Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Serhat OĞUZ

Bir Öğretmenin Gözüyle Eğitim Sistemimiz (3)

27 Ağustos 2009 Perşembe

Okul, gençlerin sosyalleşmesi yolunda en aileden sonraki en önemli duraktır. Pek çok alanla ilgili ilk bilgiler orada anlatılır, öğrenci sosyal hayata orada hazırlanır vs. Peki o zaman soralım: Okullarımız eğitim-öğretime uygun mekânlar mıdır?

 

Bugün dershane ya da özel okul açmak için Milli Eğitim Bakanlığına başvurduğunuzda eğitim-öğretim yapacağınız yerle ilgili bir sürü “ölçünün” çıktığını göreceksiniz. Sınıfların tavan yüksekliği, kapıların boyu ve açılma yönü; koridorlar, bahçe, pencere, yangın merdiveni ve daha pek çok şeyin ideal ölçüleri. Bunların gereksiz olduğunu savunmuyorum elbette. Fakat merak ediyorum devlet okullarında kaç okul bu ölçülere uymaktadır?

 

Öğretmenliğimin 4. yılındaydım. Bir arkadaşım dershane açmaya çalışıyordu. Babasının tüm birikimlerini bu işe yatırmıştı. Bir görüşmemizde, sınıf olarak kullanacağı mekânların tavan yüksekliği 1cm eksik çıktığı için dershane ruhsatı alamadığını söyleyince çok şaşırmıştım. Tavanı yukarı kaldırmak mümkün olmadığı için yerdeki fayansları sökmüştü. Neticede ruhsatı aldı. Ama o yıllarda benim çalıştığım ilköğretim okulunda sınıflar yeterli gelmeyince okulun kömürlüğü sınıf haline getirilmişti. Özel kurumlar söz konusu olunca 1cm için aslan kesilenlerin, kömürlükler sınıf haline getirildiğinde fedakâr öğretmen edebiyatı yapmaları hiç de samimi değil. Devlet okullarında, fiziksel şartları müsait olmayan okullarda eğitim öğretim yapmanın adı maalesef fedakârlıktır.

Burada bir gerçeği belirtmek gerekiyor. Son yıllarda okullarımızın fiziki şartlarının iyileştirilmesi ve yeni dersliklerin yapılması yolunda gerçekten ciddi adımlar atılmıştır. Yeni okul binası yapılmayan ilçe neredeyse yoktur.  Fakat ülkemizdeki hızlı nüfus artışı, yeni dersliklerin yapılmasına hız kesmeden devam edilmesini mecburi kılmaktadır.

 

İlk yazımdan itibaren “eğitim-öğretim” öğretim ifadesini çokça kullandım. Fakat okullarımızda eğitim büyük ölçüde bitmiş, öğretim de ağır aksak ilerlemektedir.

 

Okullarımızda neden eğitim yok? Çünkü üniversite sınavlarında iyi eğitiminizi takdir edecek bir değerlendirme yapılmıyor. Sorular bilgi olmadan yapılamayacağına göre, eğitim bir kenara, ÖSS hazırlık kitaplarına ve soru bankalarına hücum. Siz öğrenci olsanız öğretmeninizin “iyi insanlar olun, dürüst olun vs” nasihatlerine mi kulak kesilirsiniz; yoksa soruların pratik çözümlerine mi?

 

Okullarda bilginin pusulası ders kitaplarıdır. Bu kitaplar, uzmanların nezaretinde itinayla hazırlanır. Kullanılan kelimeler, cümleler, fotoğraflar, harflerin büyüklüğü didik didik edilir. Şu son müfredat değişikliğinde Talim Terbiyedeki arkadaşların nasıl çalıştıklarını biliyorum. Fakat bu ders kitaplarıyla yetinen bir öğrenci üniversite sınavında karşısına çıkan soruları yapabilir mi? Baştan sona test tekniği üzerine kurulu bir sınava hazırlanıyorsunuz ve ders kitabınızdaki test sorularının sayısı ancak bir deneme sınavındaki kadar. Ya üniversite sınavında kullanılan soru tipi değiştirilmeli, ya da öğrencilere ders kitaplarının yanında bir de soru bankası verilmelidir. Bugün için öğretmenler öğrencilerin “biraz da test çözelim” isteğine fotokopilerle cevap vermeye çalışmaktadır. Tabi eğer öğretmenin öğrencileri ÖSS’ye hazırlamak gibi bir derdi varsa. Bu arada hemen belirtelim Türk Milli Eğitimin temel amaçları arasında öğrencileri ÖSS’ye hazırlamak gibi bir madde yoktur. Derslerde ÖSS’ye yönelik testler çözmek tamamen öğretmenin inisiyatifindedir. Yani derslerinde test çözerek öğrencileri ÖSS’ye hazırlamaya çalışan bir öğretmen, sistemin kendisinden istemediği ama öğrencilerin ısrarla istediği bir şeyi yapıyor demektir.

 

Okullarımızda ÖSS ıskalanmaktadır. Çünkü ders kitapları ÖSS yokmuş gibi hazırlanmıştır ve öğretmenlerin, idarecilerin içinde hâlâ “burası dershane değil, bizim sizi ÖSS’ye hazırlamak gibi bir görevimiz yok.” diyenler mevcuttur.

ÖSS sonuçlarının açıklandığı şu günlerde, üniversiteye yerleşmiş öğrencilere sorun bakalım: “Bu sınavı kazanmanda okulunun etkisi ne kadar?” diye. Aldığınız cevap söylemeye çalıştığım şeyin ta kendisidir.

 

Bir sonraki yazımın konusu öğrenciler.

 

Muhabbetle kalınız.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6428 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri