Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Serhat OĞUZ

Bİr Öğretmenin Gözüyle Eğitim Sistemimiz 1

04 Ağustos 2009 Salı

 

Eğitim-öğretim sistemimizde pek çok sorunun olduğu herkesin malumudur. Sorunların varlığından haberdar olmak çözümün ilk şartıdır. Sonra da eğitim sisteminin içinde yer alan herkesin çözüm üretme konusunda samimi olmaları gerekiyor. Sistemin aksayan yönlerini tek taraflı düşünüp kişileri karalamak ya da yıpratma amacında olan samimiyetsizler sorun üretme fabrikası olurlar.  Ya da tam tersi bir tutum benimseyip sistemin işleyen yönlerini öne çıkarıp birilerine methiyeler düzmek, pek çok sorunun üzerini örtmekten başka bir işe yaramaz. Temel hareket noktamız çözüm üretmekse,  ifrat ve tefrit uçurumuna düşmeden dengeli bir yol benimsemeliyiz.

Yazı dizisi halinde yayınlayacağım tespit, eleştiri ve çözüm önerilerimde; elimden geldiğince bu dengeli tavrı korumaya çalışacağım. 

 

Yazılarımı şu ana başlıklar altında derinleştirmek istiyorum:

1. Öğretmen-Okul  

2. Öğrenci   

3. Veli  

4. Sosyal ortam

 

Öğretmen-Okul

Bugün bir öğretmenin eğitim sistemine girmeden evvel aldığı eğitim yeterli midir?  Elbette hayır. Eğitim Fakültelerinde okutulan pek çok dersin ilköğretim ve ortaöğretimde karşılığı yoktur. Hatta şunu söyleyebilirim ki, mesleğe ilk adımları atan pek çok genç öğretmen, fakültede kendisine öğretilen bilgileri unutmakla işe başlamaktadır. Formasyon derslerinde okutulan kitapların büyük bir kısmı telif değil çeviri ya da yabancı eserlerden uyarlanan kitaplardır. Dolayısıyla bu kitapların, mevcut eğitim sistemimizi öğretmen adaylarına tanıttığını söyleyemeyiz. Bu derslerde bambaşka modeller üzerine üretilen bilgiler anlatılmaktadır. Mesela müfettişlerin eğitim sistemimiz içindeki yerine bu formasyon kitaplarında rastlayamazsınız. Çünkü özellikle bu tür kitapların çevrildiği batı ülkelerinde bizim sistemimizdekine benzer bir müfettişlik mesleği yoktur.

 

Mezun olan genç öğretmenler eğitim siteminin içine girdiklerinde yabancı bir mahalleye girmişçesine bocalıyorlar. İşte bu yakın temastan sonra anlıyorlar ki fakültede eğitim dersi adıyla anlatılan pek çok bilgiyi unutmaları gerekiyor. Peki, ne yapmak gerekiyor?

 

Eğitim fakültelerine giden öğrenciler ilk yıllarından itibaren ilköğretim ve liselerde tecrübeli öğretmenlerin yanında derse girmelidir. Bu uygulama derslerinde raporlar hazırlanmalı ve bunlar fakültelerdeki eğitim derslerinde tartışılmalı, çözümler üretilmeli öğretmen adaylarının mevcut sistemin realiteleriyle “öğretmen” olarak yüzleştirilmesi sağlanmalıdır. 

 

Öğretmen adaylarına öğretilen alan bilgilerine de mutlaka bir sınırlandırma getirilmelidir. Mesela eğitim fakültelerinin Türkçe-Türk dili ve edebiyatı bölümlerinde Göktürk, Uygur ve Kril alfabesi gösterilmektedir. Bu bilgilerin ortaöğretimde karşılığı yoktur. Öğretmen adayı boşu boşuna bunları öğrenmektedir. Bu bilgilerin lazım olacağı yer Eski Türkçe alanında yüksek lisans ya da doktora çalışmalarıdır. Bu alanda akademik çalışmalara yönelen eğitim fakültesi mezunlarının oranı yüzde bir bile değildir.

 

Peki, öğretmen adaylarına işe başladıklarında ihtiyaç duymayacakları bu tür bilgilerin ısrarla öğretilme amacı nedir?

 

Konuya sonraki yazımda devam edeceğim.

 

Muhabbetle kalınız.

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6074 defa okunmuştur
teşekkürler
murat çankaya
Bu gibi geleceğimiz için çok önemli bir konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler.
19 Ağustos 2009 Çarşamba 22:56
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sistem...
Yılmaz Gedik
Evet eğitim üzerine güzel bir yazı...Keşke başlıkların yanına birde bu kadar yap-boz olarak görülen, her siyasi dönemde değişen ve hala değişmekte olan "siyaset-eğitim" başlığını da alsaydınız sayın hocam..herşey değişseydi de eğitim sistemimimiz değişmeseydi bir rayına otursaydı...Kimisi kredili sistemde okudu kimisi düz, kimisi tümden gelim kimisi tümevarım. Hala üniversite sınavını dahi bir sisteme oturtamadık. Yazık değil mi ülkemizin gençlerine...Derslerimizde test çözmeyi "risk" olarak görmeye tamam mı yoksa devam mı?? Saygılar...
17 Ağustos 2009 Pazartesi 01:35
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri