Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

İki olayla Türk-Mısır ilişkileri

05 Eylül 2009 Cumartesi

Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nun Kahire gezisinde gözlemlediğim samimi hava, bana kimbilir kaç kez “Maşallah” dedirtti. İki ülke arasındaki ilişkiler hiç bu kadar düz ve az sorunlu olmamıştı.

İki olay pek çok kişinin -özellikle de bizim diplomatların- belleğinde çok taze: 1932 yılında Mısır'ın Ankara Büyükelçisi Abdülmalik Hamza Bek ile Atatürk arasında geçtiği iddia olunan olay ile 1950'li yılların ortasında, Cemal Abdünnasır'ı kızdırdığı için Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Fuat Togay'ın apar topar ülkeye geri dönmesine yol açan olay...

İkisi de bizde pek bilinmiyor bu olayların...

Atatürk ile Hamza Bek arasında geçen olaya 'İngiliz parmağı' karıştığı anlaşılıyor. Hamza Bek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş bayramı olan 29 Ekim (1932) günü, milli kıyafetiyle Ankara Palas'a gidiyor. Mısır'ın 'milli kıyafeti' ne olabilir? Türkler'den kalma 'fes' tabii ki... Mısırlıların 'tarbuş' dediği fesle davete gelen büyükelçi, 'şapka devrimi' günleri Ankara'sındaki bayram kutlamasında dikkat çekiyor...

İngiliz 'Daily Herald' gazetesi muhabirinin Kasım ayı ortalarında yazdığı habere göre, Atatürk Hamza Bek'e tarbuşunu 'zorla' çıkartıyor.

Mısır'da kızılca kıyamet kopuyor. Gazeteler günler ve günler boyu Mısır'ı Ankara'da temsil eden birine yapılanın 'hakaret' olduğunu yazıyor ve buna en şiddetli cevabın verilmesini istiyor. En yumuşak başlık “Hamza Bek geri çağrılsın” oluyor. 17 Kasım'da (1932) el-Ahram gazetesinin başlattığı yaylım ateşe başta 'Vefd' olmak üzere diğer gazeteler de katılıyor.

1932'nin Kasım ve Aralık aylarında Mısır basınında çıkan ve tarihin derinliklerinde kalmışlardan başlayıp hiç olmamışlara varana kadar bir dizi anlaşmazlığın gündeme getirildiği türden aleyhte yayın kadar yoğun bir haber bombardımanı iki ülke arasında yaşanmamıştır.

Sonunda çareyi yine Ankara buluyor: Haberi günler sonra ilk veren gazeteden hareketle, bunun yabancıların arayı bozma gayreti olduğuna dair yayınlar başlıyor Türk basınında. Millet gazetesi, “Ankara'da en sevilen diplomat, Hamza Bek'tir” diye yazıyor. Cumhuriyet'te Yunus Nadi, olayın bir yanlış anlamadan kaynaklandığını, kimsenin Mısır Büyükelçisi'nden tarbuşunu çıkarmasını talep etmediğini, Atatürk'ün yemek sonrası balo salonuna geçildiğinde, daha rahat bir atmosfer oluşsun diye, herkesi resmi kıyafetlerindeki fazlalıklardan kurtarmaya davet ettiğini belirtiyor...

Yıllar sonra (2003) el-Ahram'da Yunan Labib Rizk'ın makalesinden öğreniyoruz ki, olayın daha da büyümesini önleyen, el-Ahram'da 18 Aralık 1932'de çıkan “Büyükelçinin tarbuşu – Mısır-Türkiye ilişkileri ve İngiliz gazetelerini nasıl okumalı” başlıklı yazıymış... Türkiye dolaylı özür dilemiş oluyor, Hamza Bek de geri çağrılmıyor...

Fuat Togay o kadar şanslı değil. Onun sebep olduğu olayı ve başına geleni dönemin önemli gazetecilerinden Isis Fahmy'nin anılarının “Nasır'ın suratına bir tokat” başlıklı bölümünden (s. 47) öğreniyoruz.

Okuyalım:

“Nasır'ın tarım reformunda en fazla kaybeden kişi Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Fuad Togay'ın bir Mısır Prensesi olan eşi Emine Togay'dı ve büyükelçi bu sebeple Mısır Devlet Başkanı'na ateş püskürüyordu. Darbeyi yapan Hür Subaylar grubundan önemli isimleri, bakanları ikametgâhına davet ediyor, birlikte yenen yemek boyunca Nasır hakkında ağzına geleni söylüyordu.

“Bardağı taşıran olay, Opera'da, Bolşoy balesinin temsili sırasında yaşandı. Temsil arasında yabancı ülke temsilcilerinin bulunduğu yere geldi Nasır. Ben de uzaktan durumu gözlüyordum. Birden Türk Büyükelçisi'nin ayağa kalkıp Nasır'a doğru suratına vuracakmış gibi elini kaldırdığı ve herkesin duyacağı biçimde ağzına geleni söylediği duyuldu.

“Büyükelçinin elini tutan korumalar, Nasır 'Bırakın' deyince, bıraktılar. Fotoğrafçımın Nasır'ın suratına doğru kalkan eli güzelce yakaladığı enstantane ertesi gün gazetede çıkınca ortalık karışıverdi.”

Issis Fahmy, sırf başağrısı Fuat Togay ve eşinden kurtulmak için, Nasır'ın o fotoğrafın ve haberin neşrine izin verdiğini, bu olay üzerine Ankara'nın büyükelçiyi çektiğini yazıyor.

Bizden bir diplomatik kaynak Fahmy'nin bir hatasını düzeltmemi sağladı: Operada bu olayın yaşandığı gecenin bir vakti, Mısır Genelkurmay'ından bir yetkili bizim büyükelçiliğin askeri ataşesini aramış. Şunu söylemek için: “Sayın Togay ve eşinin âni bir işi çıktığı için ilk uçakla yurtdışına gittiler; baleden dönmediler diye endişe etmeyin...”

Bu yazı toplam 3056 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri