Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Amerika Türkiye'ye neden büyükelçi gönderemiyor?

08 Aralık 2010 Çarşamba

Eric Edelman Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın 'en parlak' diplomatlarından sayılıyordu. Arkasında ABD'de gerçek gücü temsil eden Dick Cheney'in hemen yanı başında yer alan birkaç isimden biriydi Edelman...

Dünyayı dönüştürmeye ve kendi kafalarındaki düzeni yerleştirmeye kararlı bir kadronun en cerbezeli unsurlarından biri...

Türkiye sadece kendini 'dünya imparatorluğu' olarak kabul ettirmeye hazırlanan ABD'nin fiyakasını bozmakla kalmadı, Edelman'ın diplomasideki geleceğini de kararttı. Türkiye'de iki yılını bile tamamlayamadan Washington'a döndüğünde, "Ankara'da en kısa süreyle görev yapmış Amerikalı büyükelçi" unvanı onun sırtında kaldı.

Aramızda çok kısa kaldı, ama hâlâ sürdürdüğü yerleşik dostluklar edinebildi Edelman... "Amerika Türkiye'yi nasıl görüyor?" izlenimi yazmak üzere Washington'a giden meslektaşların büyük bölümünü o aydınlatıyor. "Amerika Ak Parti'yi sevmiyor, Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu'nu tehlikeli buluyor, bizim için İsrail bir yana bütün dünya bir yana, Amerikan basını ve akademyası da İsrail Lobisi'nin emrinde" türü izlenim yazıları okuduğunuzda, bilin ki, o yazıyı yazan, Washington'da Eric Edelman'ın kapısını çalmıştır.

'Geleceği parlak diplomat' iken Pentagon'da işlevsiz bir danışmanlığa düşmek kolay hazmedilir bir durum değil...

Wikileaks'te Edelman dönemiyle ilgili Ankara çıkışlı yazışmalara hakim havayı anlayasınız diye bunları yazıyorum. Bakmayın şimdi "Büyükelçilikten çıkan her yazının altında büyükelçinin imzası vardır, ama bu, her yazıyı büyükelçinin yazdığı veya yazılanları onayladığı anlamına gelmez" diye kendisini savunmasına; Eric Edelman döneminde ABD'nin Ankara Büyükelçiliği tam bir 'AKP-karşıtı psikolojik savaş merkezi' gibi çalışıyordu.

Kendisi ne kadar o işlerin içerisindeydi, bilemem, ancak ABD Büyükelçiliği'nde görevli bazı 'diplomatlar', 1 Mart tezkeresi sonrasında, her türlü tezvirat için kolları sıvamışlardı. Ak Partili milletvekillerine "Bunun hesabını vereceksiniz" diye bağıranlar bile çıkıyordu. Ankara'daki ünlü restoranlarda gazetecilerle buluşuyor, bir yandan onlardan duydukları "Tayyip Erdoğan'ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı var" yalanını not ederken, bir yandan da bakanlar ve AKP'li belediye başkanlarıyla ilgili yanıltıcı bilgileri kulaklara fısıldıyorlardı.

O dönemde Ayışığı, Sarıkız, Eldiven kodadlarıyla anılan bir dizi darbe girişimi olduğu biliniyor da, o girişimlerin kimler tarafından teşvik edildiği üzerinde pek durulmuyor. Oysa o günlerde müthiş faal olan 'Alman soyadlı' diye buraya çeşitli defalar konuk ettiğim bir 'diplomat', biri bir gazetenin Ankara temsilcisi diğeri kendini 'stratejist' olarak tanıtan biriyle Genelkurmay'ın kapılarını da zorluyordu.

'Stratejist' olduğu iddiasındaki kişi Genelkurmay adına araştırmalar yaptığını ileri sürecek kadar ileriye gittiğinde, bu iddianın hedefi olan kurum, "Yok böyle bir şey" diye açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Ankara temsilcisi ise, Genelkurmay'daki dostlarıyla sık sık görüşerek, onlara 'Alman soyadlı' diplomat kaynaklı ağız sulandıracak bilgiler aktarıyordu.

Eğer askerler arasından o dönemde gerçekten "Darbe yapabiliriz" umuduna kapılmış olanlar çıktıysa, 'Alman soyadlı Amerikalı diplomat', bir gazetenin Ankara temsilcisi ve kendini 'stratejist' olarak tanıtan tip ile o niyetler arasında bir ilişki var mıdır, merak ederim.

Uzunca bir süre "Sen de bu adama taktın" diye bana takılan meslektaşlar, bugünlerde 'Alman soyadlı' diplomatı adlı adınca yazıyorlar: John Kunstadter...

Amerikalılar her yılın 4 Temmuz gününü dış temsilciliklerinde kutlar; tabii Türkiye'de de kutlama yapılır... 2004 yılında ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'deki 4 Temmuz kutlamasında, "Artık gidiyorum, tayinim çıktı" diyen John Kunstadter'e, "Bir gazeteye transfer oluyormuşsun" duyumunu aktarmıştım. "Yok yok, gidiyorum" dediğini iyi hatırlıyorum.

Sonra da "Gitti" diye duyuruldu.

Wikileaks'te açıklanan Eric Edelman dönemine ait raporlardan birinin girişinde John Kunstadter'in adıyla karşılaşmak beni çok şaşırttı. Belgenin tarihi 8 Haziran 2005 çünkü. Bir başka diplomatın kaleme aldığı raporu 'Secret' ('Gizli') diye John Kunstadter damgalamış; 'siyasi müsteşar' unvanıyla...

Oysa o tarihte Kunstadter ülkeyi çoktan terk etmiş biliniyordu.

Kunstadter'in adını en son bu yılın Temmuz ayında işittiniz. 'Balyoz' darbe planıyla ilgili olarak Eric Edelman, "Ak Parti'ye yakın birileri bana da öyle bir belge getirmişlerdi de sahte çıkmıştı" dediğinde... Hürriyet belgeyi "O günlerde AKP ile Genelkurmay arasında gidip gelen J. K. adlı bir diplomat" ile irtibatlayınca burada devreye girmiştim.

Neyse...

Bu yazı toplam 2224 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri