Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Hindistan'ın farklı bir yüzü

13 Şubat 2010 Cumartesi

Hindistan'ın her üç kentinde düzgün ve tenha sokaklar gördük; burun direğini kıracak pis bir koku da yoktu. "Her şey kısa sürede güllük gülistanlık olmuş, Hindistan değişmiş" diyordum ki, kısa süre önce aynı konkuru yapmış bir dost uyardı: "Sokaklar sizin için özel temizlenmiş, insansızlaştırılmış..."

Yanında görsel desteği de olduğu halde fazla üzerinde durmadım bu durumun. Sonuçta, istenirse sokakların ve tarihi binaların temizlenebileceğini göstermesi bakımından önemliydi Hintlilerin yaptığı; bir de Türk heyetinin gelişine ve Türkiye'ye verdikleri önemi sergiliyordu gösterdikleri özen...

Fiziki görüntüsü bir yana da, dünyaya örnek gösterilen hoşgörü ve demokrasi anlayışındaki çatlaklar önemli. Hoşgörüsüzlüğü fark edebilmemiz için Mumbai'ye gelmemiz ve 'My Name is Khan' (Benim adım Han) adlı filme karşı verilen acayip tepkileri yerinde görmemiz gerekiyormuş...

Akıl alır gibi görünmese de gerçek şu: Amerika'da 11 Eylül sonrası başlayan İslâm karşıtlığını konu alan yepyeni Bollywood filmini göstermeye hazırlanan sinema salonlarının önü izleyiciler yerine polis ve askerlerle doluydu; bilet almak isteyenler içeri giremiyorlardı... Sebep? Filmin yapımcısı da olan başrol oyuncusu Shah Rukh Khan'ın (Hintliler kısaca 'SRK' diye anıyorlar) yaptığı "Neden Pakistanlı kriket oyuncuları Hindistan liginde de oynamasın?" masum çıkışına 'ırkçı' Shiv Sena partisinin "Sinema salonlarını yakarız" tepkisini vermesi...

Bu tehdit yüzünden SRH'ın yeni filmi Mumbai'de gösterime girememe tehdidi altında...

Şakası da yok bu adamların; gösterime girmeden önce satışa sunulan biletleri almak için müşteri gibi kuyruğa sokulan partililer, sıra kendilerine gelince, gişeleri tutuşturmaya kalkıştılar, ardından bilet satışları durduruldu.

Hindistan'da hoşgörü ve demokrasinin sınırını ırkçı bir parti çiziyor lâfın kısası...

Oysa filmin kendisi ve başrol oyuncusunun bugüne kadar sergilediği hayat 'hoşgörü' için ideal bir örnek teşkil ediyor.

44 yaşındaki Shah Rukh Khan Bollywood'un kralı sayılıyor. Bir zamanlar Yeşilçam için Ayhan Işık ne idiyse, Hindistan'da SRK bugün o. Filmleri yalnız Altkıta'da değil, bu bölge kökenli insanların yaşadığı her ülkede gişe rekorları kılıyor. Kendisi Müslüman SRK'ın, ama eşi Hindu. Bildiğiniz tipik bir sinema artisti; aşırılıktan da, herhangi bir ideolojiyle ilgi kurulmaktan da uzak bir tip...

Kendisinin Kalküta'da Kriket Kulübü var ve doğal olarak kriket sporuyla ilgili. "Pakistanlı oyuncuları da transfer edelim" demesinde ne gibi bir tuhaflık var, ben anlayamadım.

'My Name is Khan', izleyenlerin Hint-TV'lerinde anlattıklarına göre çok hoş bir film. Zor bir konuyu hassas noktalarını ihmal etmeden hafif-tertip sunmayı bilmiş. Filmin ana karakteri genetik bir zihin bozukluğu olan Asperger sendromuyla malul, kendi içine kapalı biri. Çocukluk ve ilk gençliğini Mumbai'de geçirdikten sonra kardeşi ve yengesiyle birlikte yaşamak üzere San Fransisco'ya (ABD) taşınıyor. Orada bir kıza âşık oluyor, evleniyor ve eşiyle birlikte bir iş kuruyor.

Film, 11 Eylül trajedisini takiben karı-kocanın başına gelen hoşgörüsüzlük olaylarını sergileyerek esas bundan sonra başlıyor. Karısıyla ayrılmak zorunda kalan adam onunla yeniden biraraya gelebilmek için Amerika'yı bir uçtan diğer uca katetmek zorunda kalıyor.

Tabii, izleyiciler de, rengi farklı, inancı farklı, hatta hastalığı yüzünden davranışı farklı birinin 'özgürlükler ülkesi' ABD'de başına gelenlerle tanışıyorlar bu filmde...

İşin ilginç tarafı, film çekimine ara verildiği bir dönemde gittiği ülkesinden yeniden ABD'ye döndüğünde, SRK'nın, New York'taki Newark Havaalanı'nda, çektiği 'My Name is Khan' filminde anlattığına benzer bir muameleye tabi tutulması... Rengi farklı diye gözaltına alıyorlar SRK'ı, iki saat sorguluyor, cep telefonunu kullanmasına bile izin vermiyorlar. Gözaltındayken, kendisi gibi tutulan Hintli ve Pakistanlılar ona tezahürat yapıyorlar...

Sonunda Hindistan Büyükelçiliği durumu öğreniyor, müdahale ediyor da, ünlü artist serbest bırakılıyor... Yoksa, o da, kimbilir daha kimler gibi uzun süreli gözaltı maceraları yaşayabilirdi.

Gerçek hayatların hikâyesini anlatıyor film...

İyi de, 'ırkçı' bir parti, basit bir ihtilâf çıkartarak Amerika'yı eleştiren bir filmin gösterimini neden engeller ki? Bu işte bir tuhaflık yok mu sizce?

Bu yazı toplam 2222 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri