Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Selma ÖZTÜRK

EsselamÜN AleykÜM Ya

05 Haziran 2011 Pazar

 

EsselamÜN AleykÜM Ya “Ü” Harfi!

 

 

Allah-u Teala insanları farklı kavim ve milletler olarak yaratmıştır. Her kavmin ve milletin de kendine göre bir dili vardır. Natıonal Graphic’in bilgilerine göre dünyada yaklaşık 6500 çeşit dil konuşulmaktadır. Lakin bunların üçte biri konuşulmaya konuşulmaya zamanla kayıp olmuş veya olmaktadır. Lisanlar milletlere ve kavimlere aittir dedik. Türkler Türkçe konuşur, Almanlar Almanca konuşur, Araplar Arapça konuşur vs. Her lisanın kendine göre bir oluşu olduğu gibi, aynı zamanda da kendine has bir de telaffuzu vardır. Dolayısıyla lisanlarin doğru ve yanlış telaffuzu vardır. Mesela Türkçeyi anadili olmayan bir insanın konuştuğunu telaffuzundan hemen anlarsınız. Telaffuzdan ziyade bir de yanlış ve doğru gramer vardır. Lisanı kullandığınızda, onu doğru veya yanlış kulladığınız ana dili olan bir kişi tarafından hemen anlaşılır.

 

Doğru ve yanlışa açıklık getirmek için bir kaç misal verelim, efendim. Almancada “R” harfi gırtlaktan çıkar, Türkçede ise ağızın ön kısmından. Bizde ki “J” harfi “J” olarak okunur, jandarmada, Jalede olduğu gibi. Fransızcada da bu böyledir. İspanyolcada ise “J” harfi “H” olarak boğazdan (gırtlaktan) çıkar, öyle telaffuz edilir. Yine buna ilişkin Arapçada mevcut olan bazı harfler, Türkçede yoktur. Bunlardan bazıları ayın, kaf ve ha harfidir. Onları Türkçeye bire bir çeviremezsiniz. O harfleri olduğu gibi öğrenip telaffuz etmek gerekir. İngilizcedeki “TH”’i dilinizi peltek olarak telaffuz edersiniz. “Thank you” veya “Three” dediğinizde, doğru bir telaffuz sağlayabilmek için, dili peltek kullanmak gerekir. Ha, aksi taktirde, elbette bu telaffuz tam manada yanlış olmaz, yani mana sonuçta yine anlaşılır. Fakat sonuç itibariyle doğru da olmaz.

 

Arapça lisanında ise malum ünlüler yoktur. Arapça sadece ünsüzlerden ibaret bir lisandır. İibranice de böyledir, çünkü bu iki dilinde kökü aynıdır. Sami dil ailesindendir (Semitik dillerdendir). Arapçadaki ünlüleri sağlamak için harekeler kullanılır. Üstün, esre ve ötre (Fetha, kesre ve damme) ile ünlüler meydana gelir. “Merhaba” dediğinizde bir “MRHB” sıralaması vardır. Ünlüler yoktur. Günlük gazetelerde ve kitaplarda ise hiç hareke kullanılmaz. Kelimeler bilinip, tanındığı için, okunur. Kuran’ı Kerim ise bir yanlış telaffuza mahal vermemek için ve mana değişikliği olmasın diye tamamen harekelenmiştir.

 

Türkçemizde ise “Ü” harfi çok yaygın olan bir harftir. Bu harf Arapçada mevcut olmayan bir harftir. Biz Türklerde “Ü” harfi çok yaygın olduğu için ve biz bu harfe alışkın olduğumuz için, bunu başka dillere de aktarıyoruz ve mesela Arapçayı Türkçeleştirip, Türkçe gibi konuşuyoruz, ve aynı zamanda  Kuran’ı da öyle okuyoruz.

 

Bu belki tam olarak yanlış değildir efendim, mana yine anlaşılır. Fakat doğru da değildir. Hiç Arap karilere Kuran’ı - Kerim’i okurken dikkat ettiniz mi? Onların nasıl Kuran okuduklarını bilinçli bir şekilde dinlediniz mi? Onlar kesinlikle “HÜM”, “KÜM” demezler. “HUM” ve “KUM” derler. Çünkü Arapçada “Ü” harfi (daha doğrusu “Ü” harekesi) yoktur. Elbette ki Araplar bunu bizden daha iyi bilirler. Zira onların anadilidir. Her dile saygıyı yitirmemek ve muhafaza etmek için, insan mümkün mertebe o lisanı olduğu gibi telaffuz etmeye çaba göstermesi gerekir. En azından elinden geldiği kadar özen göstermesi gerekir. Kasten bir lisanı yanlış telaffuz etmek ise, o lisana ve o millete hakarettir, saygısızlıktır. Ha, beceremez ise, bu elbette bir özür olarak kabul edilebilir.

 

Bundan ziyade bir de biz Türklerde Arapçayla ilgili sürekli, olarak önemli bir gramer hatasına rastlanmaktadır. Türklerde çok kullanılan bir yanlış (gramer açısından yanlış) cümle vardır. Bu selam verme hususundadır. ES-SELAM-ÜN ALEYKÜM cümlesidir. Bu cümle bu şekilde yanlıştır efendim! Böyle bir cümle Arapçada yoktur, döğru değildir. Doğru olmadığı gibi, üstelik yanlıştır. Bunun sebebine gelince. Arapçadaki “ELİF LAM” Almancada tanıdığımız “DER, DIE, DAS”, İngilizcedeki ”THE” ve Fransızcada ki “LE, LA, LES” manasındadır.  “TENVİN” ise Almancadaki “EİN, EİNE”,  İngiliycedeki “A, AN” ve Fransızda ki “UN, UNE, DES” manasındadır. “ELİF LAM” ve “TENVİN” ise aynı anda bir arada bulunmaz. Almancada nasıl ki “Der, ein Haus” demek veya İngilizcede “ A, one house” ve Fransızcada “La, une maison” yanlış ise, Arapçada da “El- beyt-un” demek yanlıştır. Yani Arapçada bir kelimenin önünde ya “ELİF LAM” olur, veya kelimenin sonunda “TENVİN” olur. Dolayısıyla ya “ES-SELAMU ALEYKUM” dersiniz, veya “SELAM-UN ALEYKUM” dersiniz. Fakat “ES-SELAM-UN ALEYKUM” diyemezsiniz. Bu gramer açısından yanlıştır. Üstelik bu yanlışa birde “Ü”harfini eklerseniz, eyvah... Bu yüzden sevgili okuyucularım, eğer bu hatayı bizzat uygulamış oluyorduysak, bundan sonra lütfen düzeltelim. Eğer cevremizde bu hatayı yapan insanlara rastlıyor isek, onlarada tatlı bir dil ile bu konuyu izah edelim, inşaallah.

 

“Selam hepinizin üzerine olsun!” EsselamU aleykum...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 11326 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri