Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Deniz Baykal'la dört saat

03 Nisan 2010 Cumartesi

Önümüzdeki dönemin kolay ve az zahmetli geçeceğini sananlar varsa ilk uyarımı yapayım: CHP lideri Deniz Baykal büyük ve soluklu bir mücadeleye kendisini hazırlamış... CHP liderinin gözü de kendisine bugüne kadar hiç destek ve oy vermemiş kitlelerin üzerinde...

Deniz Baykal'ın öyle koyu bir CHP'li aileden geldiğini sanmıyorum. Siyasi taraftarlık hormon marifetiyle olsaydı, ondaki hormonların hayli karışık olduğunu bile iddia edebilirdim. CHP'nin lideri Deniz Baykal, ama geçmişe dönük değerlendirmeler yaparken idealize ettiği tipler arasında CHP-karşıtı politikacılar hiç de az değil...

Turgut Özal'ı övebiliyor, Necmettin Erbakan'ın bazı özelliklerine hayranlık duyuyor, Süleyman Demirel ile zaten Zincirbozan'dan arkadaş...

Ali Kırca'nın 'Siyaset Meydanı' programının konuğu olarak karşımıza çıktığında, Ak Parti'nin kuruluş günlerinden, 2002 seçimi öncesi çizgisinden öyle büyük bir heyecan ve takdirle söz etti ki, Vatan'dan Ruşen Çakır, "Sanki oyunuzu Ak Parti'ye vermiş gibi konuşuyorsunuz" demekten kendini alamadı. Benzer bir heyecanı son zamanlarda kendisinden sürekli sitayişle söz ettiği Numan Kurtulmuş ve Saadet Partisi gündeme geldiğinde de programda sergiledi Deniz Bey...

En fazla iki saat süreceği kararlılığıyla başlayan program üç saati aştı. Programın gazeteci konuğu olan bizlere (Ruşen Çakır, Akşam'dan İsmail Küçükkaya, Hürriyet'ten Şükrü Küçükşahin ve bana) fazla söz düşmedi. Ali Kırca gecenin programını kapatırken, Deniz Baykal söylemek istediklerini henüz ifade edememiş gibiydi.

Zincirbozan'da tutukluluk günleri sona ererken, hürriyetlerini dört ay boyu kısıtlamış olan askerler, Deniz Baykal ve arkadaşlarından da "Burada yaşadıklarımdan dışarıda bahsetmemeye söz veririm" gibi bir taahhütname almak istemişler... "Daha deneyimli olan sağcı politikacılar 'Aman verelim de gidelim' deyip imza atmışlar; ben 'Olmaz öyle şey' dedim ve direndik" diye anlattı 12 Eylül (1980) sonrası yaşadıklarını...

Bir ara, "Beni yedi yıl siyasi yasaklı bıraktılar, hakkımızda dava bile açılmadığı halde" deyince, dayanamayıp, "Elinize size bunu yapanların anayasasını değiştirme fırsatı geçti, kaçırmayın" deyiverdim. Hiç oralı olmadı Deniz Bey...

Anayasa değişikliği girişimiyle ilgili farklı bir tezi var CHP liderinin; Ak Parti'nin bir sonraki seçimde iktidardan düşeceği varsayımı üzerine oturan bir tez bu: Sekiz yıllık iktidarları sırasında yaptıkları yanlış işlerden dolayı hesaba çekileceklerinden korkuyorlarmış... Politikacılar hesaba nerede çekiliyor? Hem sıradan mahkemelerde, hem de Yüce Divan'a dönüşen Anayasa Mahkemesi'nde değil mi? Ona göre, seçimde yenileceğini şimdiden fark eden Ak Parti sonrasında başına gelecekleri önleyecek bir tedbir olarak sarılmış bulunuyor anayasa değişikliğine...

Hemen karşısında oturuyordum ya, gözlerinin içine "Acaba tezine gerçekten inanıyor mu?" merakıyla baktım. Tezinin doğruluğu konusunda hiçbir tereddüdü yokmuş göründü Deniz Baykal...

Vaktiyle 'lâikliğe aykırı odak haline dönüşmek' ile suçladığı bir parti olmaktan çıkmış Ak Parti Deniz Baykal'ın gözünde, liderlerinin yolsuzluklarını ört-bas etmek için anayasayı değiştirmek gibi zorlu bir işe soyunmuş bir örgüt halini almış...

Önümüzdeki dönemde artık 'irtica' gibi ithamları, ya da 'lâiklik' eksenli tartışmaları işitmeyeceğiz, en zayıf halka olarak gördüğü yolsuzluk iddiaları üzerinden muhalefetini yoğunlaştıracak CHP... "Mücahitken müteahhit olanlar", eşleri son model Jeep'lerde seyahat edenler türü yıpratıcı iddialara bayağı inanmış Deniz Bey...

Ertuğrul Özkök kılavuzluğu başlamış bile...

Ak Parti lider kadrosunun sekiz yıl önceki durumlarından farklı bir hayat yaşamadıkları, sürekli halkın içinde oldukları, örgütün her an halkın nabzını tuttuğu gerçeğinin farkında görünmüyor CHP lideri... Oysa sıra CHP'nin mayıs sonunda yapılacak kurultayında yeniden yapılanmasına gelince, Deniz Baykal'ın, "Şunu yapacağız, bunu da..." diye anlattığı neredeyse her 'yenilik', Ak Parti tarafından kuruluşundan beri uygulananlardan oluşuyor...

Nitekim programda bunu kabul etti Deniz Baykal...

Siyasetçilerin, herkesten daha fazla, kendi hayallerinin ürünü olan bir dünyada yaşadıklarını öğreneli çok oldu. 1977 seçiminde MSP'den milletvekili adayı olan Turgut Özal, bütün o matematik zekâsına rağmen, kendisiyle birlikte yedi kişinin daha MSP milletvekili olarak Ankara'ya gideceğine inanıyordu son gün...

Deniz Baykal anayasa değişikliği sürecini iyi yönetebilirse Ak Parti'yi iktidardan edeceği hesabında; "Masa devrilirse" dediği gelişmeye hazırlıklı gördüm kendisini...

Bu yazı toplam 2184 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri