Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

Tan Matbaası basılırken neredeydiniz?

25 Ekim 2008 Cumartesi

Ergenekon davasının ikinci duruşmasında neler yaşandığını öğrenmek için açtığım TV kanallarından birinde karşıma Hüsamettin Cindoruk çıktı. Ergenekon'u 'fasa fiso' görüyordu... Başka bir kanala geçerken zihnim bir soruya cevap aramaya başlamıştı: “Acaba Hüsamettin Cindoruk Tan Matbaası basılırken neredeydi?”

Türkiye'nin en önemli 'siyasi' olaylarından biriydi Tan Matbaası'nın basılması... 1945 yılı Aralık ayında gerçekleşen olay sonrasında Tan gazetesini çıkaran Zekeriya-Sabiha Sertel çifti yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Daha önemli etkisi ise Türk siyasi hayatında görüldü 'Tan Olayı'nın; Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde başlayan 'solu tasfiye' hareketi 'Tan Baskını' ile başarıya ulaştı. Yeni kurulan Demokrat Parti (DP) 'sol' ile ittifak peşindeydi; o ittifak darmadağın oldu.

NATO çerçevesinde CIA tarafından ülkemizde de oluşturulan 'Gladio' yapılanması, Tan baskınını kendine örnek olay olarak seçmiş olmalı. NATO yapılanmasının bilinen ilk 'eylemi' olan 6/7 Eylül (1955) olayı Tan baskınının tekrarından ibarettir. Geçmişte Özel Harp Dairesi Başkanlığı yapmış Org. Sabri Yirmibeşoğlu'nun gazeteci Fatih Güllapoğlu'na, “Muhteşem bir özel harp eylemiydi” diye övündüğü olay, 6/7 Eylül'dü...

Atatürk'ün Selanik'teki evinin kundaklandığı haberi üzerine yapılan yayınlarla ve her köşe başında beliren hatiplerin konuşmalarıyla kışkırtılan kitleler, 6 Eylül günü, azınlıklara ait olduğunu düşündükleri mağaza ve evlere saldırmış, yağmalamışlardı. Azınlıkların Türkiye'yi topluca terk etmelerinin dönüm noktasıdır 6/7 Eylül olayları...

Oktay Engin adlı Batı Trakyalı bir gençti Atatürk'ün evini kundaklayan... Haberi “Atatürk'ün evi fanatik Yunanlılar tarafından kundaklandı” çerçevesine oturtan Anadolu Ajansı Atina muhabiri Sara Korle'ydi. O gün ekstra baskı yaparak kazanı iyice kaynatan ise İstanbul Ekspres gazetesi... Köşe başlarına hatiplerini gönderen de Kıbrıs Türktür Derneği...

Kundakçı sonradan Türkiye'de Emniyet müdürü oldu, valilik yaptı. AA muhabirinin eşi Sinan Korle New York'taki Birleşmiş Milletler'e atandı, oranın protokol müdürlüğüne kadar yükseldi. İstanbul Ekspres gazetesinin sahibi Mithat Perin DP milletvekili oldu. Manşeti atan Gökşin Sipahioğlu birkaç yıl sonra Paris'te SİPA Ajansı'nın sahibi olarak ortaya çıktı. Kıbrıs Türktür Derneği 2. Başkanı Orhan Birgit'ti, o da siyasete atılıp milletvekili oldu, bakanlık yaptı.

Şimdilerde Cumhuriyet gazetesinde yazan, Aydın Doğan Vakfı'nda genel müdürlük yapan Orhan Birgit, 1955 yılında meydana gelen 6/7 Eylül olayı ile on yıl öncesinin (aralık 1945) 'Tan Baskını' olayını birbirine eklemlemeye yarayan en önemli bağdır. İki olayda da o vardı çünkü.

Tan baskını sırasında kimin, nerede durduğu insanların hayat çizgisini de belirleyici bir özelliktir. Eski kulağı kesiklerden önemli bir miktarı, ne hikmetse, Tan baskını sırasında matbaanın bulunduğu yerdedir. Kimi binanın içinde, kimi de dışında...

Geçenlerde vefat eden Nail Vahdeti o gün oradadır, ama matbaa binası içerisindedir. Yıllar sonra bile baskını anlatırken gözlerinin dehşetle açıldığını olayı kendisinden dinleyenler anlatıyor.

Bir grup matbaanın dizgi tezgâhlarını yıkıp baskı makinalarını tahrip etmek için matbaa içerisine girmiş ve müthiş bir talanı gerçekleştirmişlerdir.

Matbaaya kadar yürüdüğü halde içeriye girmeyip dışarıdan eylemcileri teşvik edenler veya seslerini çıkartmayarak baskını seyredenler de vardır kalabalık arasında. Cumhuriyet yazarı Orhan Birgit'in onlar arasında bulunduğunu biliyoruz.

Yıllar boyu bu konuyu işlediğim yazılardan sonra iki isim daha oltaya takıldı: İlhan Selçuk ile Süleyman Demirel...

Şaşırdınız, değil mi? Ergenekon davası sanığı İlhan Selçuk, 1945 yılında, Tan gazetesi basılırken oradaymış... Kendisine sorulduğunda konumunu şöyle açıklamıştı İlhan Bey: “Ben yürüdüm, ama binaya gitmedim, Tan'ı yağmalayanların bazıları da sonradan DP milletvekili oldu...”

Sonradan 'DP milletvekili' olanlar kimdi, bilmiyorum. Bildiğim, Milliyet'in “Evet, Tan gazetesini bastık” manşetiyle duyurduğu Süleyman Demirel'in oradaki varlığıdır. “Elebaşı değildik, ama bu olaya katıldığımız doğrudur; bir öğrenci hareketiydi” diye açıkladı kendi konumunu Süleyman Bey...

Süleyman Demirel sonradan başbakan ve cumhurbaşkanı oldu bu ülkede...

Demokrat bilinen, DP'de, AP'de ve DYP'de politika yapmış, TBMM Başkanlığı'na kadar yükselmiş Hüsamettin Cindoruk'u “Ergenekon davası faso fiso” derken izlediğimde aklıma o soru üşüştü işte: “Acaba Tan matbaası basılırken neredeydi Hüsamettin Bey?”

Bu yazı toplam 4778 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri