Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Semra BAY

Aptal Kutusu!..

22 Kasım 2015 Pazar

En çok yakındığımız durumlardandır zaman azlığı. Zamanım yok sızlanmalarını çokça duyarız. Çokça da bu bahanelerin ardına sığınırız. Aslında zamanımızı çoğu zaman boşa harcadığımızı iyi bilip gerçeklerden kaçmanın bir ifadesidir bu.

Zamanımın olduğunu bana bol bol yeteceğini fark ettiğimde anlamıştım bunu. Tabii bu farkındalık için en büyük mahkûmiyetlerimizden biri olan televizyonun düğmesine basmayı öğrenmem gerekmişti. Şimdi okuyamadığım kitaplardan yakınıp, zaman yok diye sızlandığım,  her şeye vakit bulabilen insanlara hayret edilecek hâlimle hayret ettiğim hâllerime hayret ediyorum.

Uzun süredir televizyon izlemiyorum mesela  ve eksikliğini de hissetmiyorum. Eskiden bir televizyon bağımlısı olduğumu hatırladığımda şaşıyorum kendime. Televizyonum sürekli açık olur izlemesem dahi sesinin bana arkadaşlık yaptığını söylerdim. Elimde kumanda o kanaldan o kanala gezindiğim günler çok gerilerde değil. Bu sayede dünyadan haberdar olduğuma da  inandırmıştım kendimi. Oysa bu da  bir yanılgı. Dünyadan haberdar olmanın önündeki engel televizyon belki de.  Üretmemizi en çok da düşünmemizi engelliyor. İzliyoruz ve alıyoruz. Çoğu yanlışı doğru olarak algılıyor beynimiz. Yanlış olduğunu bildiğimiz şeyler zamanla normalleşiyor. Önce eleştiriyoruz. Ama izlemeye de devam ediyoruz. Farklı farklı kanallarda farklı tarzlarda aynı şeyler sunuluyor zihnimize. ‘’Hayır’’diyoruz önceleri.  ‘’Bu inancıma ters, fikrime ters. ‘’Nerede devlet. Bu yayınlar görmüyor mu?’’ Ama hiç aklımıza izlememek gibi bir alternatif gelmiyor. Bir süre sonra alışıyoruz ve verilenleri normalleştiriyoruz. Artık  evlerde televizyon olması ve izlenmesi bir gereklilik gibi algılanmış. İnsanlar eşya alırken bile  olmazsa olmazlardan biri televizyon.

Peki, televizyonu evimden çıkardım mı ? Tabii ki hayır. O yerinde duruyor. Değişen tek şey hayatımdaki önemi.

 Televizyonu hayatımızdan tamamen çıkartmak doğru mu ya da mümkün mü? En önemlisi gerekli mi? Bence televizyon durmalı yerinde. Bizler neyi ne için ve ne kadar kullanmamız ya da kullanmamamız gerektiğini öğrenmeliyiz.

Denenmiş, denenmemeli. Eskiden televizyonsuz evler vardı. Bu tercihi yapanlar  iyiyi ve kötüyü tercih etmek konusunda kendilerine güvenemediklerini, kendilerine güvenseler çocuklarına güvenemediklerini ifade etmekten de çekinmiyorlardı. Üstelik  televizyona alternatif olacak başka bir şey arayışında da değillerdi.

Şimdilerde televizyonsuz evler yine gündemde. Sebepler yine benzer.  Yine iyi ve kötü arasında denge kurmakta zorlanmaktan, yine  kötüye meyletmenin cazibesinden muzdarip insanlar.

Ama tek fark televizyonsuz  evlerde onun yerini alan ve bir internet bağlantısı ile seyyar televizyona dönüşen bilgisayarlar.

Her odasında bir televizyon olan  evlerden çok da bir fark yaratmıyor hayatlarda.

Sonuç itibariyle günah keçisi gibi görünse de  sorun o değil onunla zihinlerimize  taşınanlar.Yapılacak en iyi şey daha önce söylediğim gibi neyi hangi amaçla kullanacağımızı öğrenmek.

 Hayatımızın/zamanımızın yönetimini elimizde tutabilme becerisini kazanabilmek.

O, sadece bir aptal kutusu!..

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 10346 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri