Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Gül Allah gül, gül Allah gül

21 Temmuz 2008 Pazartesi

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi'ni tanımıyorum, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'u ise tanıyorum... Dışişleri Bakanlığı tarafından bu yıl ilk kez yapılan 'büyükelçiler buluşması' şerefine Bakan Ali Babacan'ın verdiği davette karşıma çıkınca, bir hışım, yüklendim:

“Gazetede yazdığına göre beni siz enforme ediyormuşsunuz” dedim ve ekledim: “Bugüne kadar sizden veya büyükelçiliğinizin herhangi bir mensubundan manşetlik bir haber almış değilim; bana borçlusunuz...”

Büyükelçi Wilson'un kendisi enforme edilmeye muhtaç göründü. Açıkladım: O günkü Taraf gazetesinde eski Jandarma Komutanı Org. Şener Eruygur'un ofisinde bulunduğu duyurulan fişlerden söz ediliyordu. Habere göre ben de fişlenen gazeteciler arasındaydım. Benim için, “ABD ve İngiltere tarafından enforme edilmektedir” notu düşülmüş...

Fişleyen tembel biri olmalı; çünkü aynı cümle neredeyse 20 kadar gazeteci için de sarf edilmiş. Bazıları Almanya, birkaçı İsrail tarafından da enforme edilmekteymiş...

Ne yalan söyleyeyim, alındım: Ankara temsilcisiyken, ABD ve İngiltere büyükelçilikleri kadar Almanya ve İsrail büyükelçiliklerinde de kabul görüyordum çünkü...

Fişçinin farkında olmadığı bir gerçeği buraya kaydedeyim: Ankara'da temsilci düzeyinde gazetecilik yapanların en az bir yabancı dili iyi bilmesi ve vaktinin önemli bir bölümünü diplomatlarla geçirmesi şart. Bu şarta uyan meslektaşların haber ve yazılarını daha bir dikkatle okurum ben. Askerlere de aynı şeyi yapması tavsiyesinde bulunurum.

Benimle Mehmet Barlas'ın fişinde “NTV'de Mustafa Balbay'la Emin Çölaşan'ın yerine getirilerek konumu güçlendirilmiştir” notu da var. Bir ara Tarhan Erdem'in üçüncü katılımcısı olduğu 'Basın Odası' diye bir program vardı, Barlas'la birlikte yer aldığımız. Bir yıl kadar sürdü. Çölaşan-Balbay ikilisinin yerine alındığımızı bilmiyordum; NTV'nin konum güçlendirme aracı olarak görüldüğünden de ilk kez haberdar oluyorum.

Taraf'ın haberine göre gazeteciler '1. Sınıf' ve '2. Sınıf' diye ayrılmış fişleyenler tarafından. 1. derecede önemli görülen gazeteciler üzerinde çalışma yapılması önerilirken, 2. sınıf gazetecilerle ilgili herhangi bir çalışma yapılmasına gerek duyulmamış...

Demek ki, sadece siviller değil fişlemeyi yapanlar da “Bizden ve onlardan” ayrımı yapıyor ve kendisine yakın gördüğünü önemsemiyor. Bunu çok ilginç buldum.

Dışişleri Bakanı'nın davetinde bu konu gazetecilerin dilindeydi. Biri, “Yahu, o yabancı dil bilmez” itirazında bulundu “ABD ve İngiltere tarafından enforme edilmektedir” notu düşülmüş bir meslektaş için... Bir büyükelçi, “Ama, bizim sefarette Türkçe bilenler var” dedi gülerek...

Herkes benim gibi 'komik' bulmamış fişleri; Ahmet Hakan, dün, 'tutarsız' ve 'ahmakça' olduğunu yazdı fişlerin ve buradan 'Ergenekon' örgütünün ciddiye alınmaması sonucunu çıkardı. Sabırla beklerse, iddianame açıklandığında karşımıza çıkacak tablodan sonra kesin kanaat belirler; şimdi sızdırılan bilgilerin çoğunu “Biraz da gülelim” diye özel olarak seçiyor bir odak...

2004 yılında kaleme alındığı anlaşılan fişlere düşülen amiral gemisinin kaptanıyla ilgili not benim hoşuma gitti sözgelimi, güldüm: “Her zaman iktidarın merkezine yakın olma stratejisi izler. AKP iktidarı ile birlikte medya dengeleri ile oynayabilecek bir konuma gelmiştir. Daha önce ABD-İngiltere ekseninde iken, Aydın Doğan'ın etkisiyle Almanya etkisine girmiştir. Doğan Medya Grubu'nda Ankara bürokrasisini en iyi bilen isimlerden biridir. Amerikan Büyükelçisi Eric Edelman'ın toplantılarına da katılmıştır.”

Demek ABD-İngiltere diye bir eksen var, bir de Almanya ekseni. Fişleyen gözünde Hürriyet yayın yönetmeni ABD-İngiltere cephesinin kaybı, Almanya'nın kazancı... “Her zaman iktidarın merkezine yakın olma stratejisi izlediği” ve “AKP iktidarı ile birlikte medya dengeleriyle oynayabilecek bir konuma geldiği” ilginç tespitler; fakat sonraki gelişmeler bu tespiti boşa çıkarmışa benziyor. Büyük bir güç kaybı yaşıyor Hürriyet yönetmeni...

Bir süre önce “Kankam” dediği Almanya'nın Bild gazetesi yayın yönetmeni Kai Diekman'a, beni, “Türkiye'nin en güçlü gazetecisi” diye tanıttığı internet sitelerine de düşmüştü. Alman yayın yönetmeni, hayretle, “Ben o sensin biliyordum” deyince, “Eskiden bendim, şimdilerde bu” diye ısrar etti, benim bütün “Estağfurullah” çabalarıma rağmen...

Neyse, Doğan Medya Grubu'nun haftalık dergisi 'TEMPO' son sayısında “Türkiye'nin en güçlüleri” diye 50 kişilik bir liste yayınladı; o listede Hürriyet yayın yönetmeni hak ettiği gibi benden hayli üstlerde yer alıyor...

Hep asık suratlı olacak değiliz

Bu yazı toplam 4084 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri