Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Şişman kedilerin peşindeyim

23 Haziran 2009 Salı
Ben de Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli gibi “IMF'siz de olur” diye düşünenlerdenim. Hafta sonu, “Biz direndik” demiş Canikli ve eklemiş: “Haklı olduğumuz ortaya çıktı; böylece bir tabuyu yıkmış olduk. IMF'siz de olabileceğini ispat edip IMF'ye bağımlılığı aştık...”

Türkiye bir yılı aşkın bir süredir ekonomisini IMF olmaksızın yönetiyor. İyi de yapıyor. Özellikle dünyanın derinden hissettiği ekonomik krizi biz kendi ölçeğimizde yaşamayı becerdik. İstihdamı artırıcı, üretimi kırbaçlamayı amaçlayan tedbirler bu sayede alınabiliyor. “IMF'siz olmaz” diye yeri göğü inletenler karşısında IMF yöneticileri bile daha insaflı...

IMF'nin 1. Başkan Yardımcısı John Lipsky Türkiye'yi iyi tanıyor, ekonomimizin yıllara yayılan performansını biliyor. Geçen hafta Türkiye'deydi Lipsky, Bodrum'da TÜSİAD'çılarla takıldı. Onların yanında ne desin? 'Mali açık' ve 'düşen kredi kalitesi'ne dikkat çekmekle birlikte, 'istikrar bulan döviz kuru', 'yeniden yükselmeye başlayan tüketici güveni' ve 'artan özel sektör kredileri' gerçeğinden hareketle Türkiye ekonomisinde yaşanan 'toparlanmayı' övdü.

Amerikalı Lipsky'nin değerlendirmelerini gazetelere yansıyan TÜSİAD cemaatinin öndegelenlerinin “İlle de IMF olsun” takıntılarıyla birlikte okurken şaşırdım doğrusu...

Ülkemizin en büyük sanayi grubunun patronu Rahmi Koç'un bu tür bir mesaj vermek için Koç Üniversitesi mezuniyet törenini seçmesini yadırgadım. Yeni mezun gençlerin karşısında söylediği şu: “IMF'den alacağımız birkaç milyar dolar değil, onun vereceği yeşil ışıktır mühim olan; bu, Türkiye'ye gelecek doğrudan yatırımları teşvik edecektir...”

Taraf gazetesi yazarı Süleyman Yaşar'a hak vermemek elde değil: “Rahmi Bey IMF'nin web sitesine girip son dokuz ay içinde destek kredisi anlaşması yaptığı, Ermenistan, Belarus, Kosta Rika, El Salvador, Gabon, Gürcistan, Guatemala, Macaristan, İzlanda, Letonya, Moğolistan, Pakistan, Romanya, Sırbistan, Şeyşeller ve Ukrayna'dan oluşan 16 ülkenin halini görse herhalde böyle konuşmazdı. / Bu ülkelerin yanında yer almak piyasalara yeşil ışık yakmaz; tam tersine kırmızı ışık yakar. Bu ülkeler arasında sayılmak, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına teminat olmaz.”

Rahmi Koç ülkemizdeki 300 kadar aileyi temsil eden TÜSİAD'ın da görüşlerini yansıtıyor. IMF'nin en önemli ismi bile kriz içinde geçen son bir yılın performansına saygısını ifade ederken, TÜSİAD çelik korse peşinde niye koşar?

Bu sorunun cevabını hiç beklemediğim bir köşeden aldım. Milliyet'te yazan Hurşit Güneş dünkü yazısını ('TÜSİAD neden IMF'yi istiyor?') bütünüyle bu konuya ayırmıştı. Yazının özeti şu: TÜSİAD Türk ekonomisinin dümenine IMF'nin geçmesini vergi idaresi özelleşeceği, bütçeyi disiplin altına alacağı, yerel yönetimlere giden kaynakları sınırlandıracağı, uzun vadeli ve ucuz kaynak sağlayacağı ve güven vereceği için istiyormuş...

“TÜSİAD üye profilinin ekonomik çıkarları IMF programıyla örtüşür” diye yazmış Milliyet yazarı. Vergi idaresi 'özerk' olursa 'üzerlerinde siyasal baskı gören işadamları rahatlayacak' imiş... Yerel yönetimlere para akışının kesilmesi, ilgi alanları yerelliğin ötesinde olduğu için, TÜSİAD'ı oluşturan sermayenin umurunda değil doğal olarak...

“TÜSİAD bu hükümetten çok IMF'ye güveniyor” da diyor Hurşit Güneş ve ekliyor: “2001 krizinde de işadamları IMF'ye biat etmişti (Hatırlayınız, Derviş'i başbakanlığa bile soyundurmaya kalktılar)...”

Allah için açık sözlü tespitler bunlar...

Hükümet son bir yıldır TÜSİAD'ın kollarını açarak beklediği tedbirlerin tam tersini yapıyor. Kamu harcamalarını yerel yönetimlere kaynak aktararak artırdı. Vergileri düşürerek tüketimi teşvik etti; vatandaşın eline para geçsin diye de bir dizi alışılmışın dışında tedbir alındı: Sigorta primleri düşürüldü, vergi barışı ile borçlu iş sahipleri rahatlatıldı.

Krizden henüz çıkılmadı belki, ama 'tünelin sonunda ışık' muhabeti yapılabilir hale geldi. IMF'siz yürünen yoldan gerçekleşti bu.

Bütün krize muhatap ülkelerde iktidardaki partiler sandıkta devrildiler, bir tek Türkiye'de Ak Parti oyunu yüzde 40 çizgisinde koruyabildi. Büyük işadamlarını sinirlendiren de bu durum olabilir...

IMF'yle olunca bu hükümetten daha kolay kurtulabileceklerini düşünüyorlardı; hâlâ umutları o...

'Vergi özerkliği' istiyormuş IMF ha; düzden “Duyûn-u umumiye istiyorum” deseydi bari!

Dünya Bankası ve IMF yıllık toplantılarını önümüzdeki sonbaharda İstanbul'da yapacaklar. TÜSİAD'ın beklentisi, o toplantıya kadar IMF'yle anlaşma yapılması; benim umudum ise, Türkiye adına konuşacak bakanın kürsüde “Bakın, biz sizsiz de başarılı olduk” diye övünmesi...
Bu yazı toplam 2556 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri