Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Taha KIVANÇ

'Tarih-Lenk' ya da pop tarihçilere dikkat

05 Ocak 2009 Pazartesi

Tarihten, belge ve bilgilerin nasıl değerlendirileceğinden habersiz bir tarihçi tipi türedi, her yazdığı 'en çok satanlar listesi'nde en başlarda yer alıyor. Kimi her yıl koca bir cilt çırpıştırıp ortalığa salıveriyor; yazdıklarını eklerle çoğaltan, cür'etini her hafta bir koca gazete sayfası yazıyla okur karşısına çıkmaya vardıran bile var...

Hemen herkesin ezberinde olduğunu sandığım 'Bu vatan kimin?' şiirinin şairi Orhan Şaik Gökyay, 'Destursuz Bağa Girenler' (Dergâh Yayınları) adlı eserinde topladığı eleştirilerde cahil ve cüretkâr birçok pop tarihçinin ipliğini pazara çıkarmıştı. İletişim Yayınları, Gökyay'ın 1940'lı yılların dergilerinde kalmış diğer eleştirel çalışmalarını da gün ışığına çıkardı.

Yakın zamanlara kadar Prof. Ali Birinci bu tiplerin hakkından geliyordu. 'Tarihin Uğrunda' (Dergâh Yayınları) adlı kitabında topladığı yazıları, ilk çıktıkları Polemik, Kebikeç, Tarih ve Toplum gibi dergilerde okumuş, yazarının zekâsına ve bilimsel cesaretine hayran kalmıştım. Prof. Birinci şimdi Türk Tarih Kurumu Başkanı ve 'pop tarihçiler' ile polemiğe girmekten uzak durması doğal...

Tam umutsuzluğa düşmek üzereydim ki, Y. Hakan Erdem'in 'Tarih-Lenk' adlı kitabı (Doğan Yayıncılık) ile karşılaşıverdim. Tarihî arka-planı olan Kitab-ı Duvduvani ve Unomastica Alla Turca adlı romanları da bulunan bir bilim adamı Hakan Erdem; Osmanlı sosyal hayatı ve hukuk sistemiyle ilgili alanlarda araştırmalar yapan bir tarihçi.

Pop tarihçiler birkaç düzlemde faaliyet gösteriyor. Kimi eski bir metni 'sadeleştirme' adı altında anlaşılmaz hale getiriyor. Kimi, üzerinde çalıştığı metni kendi ideolojik saplantılarına kurban ediyor. 'Uzmanlık alanı' bilinen konuda tembellik sergileyenlerle sellemehüsselâm referanssız yazan 'tarihçiler' de var. Sahte metinleri gerçekmiş gibi piyasaya sürenler veya referans yapanlar da bulunuyor.

Hakan Erdem bütün bu alanlara giren 'tarihçiler' ile ilgilendiği gibi başka alanlara da el uzatıyor. Eli nereye değerse oradan pis kokular geliyor...

Eleştiri işine el atanların acımasız kimseler olduğu bilinir; tersini gerçekleştirmek üzere yola koyulan Hakan Erdem de bir-iki örnekte yokedici hamleleri tercih etmiş; “Keşke biraz daha müşfik davranabilseydi” dedim o örnekleri okurken...

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun Atatürk'ün Büyük Nutku'nu 'Söylev' adıyla sadeleştirdiği bilinir. 50'nin üzerinde baskı yapmıştır Söylev. Peki de, Velidedeoğlu'nun 'Söylev' adlı kitabıyla 'Nutuk' birbirinin aynı mıdır? 'Tarih-Lenk', metinler arasında gezinirken, sadeleştiricinin 'Atatürkçü hassasiyetle' Atatürk'e resmen sansür uyguladığını keşfediyor. Dahasını da: “Ben burada Söylev'in içindeki pek çok sözcüğün en ufak bir Türkçe dayatması olmaksızın değiştirildiğini, açımlandığını, yorumlandığını, bazen birden çok sözcükle karşılandığını ve bunlar yapılırken ciddi anakronizmlere düşüldüğünü söyleyeceğim.”

Neymiş, neymiş?

Sadeleştirilmiş 'Nutuk' okuduğunu sananlar, Söylev adıyla H. V. Velidedeoğlu'nun kendine has ideolojisinin ürünü farklı bir metin okumuş oluyorlar...

'Tarih-Lenk' vaat ettiğini olağanüstü hoş bir üslupla yerine getiriyor; okurken hem bilgileniyor, hem de keyif alıyorsunuz...

Ben en büyük keyfi, zamanımızın en cüretkâr pop tarihçisinin 'Efendi 1' ve 'Efendi 2' başlıklarıyla yazdığı metinler eleştirilirken aldım. Pop tarihçinin kendisini korumak ve kollamakla görevli pop gazeteci ve pop televizyoncuları da var; şimdiye kadar nasıl olsa pek az kişi 'Tarih-Lenk'ten haberdar etti diye ses çıkartmamışlardır. Hakan Erdem'in kitabı geniş kitlelere ulaşsın, kulübelerinden çıkıp tanıtanlara ve yazara saldırdıklarını görürsünüz...

Yazar Hakan Erdem, 'Efendi' kitapları için 'popüler tarihlerin efendisi' sıfatını kullanıyor...

Eleştiri adına ne yaptığını şöyle özetliyor: “Burada, (..) 'fesat teorisi' kuramlarını 'tarihe' nasıl uyguladığından, ilhamını nereden aldığından, 'değilim' diye diye nasıl antisemitizm yaptığından, şeytana hayret ıslıkları çaldıracak olmadık nedensellikleri nasıl kurguladığından söz edecek değilim. Burada (..) 'bariz cehalet ve bilgiçlik' başlığı altına girecek ne varsa onlardan söz edeceğim.”

Bu girişten sonra 'Efendi'den aktarılan paragraflara getirilen eleştiriler o kadar zehir zemberek ki, pop tarihçinin yerine kendimi koyduğumda, “Herhalde insan içine çıkmazdım” diye düşünüyorum. Sonra aklım başıma geliyor: 'Pop tarihçilerin efendisi' zaten insan içine çıkabilen biri değil...

Bölümü o kadar keyifle yazmış ki yazar, en öldürücü satırları okurken bile kahkaha atmaktan kendimi alamadım.

En iyisi kitabı alıp okuyun; zahmetinize fazlasıyla değecek.

Bu yazı toplam 3744 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri