Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Bir yanlışlık var

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Acaba birileri Tayyip Erdoğan adına yanıltıcı sözler mi verdi? Bu soruyu Irak işgali öncesinde sık duymuştunuz. Amerikalılar ısrarla Türkiye'nin yanlarında yer alacağı iddiasındaydılar ve Meclis'te yapılan oylamayı önemsemiyorlardı. 1 Mart tezkeresi reddedilince, bu yüzden, Washington'dan gelen aşırı tepkilere bakıp "Acaba birileri Tayyip Erdoğan adına yanıltıcı sözler mi verdi?" sorusunu soranlar az değildi.

Sonradan öğrendik: Tayyip Erdoğan veya onun adına konuşabilecek durumda olanlardan hiçbiri, Amerikalı muhataplarına, "Oylama cepte" mesajı vermemişti.

Soruyu bugüne taşımamın sebebi eskileri hatırlatma niyeti değil; dün okuduğum bir yazı... Radikal'de Tarhan Erdem imzasıyla çıkan "Başbakan'ın tercihi" başlıklı yazı...

Garip bir yazı bu. Türkiye'nin bütün önemli sorunlarını (Kürt sorunu, sivil anayasa, türban, lâiklik sorunu, Kıbrıs, demokratik rejim, Ergenekon operasyonu, AB ile üyelik müzakereleri, enflasyon, işsizlik) sıraladıktan sonra bir mahfilde yapılan bir tartışmayı aktarıyor. Tartışanlar "Başbakan Erdoğan'ın, bu kadar cephede savaş verip veremeyeceğini, siyasal görüşü ve kararlılığı buna yetmezse ipin ucunu kaçırıp kaçırmayacağını" irdeliyorlarmış...

"Bu sorgulamaya girenler arasında, eğer sivil anayasa ile birlikte Avrupa Birliği halkasına da kararlılıkla asılır ve gereğini yapmaya başlarsa, Başbakan Erdoğan'ın çok fazla cephede savaşmasına da gerek kalmayacağını savunanlar da var. / Bu görüştekiler; Başbakan'ın bu ve benzer sorunları idrak ettiği, çözme niyet ve iradesinin olduğunu düşünüyorlar, ancak vizyonunda, becerisinde ve gücünde tereddüt ediyorlar."

Kendisi de bu görüşteymiş; şimdi "Kendimi kandırmışım!" diyor ve yeni geldiği yeri şöyle özetliyor: "Başbakanımız demokrasi karşıtı güçlerle ittifakta sakınca görmemektedir! / Onun bu güçleri etkisiz bırakmaya ne niyeti, ne iradesi, ne de kararı vardır; O demokrasiyi diktaya dönüştürecek gelişmeleri körüklemektedir!" Hayır Kürt sorunu, ya da yolsuzluklar gibi konular yüzünden değil bu hayal kırıklığı, evet tahmin ettiniz, 'türban' konusuna yaklaşımı... "Başbakan'ın lâikliğin sonunu getirecek akımlar hakkındaki anlayışı son türban olayında ortaya çıktı. Emek, can ve yurt vererek iki asra yakın süredir geliştirmeye çalıştığımız demokrasimizin kalbine girerek Cumhuriyet hükümetini denetim altına alan ölümcül virüsü Başbakanımız görmezliğe geliyor. (..) Benim tanım şudur: Başbakan lâikliği ve demokrasiyi yıkacak olan gücü tanımaktadır ve maalesef tanıdığı o güce teslim olmuştur."

Biliyorsunuz, Tarhan Erdem, aylar önce, "Üniversitelerde başörtüsü yasağı kalkarsa başı açık öğrenci kalmaz" teziyle ortaya atılmıştı; muhtemelen aynı mahfilde yürütülen tartışmanın bir parçası olarak... Savunduğu tez kendisinin yürüttüğü araştırmalarla ters düştüğü halde hem de...

Acaba o mahfildeki tartışmaya katılan birileri, "Siz bakmayın eşinin ve kızlarının başörtülü olmasına, seçim kampanyaları sırasında gündeme geldiğinde 'Çözeceğiz' mesajı vermesine, Başbakan, yasağı kaldırma niyetinde değil" sözü mü verdi ki, Tarhan Bey, böylesine büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor? Yoksa, onunki bir hüsnü kuruntu mu?

Bir aldatma vak'ası yaşanmamış değil ülkemizde...

Dün bizim gazetenin "Elinde iman, göğsünde Kur'an, konuşuyor Süleyman..." başlığı müthişti. Bir zamanların 'Nurlu Süleyman' lâkabıyla siyaset sahnesini işgal eden politikacısı, 12 Eylül sonrasında tıkıldığı evinde kabul ettiği Yeni Asya çevresine Kur'an'dan âyetler okuyarak Türkiye'de lâiklik olmadığını anlatıyordu. Köprü dergisinin o yıllarda çıkan nüshaları Demirel'in o görüşleriyle doludur.

Şimdilerde farklı telden çalıyor Süleyman Bey. 'Eko Enerji' diye bir dergiye söyledikleri gerçekten şaşırtıcı.

Bizim gazeteden okuyalım: "Başörtüsünün başka ülkelerde 'şeriat devleti' aracı olduğunu ileri süren Demirel, 'Türban, aslında göründüğü kadar masum değildir' dedi. Demirel, başörtüsü konusunun Türkiye'ye has ve yeni bir konu olmadığını savunarak, 'türban şeriat devleti arayan İslami cereyanların kullandığı araçlardan biridir. Aslında göründüğü kadar masum, göründüğü kadar 'Ne var bunda canım, işte özgürlüktür' denecek cinsten bir şey değildir. Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de tartışılmıştır' diye konuştu."

Köprü dergisine 'Nurlu Süleyman' mesajları verdiği günlerde, Tarhan Erdem'in yazısında tasvir ettiği tartışma ortamlarında farklı sözler mi sarf ediyordu Süleyman Demirel? Bugün biliyoruz: Süleyman Bey o günlerde bizleri kandırıyordu

Bu yazı toplam 2246 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri