Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Ben de neler söylüyorum

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Eskiler "Bu yaşta bu zekâ, akıllara bin seza" derlerdi, daha önce defalarca dillendirilmiş teklifleri sanki yeni icatmış gibi öne sürenlere... Alaycı bir ifadeyle tabii... Sağda-solda çıkan yazıları, o yazılar üzerine yapılan yorumları okuyup dinledikçe hep o söz aklıma geliyor.

Bu yaşta bu zekâ, hayret vallahi...

Ülkemizin nicedir bir 'Kürt sorunu' var. Bazıları "Neden daha önce yoktu da şimdi var?" veya "Neden Kürtler bağırıyor da ülkede yaşayan başka etnik grupların fazla sesi çıkmıyor?" türü anlamsız sorular soruyorlar. Bu sorun başka bir biçimde eskiden de vardı, her zaman oldu. Diğer etnik gruplarla benzeşen yönü bulunsa da, sorunu Kürtlere özel kılan pek çok başka yön de var.

Geçmişte farklı ortamlarda başgösterdiğinde o dönemlerde başkalarına da batmayan yöntemlerle bastırılabiliyordu sorun; ya da sorunun varlığını inkâr işe yarıyabiliyordu. Başını kaldıranı astığınızda, diğerlerini bir yerden diğerine gönderdiğinizde, köylerini yakıp insanları kamplarda topladığınızda kimse ses çıkartmıyordu.

Başka ülkeler de sizin yaptığınıza benzer yöntemler uyguluyordu çünkü.

Halbuki günümüzde bu tür yöntemler artık geçerli değil. Bugünün geçerli sistemi halkın tercihlerinin ön planda tutulduğu demokrasi; demokratik bir ülkeyseniz vatandaşlarınıza karşı insanca davranmak, ihtiyaçları istikametinde politikalar üretmek, arzularını dinlemek ve mümkünse yerine getirmek durumundasınız. Höt zötle, baskıyla, tenkil, tehcir ve sindirmeyle işlerin görülebildiği bir sistem değil demokrasi...

Demokratik bir ülkede siyaset yapanların bu gerçeği akıllarından çıkartmamaları gerekiyor.

İdamdan, dağa çıkmaktan, toplu kıyımdan bahsedenler, eğer siyasetçi iseler, bu politikalarını demokrasi zemininde uygulayamazlar. İktidar olurlarsa ya fikirlerini ve politikalarını değiştirecekler, ya da mecbur kalıp ülkenin ekseniyle oynayacak ve rejimi değiştirecekler...

Türkiye'nin uluslararası bağlantıları, altına imza attığı anlaşmalar, içinde yer aldığı kurumlar da konulara eskinin yöntemleriyle yaklaşılmasına, kırıcı, kıyıcı, yokedici tavırlar benimsenmesine engel. Halkına karşı şiddet uygulayanı dışlayan, işini zorlaştıran, gerekirse müdahaleden de kaçınmayan bir dünya bugünkü dünya...

Ak Parti hükümeti bu gerçeklere uygun bir politika izliyor. Varolan sorunu daha fazla büyütmeden, köklerine inerek ve demokrasi içerisinde gerçekleşebilecek hukuki tedbirleri de ihmal etmeyerek çözüm arayışında. 'Kürt açılımı' bu arayışın yöntemidir ve dünya gerçekleriyle uyumlu ucu açık bir süreçtir.

Hükümet durumu doğru okumasının yararını başka alanlarda da görüyor. Ekonomi global krizden beklenenden daha az etkilendiyse, uluslararası arenada Türkiye'nin varlığı daha güçlü hissediliyorsa bunun önemli sebeplerinden biridir gidilen istikameti doğru okumak... Gidilen istikameti tehlikeli bulmak, etkilenmemek için kapıları kapatmak veya global çapta yaşanan değişimi önemsemeyip eski yöntemlerle çözümler aramak da mümkündür; ancak öyle bir ülkenin karşılaşacağı iç ve dış sorunların altından siyasilerin kalkması hiç de kolay değildir.

Yalnız -'Kürt açılımı' konusunda karşılaşılan tıkanıklığın da gösterdiği gibi- karşımızda ciddi bir sorun bulunuyor: 'Kürtler' adına şiddete başvuranlar, dünyanın değiştiğini ve bugünün dünyasında sorunların silâh kullanarak çözümünün mümkün olmadığını göremiyorlar.

Vaktiyle kendilerini desteklemiş ülkelerin şimdilerde aldıkları karşı tavrın da farkında değiller... Dağa çıkmayı kutsuyorlardı, hâlâ kutsuyorlar... Şiddeti sonuç alıcı yöntem sayıyorlardı, hâlâ öyle sayıyorlar...

Oysa dünya değişti, Türkiye değişti ve Türkiye'yle ilgili her şey gibi şiddete bulaşmış olanlar da değişmek zorunda.

Dağlarda neler konuşuyorlar, bilmiyorum, ama onların bir tek kendilerinin konuşabildiğini düşündükleri her konu artık serbestçe konuşulup tartışılabiliyor Türkiye'de... Eğer başka demokratik ülkelerde olanların bazısı bizde henüz olmamışsa, bunun en büyük sebebi, dağların hâlâ boşalmaması, şiddetten medet umanların ummaya devam etmesidir.

Sorunu şiddete başvurarak çözme iddiasında olanlar bugün kendileri 'sorun' haline dönüşmüş durumda.

Onlar ve onların varlığını hâlâ eski argümanlarla savunanlar...

ABD ve Kuzey Irak'taki yönetimle bağlar takviye ediliyor, hava sahaları sürekli açık tutuluyor, sınırlara tahkimat yapılıyor ve bunlara "Eskiden de yapıldı bu tür şeyler, sonuç alındı mı?" diye yaklaşanlar çıkıyor. Onlar da bugünün tavrının eskiden verilen ve tepki çeken tavır olmadığını anlamaktan yoksun tipler... Maalesef öyleler.

Bu yazı toplam 1770 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri