Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Bazılarının sıkıntısı fazla

15 Ekim 2008 Çarşamba

Herhalde tanıklığıma ihtiyacı yoktur, ama ben yine de üzerime düşeni yerine getireyim: Çok hoş ve eğlenceli biridir Reha Muhtar, benim de iyi okuyucumdur. Dünkü yazısını bana ayırmasını o yüzden fazla yadırgamadım. Tek yadırgadığım, Türk medyasında başka okunacak kalemler olduğunu fark etmemesi...

Gerçi bazı konuları 'komplocu' denmesini umursamadan yıllar ve yıllar önce kaleme alan benim, sürekli gündeme tutmaya çalışan da; ancak “Öcalan'a operasyon yapılacağını haber veren politikacı” konusunu şimdilerde yazan Star gazetesinden Şamil Tayyar oldu. Birkaç gün önce çıkan o yazıyı Reha Muhtar'ın ve Vatan gazetesini hazırlayanların fark etmemesini gerçekten yadırgadım.

Şamil Tayyar'ın yazısında Reha Muhtar'ın başlığından sorduğu sorunun cevabı vardı çünkü... Dün de olayın tamamını bu sütunda okudu zaten...

Neyse...

Şu sıralarda dikkatim neredeyse bütünüyle ekonomide... Eski günlerden biliyorum, etkisini en fazla medya sektöründe hissettiriyor ekonomik daralma ve pek çok meslektaşımız -özellikle bir heves bu alana ilgi göstermiş gençler- daha havaya girememişken, kendilerini dışlanmış buluyor. 2000'lerin başlangıcında binin üzerinde gazeteci işini kaybetti; aynı durum 1994 krizi dolayımında da yaşanmıştı.

“Kriz” dendiğinde tüylerimin diken diken oluşu bundan...

Bir de Başbakan Tayyip Erdoğan 'kriz' sözcüğünden hazzetmiyor; medyada “Kriz dün çıkmadı, ama bugün çıkabilir” diye yazan ve konuşanları eleştiriyor. Eleştiri oklarından nasibini alanlar arasında bazı işadamları ve dernekleri de var. Onlar için de sözünü esirgemiyor Başbakan Erdoğan...

Anlamadığım nokta da burası: Genç gazeteciler işsiz kalabilir diye ben endişe ediyorum, bu sebeple “Aman kriz bize büyük çapta sıçramasın” tedirginliği yaşıyorum; peki de, iş dünyasından insanlar neden benzer hassasiyetler içerisinde değiller? Neden 'kriz' sözcüğünü ulorta ağızlarına alabiliyorlar?

Konuyu açtığım bir ortamda, borsayı yakından izleyen, iş dünyasını içinden bilen ve kulakları da delik bir dostum, “Neden şaşırıyorsun ki?” diye başlayıp duruma farklı bir açılım getirdi: Küresel krizler çarptığı ülkelerde her sektörü-herkesi sıkıntıya sokarmış; sıkıntının derecesi farklı olsa da... Oysa bizim gibi ülkelerde ekonomik sıkıntıları herkes ve her sektör farklı yaşayabilirmiş...

“Eee?” dememle arkasını getirdi dostum: “Bazı büyük grupların 'kendilerine özel' krizler yaşadıklarını sanıyorum.”

İsimlendirmeden çok genel bir örnek verdi: “Bir büyük holding düşünelim. Eli hemen her alanda olsun. Bir süre önce elindeki bir kurumu iyi parayla sattığı için -diyelim- iki milyar doları da zulada bulunsun. Böyle bir holdingin bugünün ortamında krize düşmemesi, hatta etkisi ülkede hissedilse bile 'Kriz yok' diye karşı propaganda yapması lâzım.”

Ya kriz tellâllığı yapıyorsa?

“Benim 'herkes kendi özel krizini yaşıyor' dememin de sebebi bu” dedi dostum. “Holding içinden birileri durduk yerde kendi kavgalarını patron üzerinden veriyorlarsa ne olacak? Bazıları bu durumda işte. Bu tür kavgaların holdingin halka açık varlığı üzerinde olumsuz etkisi görülmesi kaçınılmaz. Küresel kriz olmasaydı bile...”

Daha geçen hafta örnek verilene biraz benzeyen bir holding olan OYAK'ın başındaki Coşkun Ulusoy, “Bankayı iyi paraya sattık, elimizde nakit var, küçülmek yerine büyümeyi, Avrupa'da ucuza satılan işletmeler satın almayı düşünüyoruz” demişti. Elinde milyarlarca dolar olan holding böyle davranır, hiç krize girer mi?

“Parasını Türkiye'de tutuyorsa girmez” dedi dostum ve ekledi: “En fazla kâr getiren finansal araçlar Türkiye'de çünkü; bu sebeple yabancılar şimdi bile Türkiye'yi terk etmekten kaçınıyor. Ancak sağla-solla hırlaşanlar, patronlarına, 'Milyarlarınızı burada tutmanız hükümetin işine yarıyor, Türkiye'den daha kârlı finansal araçlar var dünyada; gelin o parayı 'hedge fund'larda, yabancı bankaların pazarladığı kâğıtlarda değerlendirelim' aklını vermişlerse?”

Vermişlerse ne olur? “Ne olacak” dedi dostum, “Holding, dünyayı sarsan küresel krizin içerisine düşer ve krizi bizlerin hissetmediğimiz oranda sert algılar.”

Bu durumda, Başbakan Erdoğan'ın “Bizde kriz yok, bunlara ne oluyor?” sorusu da cevabını bulmuş oluyor. İçimizde ayağı Türkiye'ye basanlar ve ekonomik krizi kendi çapımızda -yani az- hissedenler olduğu gibi, krizi Amerikalılar gibi derinden yaşayanlar da var.

Galiba bu açıklamayla bazılarının büyük sıkıntısını anladım.

Reha Muhtar, “Hangi holdingler, açıkla!” diye üstüme gelmesin; dostum “Hangi holdingler?” soruma omuzunu silkerek şu cevabı verdi: “Gazeteci değil misin, onları da sen bul.”

Bu yazı toplam 3344 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri