Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Paralar, paralar, bozulmasın aralar...

28 Ekim 2008 Salı

Nasıl olsa dostlarımı överken kendimi övmüş gibi olmuyorum, övünç kaynağım olan onlar, dostlarım benim... Dostlarımın verdiği tüyolar sayesinde sizleri kimselerin pek fark etmediği bazı gelişmelerden herkesten önce bilgi sahibi edebiliyorum.

Sağolsunlar, varolsunlar...

Global kriz ABD'yi temelinden sarstığı sırada herkes o sarsıntının aynı güçle bizim sahillere de vurmasını beklerken, “Bu krizi herkes farklı yaşayacak: Sizler-bizler bir parça etkileneceğiz, bu ülkeye güvenen işadamları az, gözleri ve elleri dışarıda olanlar ise çok fazla etkilenecek” görüşünü burada okudunuz.

Ekonomiden anlayan ve borsaları yakından izleyen bir dostumun uyarısı sayesinde...

Dediği şuydu: Cebinde nakit milyarlarca dolar bulunan bazı işadamları, sırf bu ülke ve bu iktidar yararını görmesin diye, uluslararası piyasalara yatırıma heveslendirildi. Türkiye kadar yüksek getirisi bulunan istikrarlı başka bir yatırım yeri olmadığı için, çok yüksek kâr dağıtan olağanüstü riskli Amerikan fonlarına hem de... Uluslararası büyük bankalar ile dev finans kuruluşları batarken onların parası da yokoluverdi...

Milyarlarca dolardan ve sessiz-sedasız yok olmasından söz ediyordu dostum...

Pazar günü gazetelere göz gezdirirken, bir baktım, Radikal, manşetinden, “Citi ve Lehman'da 500 milyon doları gitti” diye birinin bir büyük kayıbından söz ediyor. Türk ekonomi basınının kıdemlilerinden Ruhi Sanyer'in kaleme aldığı haber “Türk bankacılık sisteminin önemli isimlerinden biri” diye tanıttığı bir kişinin yediği kazığı anlatıyor.

Okuyalım: “Anlatılanlara göre bir zamanlar Türk bankacılık sisteminin en önemli isimlerinden olan bankacımız birkaç ay önce 'Nasılsa fiyatları daha da aşağı gelmez' diyerek Lehman Brothers ve Citibank hisselerinde satım opsiyonu (bir menkul kıymeti taraflar arasında belirlenen fiyattan satma hakkı- put option) satmış. Bunun karşılığında da kendisine belirlenen vadede belirlenen fiyattan hisseleri satacak kişinin iş yaptığı kurumdan yüklü sayılabilecek miktarda komisyonu cebine koymuş. Ancak günler geçmiş opsiyonu kullanma tarihi gelmiş ve hisseler için ödemeyi yapıp işi bitirmiş. Hisseleri aldıktan kısa bir süre sonra sonra Lehman iflas etmiş ve hisselerin değeri de sıfıra inmiş. Bankacımızın bu işten zararının birkaç yüz milyon dolar olduğu konuşuluyor.”

Milyonlarca dolar kayıp ne kadar hoş anlatılıyor, değil mi?

Aynı kişi ABD'de devlet piyasaya müdahale edince de bir başka darbe yemiş... “İki hisseden ettiği zararları topladığımızda rakam 500 milyon dolara yaklaşıyormuş...”

Bu denli büyük kaynaklara hükmeden fazla kişi yok ülkemizde. “Türk bankacılığının vaktiyle önemli ismi” diye tanımlandığına göre üç kişiden söz edilebilir: 1. Finansbank'ı Yunanlılara satan Hüsnü Özyeğin. 2. Oyakbank'ı ING grubuna satan Coşkun Ulusoy. 3. Dışbank'ı Fortis'e satan Aydın Doğan...

Coşkun Ulusoy Oyakbank'ın patronu değil, profesyonel yöneticisiydi. Geçenlerde yaptığı bir açıklamada, krize elde dolar cinsinden nakitle yakalandıkları için duyduğu sevinci ifade edecek kelime bulamıyordu. 500 milyon dolar kaybeden bankacı herhalde o değildir.

Sözünü ettiği kişinin Aydın Doğan olacağını da düşünemem; ismi 'radikal' de olsa Aydın Bey'in bir gazetesinde kendisinden böyle ifadelerle söz edilebileceğini sanmadığım için... Siz söyleyin, Aydın Doğan bu kargaşada milyarlar kaybetmiş olsa, bunu kendi gazetelerinden birinde bu kapalılıkla da olsa okuyabilir miydik?

Radikal'in manşete çektiği 'krizde milyarlarını kaybeden işadamı'nın kim olduğu aslında fazla önemli değil. Bir değil, iki değil, “Bu ülkeye yarayacağına Amerika'nın çöp kâğıdı olsun daha iyi” diye düşünen veya düşündürülmüş olan çok sayıda işadamı olduğunu sanıyorum. Bu işlerden anlayan dostum, “Oho, o kadar çoklar ki...” deyip duruyor çünkü.

Hükümet, başında Arzuhan Doğan Yalçındağ bulunan TÜSİAD'ın istediği üzre iş dünyasının yurtdışına olan borçlarını 'garanti' altına almayı kabul ederse, çıkacak faturada hepsinin adları bulunacaktır nasıl olsa.

Kimin “Yandım Allah” sesi yüksek çıkıyorsa, onun bir yerleri acıyordur.

Amerika'da kriz patladığında kâğıtları pula dönen, Bush yönetimi olaya müdahale edip kağıtlar yeniden biraz değer kazandığında yine kaybeden 'eski bankacı' müthiş zeki bir işadamı olmalı!

Ruhi Sanyer “Dolarla vadeli işlemleri yatırım yöntemi ya da kumar olarak görenlerin canı bu krizde çok fena yandı” da dedikten sonra tuhaf bir ayrıntı daha ekliyor: “Şu anda bu yöntem yüzünden bankalarıyla sorunlar yaşayanların sayısı çok fazla...”

İyi de birader, 'kumar' ise bu, 'kumar'da kaybın hesabı mı sorulur?

Bu yazı toplam 4008 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri