Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Dostlara ve eski dostlara dair

27 Ocak 2010 Çarşamba

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu benim dostumdur. Daha önce aynı koltukta oturmuş Ali Coşkun, Rona Yırcalı, Yalım Erez ve Fuat Miras da dostlarımdı, ama onlarla koltuğa oturmaları sonrasında tanışmıştım. Rıfat Hisarcıklıoğlu ile dostluğumuz her ikimizin de Rüzgârlı Sokak sâkini olduğumuz günlere gider...

Neredeyse 30 yıllık bir mazi...

Rüzgârlı Sokak bir zamanlar Ankara'nın basın merkeziydi. Hürriyet'in matbaasıyla Zaman'ın ilk yönetimevi o sokakta yanyanaydılar. Hisarcıklıoğlu'nun inşaat malzemesi satan 'Eskihisar' mağazası da aynı sokaktaydı. Birlikte bulunduğumuz kimbilir nice ortam vardır. Yalnız kendisini değil, ailesinin fertlerini de, yakın arkadaşlarını da tanırım.

Bir de 'fırın ağzı' ortak paydamız var tabii... Annesinin elceğiziyle yaptığı Kayseri mutfağının seçkin yemeklerini kimbilir kaç kez ortak dostlarımızla birlikte tatmışızdır; yemek öncesi ve sonrasında günün anlam ve önemine uygun sohbetler eşliğinde...

Geçenlerde, o günleri kendisine, “Senin o davetlerden bir cumhurbaşkanı ve başbakanla kaç bakan çıktığının farkındasın değil mi?” diye hatırlatmıştım. Bir de TOBB başkanı çıktı o yemek kadrosundan...

Herkesin 'balyoz' konusunu, ya da Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Ağca üzerinden Türkiye'nin derin tarihini irdelediği şu sırada Kayseri yemeklerini ele alışım biraz mecburiyetten... Önce Hürriyet'te, dün de Sabah'ta bu yemekler yazı konusu edildi. Bütünüyle ilgisiz değil güncel olanla: 'Balyoz' planını yapanlar darbe sonrasında ülkeyi yönetecek kadroyu tek tek bakanlara kadar belirlemişler ve başbakan olarak da Rıfat Hisarcıklıoğlu'nu uygun görmüşler.

Yıllar öncesine giden dostluğumuzu hatırlatan yazılarla herhalde kendisine arka çıkmam bekleniyor. Öyle ya, bir kahvenin kırk yıllık hatırı varsa, yıllarca yenen fırın ağzının hatırı herhalde kolay kolay ödenemez.

Eğer bu sebeple bir yazı yazacaksam bunu benim için bir ilk olarak tarihe geçirebilirsiniz. Karşılığını bekleyerek bana kıyak yapmaya kalkanlar yazacaksam bile sessiz kaldığımı görerek hayal kırıklığına uğramışlardır. Bir güler yüz yeterlidir benim için, daha ötesini 'yanlış' bulurum.

Konuyu ilk açan yazar, önce Rıfat Hisarcıklıoğlu hakkında neden yazmadığımı merak eden 'Fırın ağzı kardeşliği' başlıklı yazısıyla sahneye girdi, ertesi gün de “Azarı yiyince kıçı üzerine oturan gazeteci” olarak tanıttı beni okurlarına: “Obama gibi geldiler, Bush'a döndüler” demişim Ak Parti kadrosu için, Başbakan Tayyip Erdoğan beni azarlamış, ben de pısıp susmuşum...

Buna ben değil de şu satırlar cevap versin: “Komploya yatkın bir zihni vardır falan ama yine de İslami camiadan çıkıp da racona uygun gazetecilik yapma gayretinde olan tek (O')dur... / Mesleğin en temel özelliğinin bağımsızlık olduğunu bilir... / Her şeye rağmen bağımsız duruşunu korumaya gayret eder... / İncelikleri gözetir... / Tabii ki Başbakan'la arasının açık olmasını istemez ama bazen Başbakan'la arasının açılacağını bilerek yazılar yazar... / Cumhurbaşkanı arkadaşıdır... Ama nice anlı şanlı kalemlerin, Cumhurbaşkanı arkadaşları olduğunda yapacaklarından hiçbirini yapmaz...”

“Bu satırları, şimdi 'Zılgıtı yiyince sustu, o yüzden kendisinden 'darbeci' veya 'Ergenekoncu' diye söz edilmiyor' sözleriyle beni takaza eden yazar, hem de sadece bir ay önce (4 Aralık 2009) kaleme almıştı” desem şaşırırdınız, değil mi? Şaşırmayın, ne yazık ki öyle, bir ay önce yere göğe sığdıramadığı beni, hem de övmesinin sebebi olan konuyla, şimdilerde yerden yere vuran kişi aynı Hürriyet yazarı...

Kendisini aydınlatayım mı, yoksa yaşadığı anti-depresanlı karanlığında kalmaya devam mı etsin? Şu kadarını hak ediyor: Kimsenin benden 'Ergenekoncu' diye veya 'darbeci' sıfatıyla söz etmemesinin sebebi, Ergenekon davasını ve darbe iddialarını ciddiye almamdır. Denemesi bedava; hiç kıvırtmadan gerçekleri yazsın, sonucu görecektir.

Yazımın esas konusu olan dostum Rıfat Hisarcıklıoğlu'na gelince... 'Balyoz' ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını darbecilerin başbakan adayı olduğunun duyurulmasının üzerinden saat bile geçmeden kendisi açıkladı; hem de inandırıcı bir biçimde... Kendisinin başkanlık yapacağı Bakanlar Kurulu'nda yer alması düşünülenlerin çoğunu tanıdığını bile sanmıyorum. Belli ki, 'kamuoyunda olumlu algılanma' özelliğini fark etmiş askerler; “Bize propaganda amaçlı böyle biri lâzım” deyip senaryolarına ismini katmışlar...

Bu yazı toplam 1828 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri