Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tahsin AKPINAR

Bu Aşk Burada Biter Ama Bu Kavga Burda Bitmezse..!

02 Aralık 2013 Pazartesi

Halife Ömer Bin Abdulaziz, sahabe arasındaki kanlı savaşlar kendisine sorulduğunda “Allahın, ellerimizi onların kanından koruduğu gibi bizde dilimizi tutup bulaştırmayalım” dedi.

 

İmam Şafii’de böyle derdi.

 

Bu yüzden, bu konuda mümkün olduğunca hassas davranmaya çalışıyorum. Allah dilimizi, kalbimizi, gözümüzü.... İmanımızı korusun.

 

Haklılığı veya haksızlığı destekleyen istinat duvarlarının çöktüğü kritik eşik çoktan geçildi. Maalesef olmaz dediklerimizin ve olmasını istemediğimiz şeylerin ve de olmasını görmeye alışık olmadığımız şeylerin yaşanacağı bir sürece, savrulurcasına bir hızla girmiş bulunuyoruz.

 

O öyle yapmışmış, bu şöyle demişmiş tarzı, cemaziyelevvel’in de evvelini karıştırıp, işi 2004 MGK’sında yaşanan diyaloglara vardırmak ve bugün ülkenin teneffüs ettiği havayı  ısrarla atlamak kime ne kazandıracak bakacağız.

 

Dönemin başbakanlık müsteşarı ve daha sonranın milli eğitim bakanı Ömer Dinçer’in deyimiyle ‘Biz sıkıntıları göğüsledik onlar rahat etti’ veya da cemaat açısından ‘biz olmasaydık bunları yerlerdi’ bakışı ve bu temele dayanan karşı kızgınlıklar, maalesef iki tarafıda normalde yapmayacağı şeylerin içine itecek, itiyor. Hatta onları bazı hareketleri yapmaya mecbur edecek.... Ediyor.

 

Hükümetin kendi insan kaynağını kurutmaya çalıştığını düşünen bir cemaat ve kendisinin yapmak istediği bir düzenlemeden dolayı ‘iblisleştirme kampanyasına maruz bırakıldığını’ düşünen bir hükümet...

 

İş o raddeye vardı ki!

 

Fethullah Hoca’nın yaptığı açıklamalara diplomatik bir gözle bakınca hayretler içerisinde kalıyorum. Ülkedeki askeri vesayeti bitirip, binbir türlü derin mihrakı zapturapt altına alan ve ülkeye ekonomik olarak çağ atlatan bir lider, liyakatsiz olmakla suçlanıyor.

 

Hemde dolaysız....

 

Hüsnü zan bitmiş ve artık duvarda askıdaki yerini almış. Kardeşliğin lafla olmayacağını söylemek haklı bile olsa, artık aradaki nezaket kurallarını diplomatik olarak bile gözetme gereği duymuyor olmak tuhaf.

 

‘Gezi olaylarında camide içki içilmemişti’ye işi vardırıp, 2004 MGK’sının kağıt parçası hükmüne düşürülmüş evraklarını sanki yeni öğrenmiş gibi sürmanşetlere çekmek ve hükümetin dersaneleri kapatarak gençleri PKK’nın kucağına ittiğini savunmak çok vicdani şeyler gibi durmuyor.

 

Haklılık payı olan bir haksızlık bu..!

 

Dersanelerin kapatılması şayet, sadece dersanelerin kapatılması değilse o zaman bu iş karakolda bile bitmez. Korkarım ki, eğer cemaat bu tavrını sürdürürse Ak Parti’nin de söyleyeceği yeni şeyler olacaktır. İş en sade anlatımıyla meydan muharebesine varacak ve taraflardan birinin bertaraf olmasa bile ciddi bir mağlubiyetiyle sonuçlanacaktır. O mağlubiyeti tatmak istemeyen taraflar, her yola ama her yola başvuracaktır.

 

Ölen ölecek ve biz sağ kalırsak eğer, ayakta/hayatta kalanlar, yolumuza devam edeceğiz muhafazakârlar olarak! Ve bu siyon kurgulu kavganın kazananına methiyeler dizmekle meşgul olacağız!

 

Cemaat geri adım atmayacağını ilan etmiş durumda. Ak Parti ise zaten geri adım atamaz bulunduğu temsil noktası nazarıyla. Bu, bu iktidarın cemaate yenilgisi, boyun eğmesi olarak algılanır ki, bu hangi cemaat olursa olsun iktidar için kabul edilemez. Zaten kabul edilmeyecektir. O zaman, bu çarpışma hükümetin boynuna daha şimdiden bir borç olarak asılmış bulunuyor.

 

İşte burda, muhafazakâr kesim yeni bir travmayla karşı karşıya kalacak. Daha önce görmediği duymadığı şeyler duyacak, çirkinleşecek biraz biraz, çirkefleşecek. Çemberin dışındakilerin bir kısmı yeteri kadar zaafiyetin oluşacağı günleri sabırsızlıkla beklerken, bazı vatandaşlarımız samimiyetle yaşananlardan ve kardeşin kardeşe edeceklerinden utanacaklar.

 

Bu yolda hızla ilerliyoruz...

 

Savaş tamtamlarının bir diğer manası ise Sarıpüsgüllü kampanya katarının vagonlarına kitleleri bindirebilmek için inleyen nâmeler! Bu nameler ne kadar hüzünlü ve dejenerik çalınırsa, ne kadar dramatize edilirse o kadar sonuç alınacak. Bunun kararıda bir yerlerde verilmiş çoktan.

 

Demek, Koç’a koç diyenlerin bir bildiği varmış!

 

Muhterem Hocaefendinin; siyon olduğunu, çiyon olduğunu, miyon olduğunu söyleyenler kesinlikle iftira ediyorlar ve Allah’ın huzurunda elbette bunun bedelini ödeyecekler. Ama bu eşikte gerçekleşecek bir yol ayrımının siyonlara, çiyonlar, miyonlara hizmet etmeyeceğini söyleyebilmek için siyon, çiyon, miyon olmak lazım gelir!

 

Pilavdan dönenin kaşığı kırılacaksa bırakın daha fazla kalp kırılmadan kırılsın. Zira kırılan kaşık olsun. Şimşir olsa zarar etmez! Ama kafalar tokuşupta muhafazakarların yığınla emeği berheva olduktan sonra...  Bade harab-el Basra.

 

Gelin bu yoldan vaz geçin. Zira bu gidiş gidiş değil.

 

Sözüm her iki tarafadır.

 

Kendimi, başlamasını asla istemediğim bir savaşın ortasında bulma ihtimalinden dolayı, çok korkuyorum ve yaşayabileceklerimizi şimdiden tahmin edip utanıyorum. Kendimi ‘Hariciler’ sınıfına dahil etmekten de korkuyorum.

 

Elbette bu savaş koparsa, bizimde mecburen bir tarafımız olacak ama bu savaşın sevinç nâraları atabileceğim bir sonu olmayacağını çok iyi biliyorum. Çünkü üçüncü bir ihtimal daha yok.

 

Sahi Kösedağ savaşından bir önceki savaşı kim kazanmıştı? Ve sahi Kösedağ savaşından bir önceki savaş neden çıkmıştı? Sahi Selçuklu köylerini moğollar yaktıysa Harzemşahlarla Selçuklular neden savaştı?

 

Yine bir şiirle bitirelim....

 

Etmeyin efendiler Mongol gâvuru

Belli fitnesi hoş, içi boş davulu

Tadından yenmiyor baldıran ağulu

 

Öldü Celaleddin Harzemşâhım

Dedim yenilip yutulmaz âhım

Güpe gündüz karardı mahım

 

Mezar taşım Kösedağ da dikili

Fitne tohumları bizim tarlada ekili

Gök ekince gökçeleyin biçili

 

Yüreğim yanmaz, yansa dayanmaz

Ellerim kopsa kana boyanmaz

Bu nasıl figandır yürek dayanmaz

 

Harzemşâh’ım öldü de Selçuk kaldı mı?

Bencileyin bu keder. Ben mi, kaldı mı?

Kanlı kılıç kınından kinin aldı mı?

 

E Mail : akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2026 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri