Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Bahtiyar Bey de göçtü gitti

17 Şubat 2009 Salı
Azeriler deneyimli insanlara 'aksakal', okumuş-yazmışlara da 'ziyalı' diyorlar; onların ağızlarında daha bir hoş duruyor her iki sıfat da... Benim tanıdığım en aksakal ve en ziyalı Azeri'yi geçtiğimiz günlerde kaybettik: Bilenlerin ve diyebilecek durumda olanların 'Türk dilinin yaşayan en büyük şairi' diye andıkları Bahtiyar Vahapzade'yi...

Bir ara Bakü biz Türk gazeteciler için komşu kapısı gibiydi. Sovyetler Birliği çökmüş, ortaya çıkan hür Türk devletleri coğrafyasında Türkiye'nin en yakını Azerbaycan ile yakın ilişkiler kurulmuştu. Turgut Özal'la, Hikmet Çetin'le, Süleyman Demirel'le, Tansu Çiller'le ve Mesut Yılmaz'la ne çok uğramıştık Bakü'ya...

Her uğrayışımızda kapısını çaldığım kişiydi Bahtiyar Bey... Daha çok evinde, biraz da kaldığımız otelde biraraya gelir, ortak dertleri ve yine ortak umutları dillendirirdik. Evinde ilk ziyaretine şimdi Saadet Partisi'nde siyasete devam eden Ertan Yülek'le gittiğimizi hatırlıyorum. Ankara'ya sık gelişlerinde de birlikteliğimiz olmuştu.

Bir keresinde, Ankara'dayken, bindiği otomobili durduran bir trafik polisi, Bahtiyar Bey'in “Kardaş, ben Azerbaycan'dan gelmişem, milletvekiliyem” uyarısına, “Nereden gelirsen gel, kim olursan ol, fark etmez” hoyrat cevabını verdiğinde yıkılmıştı... Nasıl olur da bir Türk, Azeri kardeşine, böyle bir mukabelede bulunabilir diye...

O trafik polisinin Azeri milletvekilini azarladığı günlerde, yolu Bakü'ye düşen Türkler el üstünde tutuluyor, taksiciler ücret talep etmiyor, işadamlarımız tanımadığı insanların hiç de bol olmadığı her halinden belli kesesinden muhteşem sofralarda ağırlanıyordu.

Evinde ağırlandığım ilk gece Bahtiyar Bey'in fiziki olarak da, şiirini fitilleyen ateş bakımından da Necip Fazıl'a benzediği dikkatimi çekmişti. Aynı titiz kıyafet içerisinde benzer bir gövdenin üzerinde çilenin kazdığı yüz çizgileri... Elindeki sigarayı tutuşu ve etrafındaki eşyaya uygun gördüğü muamele bile tıpkı Necip Fazıl'dı... “Bizi benzetirler” demişti rahmetli.

Birlikte yolda yürürken Baküluların kendisine gösterdikleri olağanüstü ihtiram gözlerden kaçacak gibi değildi. Bağımsızlığına yeni kavuşan Azerbaycan'da, halk, Bahtiyar Vahapzade'yi de Meclis'e üye seçmişti. Buna rağmen sıkıntılar yaşadığını biliyordum. Bir resmi gezide, “Kimlerle görüşmek istersiniz?” sorusunu yöneten Azeri yetkiliye kendisinin adını vermiştim. Ayrılacağımız günün gecesi karşılaştığımızda, “Görüşme talebime cevap alamadım” serzenişimi anlamayışı gerçekle yüzleştirdi: Talebim kendisine iletilmemişti bile...

Yönetime muhalif biliniyordu Bahtiyar Bey...

Kendisiyle görüşmelerim sırasında aldığım bazı notlar:

Bahtiyar Bey, kültürel kimliğin altının çizilmesinden yana, bunu da en iyi şairlerin yapacağına inanıyor: "Bir ülkeyi ayağa kaldırma gücüne sahip insanlar ancak şairlerdir. Onların dile getirdikleri, kitlelere siyasî şuur verir" diyor...

"Bu ezikliği asırlardır yaşıyoruz, sizlerle bizim aramızdaki fark zaten burada: Siz hep Imperyanızı kurdunuz, biz ise hep başkalarının tahakkümü altında yaşadık. Bugün bir tek bizimkilerin Sovyetler'den ayrılmayı düşünememeleri de bundan..."

Türkiye'nin Azerbaycan ile yakınlaşması, Anadolu'dan insanların buraları ziyarete gelmesi, yalnız bir şairin duyarlı yüreğini değil, buradaki sıradan vatandaşın hislerini de olumlu etkiliyor. Şafağın atmasına birkaç saat kala, kulağımda Bahtiyar Vahapzade'nin şu sözleri yankılanıyor: "Aman siz güçlü olun, Türkiye büyük olsun. Siz büyük ve güçlü olun ki biz sizin varlığınızı, desteğinizi arkamızda duyalım".

1996'da Bakü'da kendisiyle görüşürken, “Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarını vurgulayan bir şiir yazdım; bunun bir büyük oratorya olarak bestelenmesini dilerim” demişti bana. Şiiri bir Azeri yazdığına göre, besteyi Türkiye'den bir besteci yapacaktı.

Bir Türk bestecinin ilgisini hâlâ bekleyen 'Azerbaycan-Türkiye' şiiri şöyle: "Bir ananın iki oğlu / Bir ağacın iki kolu / O da ulu, bu da ulu / Azerbaycan-Türkiye // Dinimiz bir, dilimiz bir / Ay'ımız bir, yılımız bir / Aşkımız bir, yolumuz bir / Azerbaycan-Türkiye // Bir milletiz, iki devlet / Aynı arzu, aynı niyet / Her ikisi Cumhuriyet / Azerbaycan-Türkiye // Birdir bizim her halimiz / Dileğimiz, hayalimiz / Bayraklarda hilali-miz / Azerbaycan-Türkiye // Anayurd'da yuva kurdum / Atayurda gönül verdim / Ana yurdum, Ata yurdum / Azerbaycan-Türkiye." 20 Mart 1996. Bahtiyar Vahapzade.

Hemen bütün sanat ve fikri eserleri Türkiye'de de basılmıştır Bahtiyar Bey'in; şiirleri insanlarımızın dilindedir.

Allah rahmetini üzerinden eksik etmesin
Bu yazı toplam 3792 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri