Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

İlhan Arsel'in ardından...

02 Mart 2010 Salı

Bazı belirtilere bakarak "28 Şubat öldü" diyenler var; 28 Şubat için bir şey diyemem ama, 28 Şubat'a ilham kaynağı olan Prof. İlhan Arsel gerçekten öldü.

Cumhuriyet gazetesi de öldüğünü yazmasa dünyamızdan böyle bir kişinin geçtiğinden kimsenin haberi olmayacaktı. Türkiye'deki akademik çevreler önünde yüzü kızardığı için Türkiye'den kaçmış, hayatının son yıllarını ABD'de geçirmekteydi İlhan Arsel. İslâm-karşıtı İngilizce kitaplardan öğrendiklerini Türkçe ifade eden ortalık karıştırıcı yazıları ve kitaplarıyla tanınıyordu.

28 Şubat'a gidilen yolda 'ilk işaret fişeği'nin Arsel'in ABD'den Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yazdığı, onun da "Bana göre zırva, ama siz yine de bir okuyun" diye Genelkurmay'a gönderdiği, askerlerin "Biz bu görüşlere aynen katılıyoruz" notuyla ANAP lideri Mesut Yılmaz, DYP lideri Tansu Çiller ve TBMM Başkanı Mustafa Kalemli'ye yolladığı mektup olduğuna inanırım ben...

Orada da kalmamış, Refah Partisi'yle hükümet kurma pazarlıkları sırasında, Mesut Yılmaz, "Bakın sizlere kimler karşı" anlamına, üzerindeki notlarla mektubu Necmettin Erbakan'a da iletmişti... 1995 seçimlerinden birinci parti çıkan Refah'ın ANAP'la hükümet kuramamasının sebeplerinden biri olarak gösterilmişti o mektup... Tansu Çiller koalisyonu kurdu, ama bir daha iflâh olamadı.

28 Şubat'tan (1997) tam bir yıl önce (1 Mart 1996'da) Kulis'te işlemiştim mektup konusunu...

1 Ocak 1996 tarihli Demirel'e hitaben kaleme aldığı mektubun son pragrafını okumanızı isterim: "Anlatmak istediğim şudur ki, Cumhurbaşkanı bulunduğunuz T.C. Devleti, kendi insanlarını çağdışı ve Anayasa'ya ve temel özgürlüklere ters düşen zihniyetle yetiştirme eylemlerine ve işlemlerine karşı sadece susmuş değil, fakat bu eylemlerin ve işlemlerin bizzat uygulayıcısıdır. Bu zihniyetle yetişen halkın şeriatçı partilerden başka hiç kimselere destek olmayacağını ve hele bu partilerden birinin iktidara gelmesiyle tam manasiyle fanatik yığınlar haline geleceğini söylemek müneccimlik olmasa gerek."

Özetle "Sandıktan birinci parti çıksa da hükümeti Refah Partisi kurmasın" tezini işleyen mektuba rağmen kurulan Refahyol 28 Şubat'a çarptı; Arsel'in MGK toplantısını takiben yazdığı ilginç bir yazı da 26 Mart 1997 tarihli Cumhuriyet'te çıktı.

"Askerin darbe yapması meşrudur" diye özetlenebilecek bu yazısı daha ilginçti: "Durum şunu gösteriyor ki, Türkiye, bugün artık felâket uçurumunun tam kenarına gelmiş bulunmaktadır. Uçuruma yuvarlanmaktan kurtulmanın tek yolu, 1 Ocak 1996 tarihli mektubumla Cumhurbaşkanı'na belirttiğim gibi, seçmen oylarının yüzde 79'u ile şeriata karşı cephe almış bulunan partilerin biraraya gelip yeni seçimlere gitmeleri ve giderken de şeriatçı partileri yaşam dışı etmeleridir. Söylemeye gerek yoktur ki özgürlüklerimize ve çağdaş değer ölçülerimize göz diken ve bu yüzden yeryüzündeki mevcudiyetimizi sona erdirebilecek olan şeriatçı bir partinin bu memlekette yeri yoktur. Bu tür partilerin kökünü kazımak demokrasiye ters düşmez, aksine demokrasiye hayatiyet verir."

Mektubun şu son cümlesi 28 Şubat'ın temel felsefesine dönüştü: "Orduyu şeriatçı ile karşı karşıya bırakacak yerde hep birlikte seslerimizi yükseltmek bizlere düşen kutsal bir görevdir."

28 Şubat döneminin akıl hocası sayabiliriz İlhan Arsel'i; o da ölmüş demek ki...

Yukarıda bir yerlerde "Akademik çevreler önünde yüzü kızardığı için" dediğimi herhalde hatırlıyorsunuzdur. Sebebini de öğrenmek ister misiniz?

Ankara Hukuk Fakültesi'nde profesör iken, İslâmiyet'i ve Osmanlı dönemini küçük düşürecek malzeme arayan İlhan Arsel, aradığını Kanuni dönemi Şeyhülislâmı Ebussuud Efendi'nin bir fetvasında bulduğunu sanmıştı. Üç talâkla boşanan kadınların eski kocalarıyla yeniden evlenebilmeleri için yapılan 'hülle'nin câiz olmayan cinsi olarak 'cimaa kadir olmayan pîr'e, yahut oniki yaşında olan oğlancığa' hülle edilmesini örnek veriyor...

Hukuk profesörü fetvadaki 'pîr' sözcüğünün 'erkeklikten kesilmiş yaşlı adam' anlamına geldiğini anlamayıp böcek taifesinden 'pire' (iyi ki 'bit' sanmamış) ile kadının birleşmesinin düşünüldüğünü sanarak koca bir yazı kaleme almış, o yazı 28 Aralık 1976 tarihinde Cumhuriyet gazetesinin 2. sayfasında yayımlanmıştı.

Ünlü edebiyat eleştirmeni Orhan Şaik Gökyay 'Destursuz Bağa Girenler' (Dergâh Yayınları) adlı kitabına da aldığı Hisar dergisinin Şubat 1977 tarihli sayısında çıkan 'Bir Fetva da bizden' başlıklı yazısıyla yerin dibine batırmıştı cahil hukuk profesörünü...

Bu yazı toplam 3144 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri