Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Komplo ve komplocu

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Birilerinin hâlâ 'komplo' sözcüğünü kullanma sakarlığı yok mu, müthiş eğlendiriyor beni... Oysa bizim ülkemizde 'komplo' sözcüğü artık gerçek anlamında kullanıma girmeli. Yani, 'perde gerisinde bir şeyler döndüğüne inanmak, yoksa uydurmak' anlamında değil de 'birilerine karşı kumpas kurmak' anlamında...

Uğur Mumcu'yu kim(ler) öldürdü? Ya Bahriye Üçok'u? Ahmet Taner Kışlalı ile Necip Hablemitoğlu'nun katilleri kim? Danıştay'a saldırıp yargıç öldüren avukat bunu 'türban' aşkına mı yaptı, yoksa türban gerginliğine biraz daha gerginlik katmak için mi?

Bu sorulara Ergenekon operasyonu öncesinde verilen cevapları biliyoruz: Mumcu, Üçok, Kışlalı ve Hablemitoğlu 'dinciler' tarafından öldürüldü; Danıştay'a saldıran avukat bu eylemini türban aşkına yaptı...

Şimdi ise katiller ve eylemci avukat hakkında hiç değilse kuşkularımız var. Bütünüyle güven duyarak, “Cinayetleri 'dinciler işledi' denilebilmesini sağlamak isteyen bir odak öldürttü, Danıştay'a saldırı da aynı odağın eseri” diyemiyoruz henüz; ancak 'Ergenekon' davasının yargı süreci beklendiği gibi gelişirse, katilleri adıyla-sanıyla ilân edebileceğiz...

1990 yılı başında Prof. Muammer Aksoy'la başlayan suikastlar zincirinin her halkasından sonra, birileri “Dinciler yaptı” diye toplumu ayağa kaldırırken, hiç tereddüt etmeden gerçek katillerin farklı yerde aranmasını yazdığım için, aynı çevreler, adımı 'komplocu'ya çıkarmışlardı.

Bütün o yıllar boyunca, üzerime yapıştırılan 'komplocu' küçültücü sıfatını kullananların esas komplocular olduğuna, suikastı hazırlayan ve ifa ettiren odağın emir ve talimatları arasında adımın da bulunduğuna inandım ben... Sadece inanmakla kalmadım, düşüncelerimi, bulgularımı sizlerle paylaştım da...

Hâlâ aynı sıfatı kullananlarla karşılaştığımda gülmüyorum sadece, okurları nezdinde kendilerini düşürdükleri durumu düşünüp yapan namına üzülüyorum da...

Milliyet'in dış haberler sayfası sorumlusu Kadri Gürsel Gürcistan olayını değerlendirdiği son yazısında kullanmış o meş'um sözcüğü... Mihail Saakaşvili'nin durduk yerde Osetya üzerinden Rusya'ya meydan okumasına getirdiği açıklama, Gürcü liderin 'idiyotik' olması...

Türkçesi şu: Saakaşvili 'ahmak' olduğu için böyle bir hata yapmış...

Eh, bu da bir açıklama işte. Orada dursaydı başka 'idiyotik' açıklamalar arasında buna da bir yer ayırırdık... Ancak o noktada durmamış Kadri Gürsel, şunları da eklemiş yazısına: “Olaya daha ilk günden balıklama dalan yerli komplo teorisi düşkünleri ellerinde henüz hiçbir veri yokken Rusya'nın ya da ABD'nin Gürcistan'ı tuzağa düşürdüğünü iddia edebildiler. Komplosever zihnin büyük zaafı bu olayda da sırıttı. O zaaf bilgiye ihtiyaç duymamaktır. Komplosever, ortada analiz edilecek bir sonuç varsa, 'Bundan en çok kim fayda sağlar?' diye sorar kendine ve akla yatkın görünen nedenler uydurur. Komploseverin ikinci zaafı ise olayların gelişiminde hataya ve ahmaklığa şans tanımamasıdır. Ona göre tarihte her şey 'menfaat teorisiyle', bir başka deyişle akıl ve mantıkla açıklanabilir. Oysa tarih, insan doğasındaki ahmaklık, gaflet ve kendini bilmezlik ile maluldur. Bu olayda Gürcistan'ın ABD'nin veya Rusya'nın komplosuna kurban gittiğine dair en ufak bir veri yok! Gürcistan, idiokrasi (ahmakların iktidarı) kurbanıdır. Ahmak yöneticileri tarafından harcanmıştır.”

Bereket tarihi Kadri Gürsel gibiler yazmıyorlar. Gerçeklere vakıf, kafası çalışan birileri çıkıyor ve tarihin doğru yazılmasına imkân sağlıyor.

Columbia Üniversitesi'nde ders veren eski büyükelçi, Rusya ve Kafkasya uzmanı Prof. Stephen Sestanovich'in, Kadri Gürsel'in yazısının Milliyet'te çıktığı gün ajanslara düşen bir açıklaması var. Amerikalı uzman, “Kremlin'i bu noktaya gelmeye zorladılar” diyor ve bu işi kimin yaptığını şöyle açıklıyor: “Amerika körükledi.”

Bu tezi birkaç gün önce bir eski diplomat olan dostumun ağzından işlemiştim. Milliyet yazarının takıldığı o yazım. Okuyalım: “Meslekî hayatında Washington'un özel bir yeri bulunan diplomat dostum şunları anlattı: 'Gürcistan merkezli olaylar Amerikalılara Sovyet dönemini, Soğuk Savaş'ı hatırlattı; sert olma gereğini akıllarına soktu. İyi niyetli yaklaşımların bugünün dünyasında yeri olmadığını düşündürdü. Kafası karışık sıradan Amerikalılar, 'Obama yanlış bir tercih mi yoksa?' diye düşünmeye başlamışlardır. Bush'un her şey olup bittikten sonraki efelenmelerine de bir bakın..."

Her makul açıklamaya 'komplo' diye karşı çıkmaya alışmış Kadri Gürsel'e inat, Bush gerilimi tırmandırmaya devam ediyor.

Sedat Ergin'in yerinde olsam Milliyet'te 'komplo' sözcüğünü yasaklardım.

Bu yazı toplam 3764 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri