Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Kemal Bey'e dokundurtmam arkadaş

17 Eylül 2010 Cuma

Ben bazı dost kalemler gibi hoyrat davranamıyorum; hiç karşı karşıya gelmediğimiz halde CHP'nin yeni lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklenmeyi yüreğim kaldırmıyor. Siyaset hayatımızın son yıllarda kazandığı en büyük değerlerden olduğunu düşünüyorum; yormuyor bizi, tam tersine eğlendiriyor.

Tek belirgin günahı, gerçekleri biraz çarpıtması, doğrulardan şaşarken yüzünün kızarmaması, kendisinin hesap vermesi gereken konularda fazla zorlanmadan başkalarını hesap vermeye çağırabilmesi... Birileri kulağına "Senin bulunduğun irtifada muhalefete dönük ithamlarda her yol mübah" diye fısıldamışlar gibi geliyor bana; yoksa ertesi gün ortaya çıkacak gerçeği bir gün önce neden farklı biçimde anlatsın ki?

Kemal Kılıçdaroğlu'na duyduğum bana-özel sempatide, yıllar önce severek takip ettiğim Sezgin Burak'ın 'Hüdaverdi' karakterinden izler bulmamın da katkısı var. Kendisini 'yeni kurtarıcı' diye bağırlarına basan medyamızın CHP'li kalemleri "Aaa, tıpkı Gandi" dedikleri dönemde bunu kayda geçirmiştim de... Gandi Hindistan'ın en iyi eğitimini görmüş ve asil bir aileden geldiği halde çulsuzların yanında yer almış, bütün mücadelesinde maneviyatı elden bırakmamış biriydi; Gandi olabilir mi Kemal Bey?

"Görüntüsü benziyor" uyarısı üzerine şekil-şemailine baktığımda ise... "Aaa, tıpkı Hüdaverdi" tespitimi o sayede yapabilmiştim.

Kampanya sırasında yaptığı konuşmaları, "Rahmetli Sezgin Burak sağ olsa ve Hüdaverdi çizgi karakterini politikaya soksa ancak böyle konuşturabilirdi" kanaatiyle izledim. Herkes tepki gösterirken, ben işittiklerime gülebildiysem sebebi budur...

Eh artık kampanya bitti, gırgır-şamata da bitti diye üzülmeme gerek kalmadı, sandıktan çıkan sonuca ilişkin değerlendirmeleriyle her günümü gün etmeye devam ediyor Kemal Kılıçdaroğlu, sağolsun...

İlk gece yaptığı değerlendirme konuşması bir istisna doğal olarak. İstisna, çünkü sonuçların belli olmaya başladığı saatlerde yoldaymış, oy kullanamadığı seçim bölgesi İstanbul'dan geliyormuş; öyle dedi. Partisinin MYK'sı toplanıp ilk değerlendirmeyi kendisinin yokluğunda yapmış; bunu da kendisi söyledi. Okuduğu metnin başkaları tarafından hazırlanıp eline verildiğini de yine ondan işittim. Başkalarının yazdığı ve tek sözcüğünü değiştirmeden okuduğu metin her zamanki tadı vermiyordu.

Şimdilerde yeniden kendi sesini buldu Kemal Bey. "Yüzde 42'nin hepsi bize ait" diyor. Gazetelerin 'kıpkırmızı' renge boyadığı kıyı kentlerine sahip çıkıyor. "Orta sınıf mensupları partimizi tercih ediyor" dediğinde kendisini de o sınıf içerisinde gördüğünü ve bundan mutluluk duyduğunu anlıyorum.

Medyadaki CHP'li kalemler de Kemal Kılıçdaroğlu gibi 'orta sınıf' insanlar...

'Orta halli' kişiler kendilerinden 'beyaz Türk' diye söz etmiyorlar mı, doğrusu gülmekten ne yapacağımı şaşırıyorum. Etrafları kendileri gibi 'beyaz' olduğunu zannedenlerle dolu olduğu halde, bir de "Yalnızım ben, yalnızım" diye başlarını taşlara vuranları var bunların...

Nedense içimde gerçekten 'beyaz Türk' denilmeyi hak eden, yani birkaç nesildir zengin olanların bu halkoylamasında 'Evet' oyu kullandığına ve kendileri namına yürütülen çatışmayı gülerek izlediklerine dair bir his var. İyi eğitimli ve akıllı olması gerekiyor özelliği olan insanların, ayaklarının yere basması ve kendi çıkarlarını bilmesi de... Öyleyse nasıl olur da gidip oylarını kaybedecek bir teze verirler, kazanacak tez kendi işlerine daha fazla yarayacağı halde?

Kemal Bey ilk gece eline tutuşturulmuş metni bir tarafa koyduktan sonra yeniden eski haline döndü. "CHP'nin yürüyüşü başladı" diyor, "Kıyı kentlerden başladık, Anadolu içlerine doğru yürüyoruz..." Halkoylamasında CHP'nin savunduğu teze en fazla oy kıyılarda kullanılmış çünkü...

Acaba baktığı harita benimkinden farklı mı? Çünkü 'Hayır' oylarının en yüksek çıktığı il Kemal Bey'in memleketi Tunceli ve Tunceli herhangi bir kıyıyla irtibatlı değil. Dahası, 'Hayır' oyları kıyı kentlerinde daha fazla çıkmış görünüyor ama, 29 Mart (2009) seçimiyle mukayese edildiğinde, oralarda da eski keskinlikten uzaklaşma var gibi...

Sempati duyduğumu bilen bir dostum, "Seninki halkoylamasında cephe arkadaşı ve muhtemel koalisyon ortağı Devlet Bahçeli'yi unutuverdi birden" dedi bana. Evet, MHP'lilerin oylarını hiç hesabına katmıyor Kemal Bey. Oysa en azından Devlet Bahçeli, Oktay Vural ve Deniz Bölükbaşı'nın da 'Hayır' oyları var sandıkta...

Bu yazı toplam 2116 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri