Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Hayret ki, ne hayret

30 Ekim 2009 Cuma
Hakikaten hayret: Dünyanın dört bir tarafında aynı anda çıkan haber ve yorumlara göre Türkiye ray değiştirmiş; Batı'ya doğru yol alırken birdenbire Dağu yönüne doğru dümen kırmış... New York Times, Guardian, Le Monde gibi baba gazetelerde, dünyanın öndegelen haber ajanslarında hep aynı noktaya vuran değerlendirmeler ön plana çıkıyor.

Ben böyle bir tesadüfe hayret etmeyeyim de kim etsin?

Pakistan ve İran gezisinin son durağı olan Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisine hangi konuda soru yöneltilirse yöneltilsin, lâfı doğruca Türkiye'nin Batı ile ittifakının sarsılmaz bir gerçeklik olduğuna getirdi. İranlı gazeteciler “Petrol” diye ağızlarını açtılar, Başbakan Erdoğan “Biz Avrupa Birliği üyesi olma kararımızdan dönecek değiliz” dedi... Onlar “Nükleer” sözcüğünü telâffuz etiler, cevap içinde mutlaka 'Batı' sözcüğü geçecek biçimde geldi...

Dünkü gazetelerde New York Times, Le Monde, Guardian makalelerinden alıntılarla birlikte Tayyip Bey'in Tahran basın toplantısında söyledikleri de yer aldı. İddiaya tepki... Sanki biliyormuş gibi...

“Haklısın” dedi kuşkumu ifade ettiğim bir danışman; “Böyle bir yaylım ateşin başlayacağını istihbar etmiştik, bugünlerde olacağını da biliyorduk...”

Şimdikine benzer bir durumla şu sıralarda iktidarla ilişkilerini yeniden tamir etme derdinde olan bir işadamının çok yönlü girişimi sırasında karşılaşmıştık. İşadamının kendisi ve yakınları Washington'da üs kurmuş, erişebildikleri herkese sıkıntılarını abartarak anlatmışlardı: “Bankamıza el koydu Ak Parti hükümeti; mahkemelerde çıkan kararları da uygulamıyor” diyorlar ve ekliyorlardı: “Farklı bir mezhepten olduğumuz için... Anlarsınız ya!”

Katıldığım uluslararası bir toplantıda ismi büyük bir Amerikalı yanıma kadar gelerek bu iddiayı tekrarlamış ve aksine yazılar yazdığım için beni suçlamıştı. Ona şunu söylediğimi hatırlıyorum: “Bankasına el koyan Ak Parti Hükümeti değildi; mahkemenin verdiği/vereceği bir kararı uygulamamak da hiçbir hükümetin haddine değil...”

Yanımdan şaşırarak gittiğinin aynı toplantıya katılan bir dostum tarafından cep telefonuyla çekilmiş kanıtı da var...

O günlerde dünya medyasında Ak Parti aleyhine çıkan haber, yazı ve yorumların haddi hesabı yoktur. Bir ara ne bulursam dosyalamaya çalışmış, sayı onlarcayı aşınca arkasını bırakmıştım. “Bu ne iş?” diye sorduğum ABD başkentinden bir dostum, “Paran varsa bu tür yaygaraları koparmak sanıldığından kolaydır” diye başlayan bir nutuk çekmişti bana...

'Lobicilik' diye bir meslek var Batı dünyasında; parayı basan reklâmını da saldırısını da başkasına yaptırabiliyor. Lobi şirketinin elemanları önce hedefi belirliyorlar parayı sayanlarla, sonra da o hedefi yermekte (veya övmekte) yararlanacakları medya organlarını... Gazeteler ve televizyonlarda şirketin dostları varsa zaten mesele yok, olur ya hiçbir tanıdık bulunmuyorsa, ya aktarılan bilgi ve belgelerle aklı çelinen, ya da hediyelerle kıvamına getirilebilen kişiler aranıyor...

“Her gazetede ve televizyonda birini mutlaka buluyorlar” diyemem, ama çoğu kez bulmakta başarılı oluyorlar... Önceden belirlenmiş bir takvime göre de yaylım ateş başlatılıyor...

Bu yolla düşürülmüş hükümet, başbakan, bakan hayli fazladır dünyada. Le Monde, Guardian, New York Times gibi babalar başta olmak üzere dünyanın öndelen gazetelerinde aynı hedefi döven haber ve yazılar çıkacak da, o hedef ayakta kalmayı başaracak... Çok zordur, çok...

Sinek küçük de olsa mide bulandıyor. İşadamının organize ettiği önceki saldırılar sırasında bile siyaset şöyle bir dalgalanmıştı. O saldırıların faydası şu oldu: Başbakan Erdoğan ve yakın çevresi yaylım ateş konusunda bilinçlendi ve kulaklarını dört açmaya başladı.

Yeni saldırı dalgasının radarlarına takılması o sayededir...

Acaba bu defa saldırının esas kaynağının ne/neresi olduğunu görüyor, biliyorlar mı? “Gördük, biliyoruz” cevabını verdi bana kaynağım, ama isimlendirme çabalarıma meydan bırakmadı. Anladığım, son yayınların arkasındaki lobi-sermaye ilişkisini iktidar ayrıntılarıyla fark etmiş... Herhalde bunları yanlarına bırakmayacaktır.

İşin ilginç yönü, sağda-solda çıkan yazı, haber ve yorumları manşetlerine taşıyan bildik gazetelerin de, değişik sütunlarından iktidarı benzer bir organizasyonla suçlamaya başlamaları... Onlar da, “Islak imzalı sahici belgenin zamanlaması bu işin planlı olduğuna işaret ediyor” iddiasında...

Onlar 'ıslak imzalı belgenin planlı olduğu' iddiasında... İktidarın tepeleri de yurtdışında haklarında çıkan ve oradan gazetelere yansıyan “Hükümet ray değiştiriyor” haberlerinin planlı olduğuna inanıyor...

Bu yazı toplam 2248 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri