Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tahsin AKPINAR

Bugün Türk Devleti İçin Göklerden Gelen Karar Günüdür?

27 Mart 2014 Perşembe

Sevgili okurlarım...

Yalnızca Türk Milleti’nin değil, bütün bölgenin ve İslam coğrafyasının geleceğini etkileyecek kritik bir viraja girmiş bulunuyoruz. Ülkemizin kaderinin belli olacağı bu karar noktasında, millet olarak girdiğimiz virajjı, yağ dökerek kayganlaştırıp, milletin geleceğine suikast yapmakta tereddüt etmeyen Haşhaşi Başı’nın kurduğu kirli ittifaklara dur demenin vakti, bu vakittir.

Zaman, saman dolu kafaları uyandırma vaktidir. Zira; Şehit Malcolm X’in dediği gibi “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter.” O yüzden; zaman kan uyukusu çöken göz kapaklarımızın ağırlığına teslim olmayarak, kış uykusuna yatanları uyandırma zamanıdır.

Haşhaş müptelası bu zavallılara ve ülkemize, yapılabilecek en büyük iyilik, bunların haşhaşa ulaşmasını engellemek için tüm haşhaş tarlalarını yakmak ve haşhaşilerin zavallı Anadolu insanının iradesini yalpalatmaya dönük iradesini yok etmektir.

Bu, ülkemize ve insanlığa karşı Türk tarihinin yorgun omuzlarımıza yüklediği ağır bir vebaldir. Bundan kaçma ve bu sorumluluğu kabul etmeme seçimini kader bize vermemiştir.

Dünya’nın her bir yanındaki mazlumlarının umudu olan Tayyip Erdoğan’ı, senden, CHP’ye oy isteyerek uluslar arası lordlara ve siyonizme teslim etmeni isteyen ahmak ve hainlere karşı bu gün yapman gereken tek şey sandığa gidip reyini kullanarak, uluslar arası lordların çomarlarının sahipleri adına kurdukları oyunu bozmak ve bu ülkenin “Kurtlar Vadisi” olarak kalmasını engellemektir.

Ülkemizde, son 12 yılda kısmen yakılabilen ışıkların, daha çok yanmasını sağlayarak, karanlık dehlizlerin aydınlamasına imkan tanımak ve ülkenin, karanlıklar içinde kalmasını engellemektir. Zira eski bir Papa’nın dediği gibi “Kötülükler karanlıkları sever.”

Ergenekon Terör Örgütünün çıkartıldığı kozmik odalara, kendileri yerleşerek, kendilerine “kripteks inler” inşa eden kötülüklerin tapınakçı şövalyelerine “dur” demek, bugün en birinci vazifemiz olmuştur.

Bunun için, oyuna ve o oydan yansıyan milli iradeye sahip çıkmalısın.

Alttaki karikatür, üzerinde görülen tarihlerde, bugün sizden; adına ablaların, abilerin oy istediği “Türke dilini, dinini ve tarihini unutturma müessesesi” olan bir partinin pravdasında yayınlanmıştır.

Halka ve halkın iradesine bu kadar şaşı ve öfkeyle bakan bu cenahın, bugün senden binbir surat değiştirerek oy istemesine ve duygu sömürüsüne yatmasına kanmamalısın.

Zira vatanını sevmek odur ki; Şehzade Mustafa’sını Devlet-i Âli Osman’ın yüksek menfaatleri için cellada teslim edebilmektir.

Onun soğuk bedenine sarılabilmektir.

  

Akraba ve dostlarınızın duygu sömürülerine pirim vermeyiniz... Zira onlar, uluslar arası şer şebekelerinin koynuna girerken, bunu size sormadılar.

Kardeşim;

Bugün, “Devleti Âli Türkî”nin geleceği için uyanık, ferasetli, dirayetli, sabırlı ve soğukkanlı olmalısın.

Sakın boş verme.

Herşey olacağına varır deme.

Bugün kaderimizin kararını verdiğimiz gündür.

 

Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur? Geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam, külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların, sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde, sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden umut kesmem, kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

 

Bugün, tarihin Haçova’da kıymetini bilmediğimiz, Viyana’da açılamayan, Karlofça’da suratımıza çarpılan, Prutta elimizden kaçırdığımız, demir kapılarını kırıp, tarihin demir  kapılarının arkasında duran sihirli ufukları şanlı bayrağımıza açacak anahtar, senin elindedir.

Elindeki anahtarla, “Yeniden Büyük Türkiye”nin kapılarını açmak için yapman gereken tek şey şu meydan muharebesinde, aslanlar gibi vuruşan Tayyip Erdoğan’ın, sırtından vurulmasını engellemek için okçular tepesinde sebat etmendir.

Kardeşim;

Unutma; Bugün, mührünü tarihin köhne böğrüne basarak, dünyayı içine düştüğü karanlıktan kurtarmak senin ellerinde.

Yakın Işıkları; Bugün karar günüdür...

 

Göğsünde, sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden umut kesmem, kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

 

O çınar; Osman Gazi Han’ın mübarek göğsünden doğarak cihana merhamet ve çil çil zaferler serpen ulu bir çınardır. Bu ulu çınarın varisi sensin.

Senden umut kesmek “har”dır.

İntihardır.

Yar’dır.

Bir uçurum gibi düşen Esma’dır.

 

E Mail : akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2562 defa okunmuştur
BAŞBAKAN YANILMAMALIYDI DİYENLERE 2
ALİ KÜÇÜK
Kuş cevap vermiş; -Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allahtan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım! Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kısasın yerine gelmesi için; -Kuş haklı, hemen bu dervişin kolunu kırın, diye emreder. Kuş o anda; -Efendim, sakın böyle yapmayın, der. Niçin diye sorar Hz. Süleyman. Kuş; -Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.
28 Mart 2014 Cuma 16:40
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
BAŞBAKAN UYANIK OLSAYDI DİYENLERE
ali küçük
Kuş ve Derviş Hz. Süleyman’a, hayvanlarla özellikle de kuşlarla konuşabilme yeteneği bahşedilmişti. Bir gün yaralı bir kuş ona gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Dervişi huzuruna getirten Hz. Süleyman sorar; -Bu kuş senden şikâyetçi, niye bu kuşun kanadını kırdın? Derviş; -Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı incindi, der. Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa dönerek; -Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun! Kuş cevap vermiş; -Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allahtan korkarlar diye
28 Mart 2014 Cuma 16:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri