Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Şapkam elimde, alkışlıyorum

02 Ekim 2010 Cumartesi

Kimsede hafıza kalmadı mı? Hadi hafızalar özürlü diyelim, 'Google' denilen arama motoruna da mı 'sansür' uygulanıyor bu memlekette? Bütün gazeteler ve televizyon kanalları 'Hanefi Avcı olayı' ile ilgili tam sürat yayın yaparken ismini mutlaka anıyorlar da, Mahir Sayın'ın en fazla bilinmesi gereken yönlerine hiç kimse neden değinmiyor?

Adı son günlerde 'Hanefi Avcı'nın örgüt arkadaşı' olarak duyuldu Mahir Sayın'ın... "Örgütümüz takip altında, kaçsın" uyarısını yapmış Hanefi Avcı; onun bu uyarıyı yaptığı kişi de Mahir Sayın'a durumu aktarmış, o da soluğu İsviçre'de almış...

Hürriyet'in bulup konuştuğu Mahir Sayın, "Ben onunla aynı örgütün üyesi olmayı zül addederim" gibi bir şeyler söyledikten sonra iddia için "Deli saçması" demiş... İsviçre vatandaşıymış zaten. Yerini bir ay önce ayırtmış, biletini 15 gün önce almış; "Hangi uyarı?" diye sorması bundan...

İyi de kendisinden söz eden gazeteler "Mahir Sayın kim?" sorusuna neden cevap aramıyorlar?

Yıllar önce bu soruyu kendi kendime sormuştum, PKK kamplarına gidip Abdullah Öcalan'la orada yaptığı uzun konuşmaları topladığı 'Erkeği Öldürmek' kitabını okuduğumda... Çok doğrudan sorular yöneltmişti Öcalan'a ve aldığı cevaplar benim kadar şaşırtmamıştı onu... PKK'nın kuruluş döneminde devlet yardımı aldığı, Pilot Necati ve Kesire üzerinden MİT ve asker bağlantıları onun sorularıyla ilk ağızdan açıklığa kavuşturulmuştu o kitapta...

Konuşmaların bir yerinde devrimciliğin içindeki erkeği öldürdüğünü söylüyordu Öcalan, Mahir Sayın kitabına isim koyarken bu sebeple zorlanmamıştı.

Bu kadar da değil. Hani 28 Şubat günlerinde dönemin ünlü askerlerinin imzasını taşıyan bir 'medya andıcı' vardı, Nazlı Ilıcak'ın daha sonra ortaya çıkardığı; Mahir Sayın'ın ismi o belgede de itibarı zedelenmesi gerekenler listesinde yer alıyordu. O listede isimleri anılan gazeteciler köşelerini yitirdiler; bir sivil toplum yöneticisi saldırıya uğradı, az kalsın hayatını kaybediyordu.

Listeye göz atanlar "Kim bu?" sorusuna cevap veremedikleri için Mahir Sayın'ı bir başka ünlü Mahir sanmış ve "Herhalde askerler Mahir Kaynak'ın ismini listeye Mahir Sayın olarak yanlış yazmışlar" sonucuna varmışlardı.

O zaman da, "Yahu böyle bir kişi var" diye kendimi ortaya atmam gerekmişti. Yıllar içinde kimbilir kaç 'Mahir Sayın kim?' yazısı yazdım. Mehmet Gündem de Yeni Şafak adına gidip kendisiyle görüştü. Askerlerin kendisini 'mim' koyacak kadar önemsemesine ben de bir 'mim' koymuştum. Bugün bile o listeye nasıl olup da ithal edildiğini bilemiyorum.

Şimdi ise 'Devrimci Karargâh' örgütünün lider kadrosundan biri olarak sunuluyor Mahir Sayın. Telefonlarının dinlendiğini bilen, bu bilgiyi bütün Türkiye ile paylaşmak için bir de kitap kaleme almış olan Hanefi Avcı'nın yurtdışına kaçması için telefonla uyarıda bulunma ihtiyacı duyduğu 'örgüt arkadaşı' imiş...

Hafızalar zayıf olabilir, ama aklımızı henüz bütünüyle yitirmedik herhalde.

Eğer gelişmelerin zaman çizgisi buysa, yani Taraf gazetesinde dün metni yayımlanan telefon görüşmesi kitap çıktıktan sonra yapılmış ise, şimdi yaşananlar bütünüyle 'usta avcı'nın kurguladığı bir senaryo olabilir ancak... Hiç değilse benim baktığım pencereden görüntü böyle. Ünlü polis şefi, kitabındaki iddiaları bir adım daha ileri götürmek için, telefonunu izleyenlere böyle bir oyun kurgulamış olmalı.

Taraf'ta çıkan görüşme tutanağında, Hanefi Avcı, izleyicisi olan polislerden "Salaklar" diye söz ediyor.

Ne güzel değil mi? Bir kitap yazıyorsunuz, anlattıklarınızla insanların kafalarını karıştırıyor ve ülkedeki dengeleri bayağı sarsıyorsunuz... Sonuçta yazdığınız bir kitap, etkisi uzun süreli olmuyor. Beklediğiniz türden bir sonuç alabilmek için yeni atraksiyonlar gerekiyor...

Yoksa bir insan, hele bu yolu kendisi açmış bir polis şefiyse, dinlendiğini bile bile, aralarında 'örgüt arkadaşlığı' tesis edilmesini sağlayacak ve birilerine "Kaç" dediğini düşündürecek şekilde bir konuşmayı takip altındaki biriyle neden yapsın?

Ustaca ve ünlü bir polis şefine yakışır bir kurgu bu.

Harekete geçip kendisiyle ilgili yeni süreci başlatanların 'salak' olduklarını sanmıyorum. Bütün bu gelişmenin arkasında 'Cemaat' olduğu görüntüsü verecek tarzda görüş açıklayan, yazan ve davrananların da... Akıllı insanlar, akıllıca yazılmış bir oyunu, olağanüstü güzel oynuyorlar...

Bu yazı toplam 2884 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri