda ölenler, deniz kazasında boğularak ölenler, gurbette ölenler, ilim elde etme çabasında iken ölenler, çocuk dünya getirirken ölenler bu kısmın örnekleridir.

İslam'ın tarif ettiği şehidlik, en büyük ibadet olan cihad içinde oluşmaktadır. Bir savaşın cihad olmasının vazgeçilemez şartı, savaşın sebep, şart ve icrasının İslam'a uygun olmasıdır. Bu şartlar içinde şehit olmuş bir mümin ve onun namazını kılanlar, hayatlarını dine göre yaşayanlardır. Hayatlarını dine göre yaşamak şöyle dursun toplum içinde dinin yaygınlık kazanması ve daha yoğun yaşanır olmasından rahatsızlık duyanların, şehit ve şehitlik kelimesini ağızlarına aldıklarında ve bunu kullandıklarında nasıl bir çelişki içine düştüklerini düşünmeleri gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar