Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Hayatımı değiştiren cümle...

17 Kasım 2008 Pazartesi

Orhan Pamuk, bir romanına, “Bir kitap okudum hayatım değişti” diye başlar ya, kendi hayatıma şu sıralarda bir çizgi çizmem istense, benim de “Bir cümle sarfettim, hayatım değişti” demem gerekir... Altı-üstü öylesine bir cümleydi benim için, herkesin altına imzasını atabileceği türden sıradan bir cümle; sonunda kaç yazıya konu, kaç programa malzeme oldu...

Dünkü Sabah ve Vatan gazetelerinde benimle yapılmış mülâkatlar da cabası... Birazcık istekli olsam, dün bazı haber programlarımda da benimle karşılaşacaktınız.

Kaç gündür zihnimde taşıdığım soru şu: “Yine de yanlış anlaşılmış olabilir miyim?” Hem de bütün o yazılar, haberler ve mülâkatlardan sonra...

Önce kendimle ilgili -bu sütunun sürekli okurlarının çok iyi bildiği- gerçekler: Haklarında yazı yazdığım her politikacıyla ilişkilerimi belli sınırlar içerisinde tutmaya özel gayret sarf ettim. Kimi beni sevdi, dostluğuma ve fikirlerime önem verdi, kimi hiç sevmedi, uzak durdu ve yazmasam daha mutlu olacakmış gibi davrandı.

Yazılarımdan rahatsız olmamış politikacı herhalde yoktur; ancak çoğunun içinden bana hak verdiğini bilirim... Cesur olanları bunu bana da itiraf ettikleri için... Sevmeyen bazı güçlüler, varolan güçlerini aleyhime kullandılar. Hiçbirinin bana karşı kayıtsız kalmadığını sanıyorum; bu da beni sevindiriyor...

Geçmiş altı yıla bakılınca ne görüyorsunuz: Ak Parti'nin bizlere vaatlerini unuttuğu, ya da zamanlama hatası yaptığı her dönemeçte en açık biçimde karşısına çıktığımı... Türk Ceza Yasası'nın 301 ve 312. maddelerini değiştirmede ayak sürürken, Avrupa Birliği'ne üyelik konusunda tereddüt geçirirken, en son olarak üniversitelerde 'başörtüsü/ türban' yasağı için gereksiz yere anayasayı değiştirmeye kalkıştığında, bunların 'yanlış' olduğu uyarısı ilk benden geldi...

Türkiye'nin ABD ile birlikte Irak'a müdahalesini sağlayacak 1 Mart tezkeresinin geçmemesi için yürüttüğüm kampanyayı ise George W. Bush ve Türkiye'deki uzantıları bile unutmuş olamaz... (Sıkıntılı anlarımda, Türkiye'yi ziyareti (2004) sırasında tanıştırıldığımızda kendisi ve Irak'a açtığı savaşla ilgili samimi görüşlerimi yüzüne karşı söylediğimi hatırlayıp, “Bush bile, beni dinlemediği için şimdi pişmanlık yaşıyordur” düşüncesiyle moral bulurum.)

Tayyip Bey eleştirilerimin çoğuna tepki vermedi; bazı görüşlerimi beğenmediğini ise belli edecek tarzda davrandı.

Ben de öyle davranmasını beklerdim bir başbakandan... Başbakan kulağını söylediklerime, gözlerini yazdıklarıma kapamış olsaydı aynı heyecanla düşünce üretmeye devam edemezdim zira... Bu bakımdan, hayatımı değiştiren cümleme tepki vermesine de sevindim...

Cümlelerimin, daha doğrusu çıkışımın, en fazla hayal kırıklığına yol açtığı kişiler, -ne kadar şaşırsanız yeridir- hakkımda saygısız bir üslupla ve hep küçümseyerek yazılar yazmaya alışkın meslektaşlar oldu. Onlar bu kez fenersiz yakalandılar. Kimi küfürbazlığına devam etti, kimi saygısız tavrının kendisini küçülttüğünü fark edip ne yapacağını şaşırdı.

Onları şaşırtıp kızdırmak bile benim için bir kıvanç vesilesi...

Bakmayın saldırmak için hâl⠓Yandaş medya, besleme basın, kiralık kalemler” türü küfürleri kullanmalarına; bunlar kelimesi kelimesine vaktiyle kendileri için kullanılmış ve üzerlerine 'cuk' oturan sıfatlardır... Muhaliflerine başka ne diyebileceklerini bilmediklerinden, gri beyin hücreleri de artık üretimde bulunamadığı için, vaktiyle işittiklerini şimdi karşılarındakilere reva görüyorlar...

Görsünler, hiçbir mahzuru yok.

Peki ben nasıl 'kiralık kalem' oluyorum? Yazdığım gazeteye 'besleme basın' sıfatı yakışıyor mu? Bu denli sarsıcı yazılara yer veren yayın kuruluşlarından nasıl 'yandaş medya' diye söz edilebilir?

Böyle yaparak kendilerine zarar verdiklerinin henüz farkında değiller; yakında anlayacaklardır...

Dostlarımdan biri, “Seni tanıması gerektiği halde çıkışından sonra şaşırmış rolü yapan, ya da seni iktidar ile gazetecilik-dışı ilişkiler içindeymişsin gibi gördüğünü ifade edenler hakkında ne düşünüyorsun?” diye soruverdi.

İki farklı kişiyi kast ettiğini hemen anladım da, soruyu bana yöneltmesi yine de şaşırttı.

Ciddi ve muhatap almaya lâyık gördüğüm kişilerin tarizleri beni rahatsız eder; o yazarlara isimleriyle cevap veririm. Birinin ciddiyetinden kuşkuya düşersem muhatap almaya devam etsem de artık ismini burada kullanmam... Hem ciddiyetinden hem de muhatap olma kabiliyetinden kuşku duyduğum kişiler ise...

Ne derler ve yaparlarsa yapsınlar, o tipler, beni üzemezler... Kendilerini hayatımdan da bu sütundan da silerim...

Bir cümle sarf ettim, hayatım çok değişti.

Bu yazı toplam 3756 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri