Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

O bir rol modeli

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Gazete okur, televizyonda haber izlerken dikkatinizin takıldığı biri var mıdır? “Ne demiş, hakkında ne denilmiş, yine ne yapmış?” merakıyla izlediğiniz biri... Uzun yıllardır öyle de, özellikle şu son bir-iki yıldır benim 'merak ettiklerim' listemin en başındaki isim Rahmi Koç... Ülkemizin en büyük sanayi-ticaret grubunun patronu olan Rahmi Bey'in adıyla nerede karşılaşsam derhal dikkatimi oraya çeviriyorum.

Tanıyanlar Vehbi Koç'un da ilginç biri olduğunu söyler. Bir keresinde Van'daki önemli bir toplantıya katılıyordu Vehbi Bey, masada yanına beni oturtmuştu. Bir kahvaltı süresince o sordu, ben cevapladım. Kısa süre sonra da vefat etti zaten. O kısa birlikteliğimizde açık bir zihne ve parlak bir zekâya sahip olduğunu anlamıştım. Bazıları “Şanslı” diyebilir, ama önüne çıkan şansı değerlendirmek için de zeki olmak gerekir.

Gençler arasında yapılan bir ankette “Rol modeliniz kim?” sorusuna en kalabalık cevap onun ismi çıkmış. Gençler Rahmi Koç gibi olmak istiyorlar sizin anlayacağınız... Oysa bırakın kendisini tanımayanları, ailesinin diğer fertleri ve mesai arkadaşları bile Rahmi Bey gibi olmaya özenemezler. Çok kendine özgü bir kişiliktir de onun için...

Cumhurbaşkanı Kraliçe onuruna verdiği davette gri renk papyon taktı diye eleştiriliyor; Rahmi Koç İstanbul'da herkesin 'grand-tuvalet' katıldığı davetlere Hint mihracesi kılığıyla gidiyor, eleştiri şöyle dursun, “Herkesin gönlünü fethetti” övgüsünü okuyorsunuz. Güneri Civaoğlu, dün, kahverengi elbise altına süet ayakkabı giymeyi tavsiye ettiği için övüyordu kendisini. Oysa bu işlere vâkıf olanlar, toplum karşısına kahverengi takım elbiseyle çıkana kırık not veriyorlar.

Tersini söyleyen veya yapan Rahmi Koç olunca, eleştiri şöyle dursun, “Aman ne güzel, bravo” alkışı duyuyorsunuz...

2002 seçimi sonrasında Tayyip Erdoğan'la ilgili talihsiz bir cümlesi gazete manşetlerine tırmanınca, Koç Topluluğu'nun başından ayrıldığı ve dünya turuna çıktığı ilân edilmişti Rahmi Koç'un. Biraz tuhaf bir 'dünya seyahati' olduğu, yakın çevresini teşkil eden kişilerle çeşitli fotoğraflarının gün aşırı magazin sayfalarından eksik olmamasından belliydi. Sonra 'dünya turu' sözcükleri işitilmez oldu zaten; Koç Topluluğu'nun resmen başı olmasa da orada her şeyin kendisinden sorulduğunu sanıyorum.

Sadece Koç Topluluğu'ndan olsa iyi, Rahmi Koç kendisini Türkiye'nin bütününden de sorumlu görüyor epey zamandır... O da yazdığı mektuplarla veya bizzat randevu alıp görüşerek, devletin kendisi açısından yanlış bir istikamete doğru yol almasını önlemeye çalışıyor.

Vehbi Koç için anlatırlardı, 27 Mayıs'ın yıldönümünde bir kez daha aklıma geldi: Vehbi Bey koyu bir İsmet Paşa hayranı ve CHP üyesiymiş; Demokrat Parti (DP) ileri gelenleri de bu yüzden tedirginlermiş... Bakkal dükkânından bir dünya devine giden yolun en bereketli dönemini 1950-60 arasında yaşadı Koç Topluluğu, ama Vehbi Koç CHP rozetini yakasından çıkarmadı. Adnan Menderes'in kendisini çağırıp “CHP'den istifa et, yoksa...” diye tehdit ettiği bile söylenirdi. Kısa süre sonra 27 Mayıs darbesi geldi de, Vehbi Koç'un ne yapacağını öğrenmemiz gerekmedi. İstifa mı etti, yoksa darbeyi mi bekledi? Belleğim o konuda tam açık değil.

Gerektiğinde bir araya gelip strateji belirledikleri bir işadamı grubunun da lideri bugün Rahmi Bey. Sakıp Sabancı rahmetli olmadan da lider yine oydu. Grupta ülkemizin öndegelen ailelerinin tepe kişilikleri bulunuyor: Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Doğan, Şahenk, Özilhan... Bir araya gelişlerinden genellikle 'eylem planı' da çıkıyor. Planlarını uygulamak üzere hemen harekete de geçiyorlar. Benim merakım da bu noktada başlıyor esasen. Elimde olsa Rahmi Koç'un Ankara'ya gelişlerini -geriye dönük- yakın takibe alırdım. Hele diğer büyük ailelerinin fertleriyle eş zamanlı Ankara'da bulunuyorsa, hareketlerini bir saniye bile sektirmeden izlerdim. Sırf merakımdan... Nereye gittiler, kim(ler)le görüştüler, neler konuştular?

Tarih ön planda görünenlerin söyledikleri ve yazdıklarına dayanarak yazılıyor. Deneyimlerimden de biliyorum, esas tarih kapalı kapıların ardında cereyan ediyor; ön planda gördüklerimiz tarihin müsveddesi bile sayılmaz. Rahmi Koç'un şahsen veya görevlendirdiği insanların şu son birkaç ay içerisinde uğradıkları başkentlerde kimlerle ne görüştüklerini bilsem, Türk siyasi hayatında şu sırada yaşadıklarımızı daha iyi anlamlandıracağıma eminim. Herkesin merak ettiği, “Bundan sonra ne olabilir?” sorusuna da daha doğru bir cevap verebilirdim. Rol modeliniz anladık, ama sakın Rahmi Koç öyle yapıyor diye 'raca' kıyafetiyle bir etkinliğe katılayım demeyin.

Bu yazı toplam 3544 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri