Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tahsin AKPINAR

Çanlar Esat İçin Çalıyor?

26 Ağustos 2013 Pazartesi

 

Daha önce değişik tarihlerde, Suriye meselesi ile ilgili beş yazı kaleme almıştım. Ama ‘Barış İyidir... Ama Barış İçin Savaşta İyidir.’ başlıklı, 08/10/2012 tarihinde kaleme aldığım yazının, ne kadar isabetli olduğu, bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor.

O yazıda, Türkiye’nin tek başına veya bir koolisyon yardımıyla, evinin bahçesinde yanan yangını söndürmek zorunda olduğunu, her geçen gün biraz daha buna mecbur kalacağını ve bunun için gerekli riskleri üstlenebilecek güçte olduğunu belirtmiştim.

O günden bu yana çok canlar yandı Suriye’de. Daha da yanmaya devam ediyor ve maalesef daha da devam edecek.

Ama sanırım, uluslararası sistemin sessizliğinden iyice gaza gelerek, kendisine ve rejimine karşı isyanı kimyasal gazla söndürme yoluna sapma cüretinde bulunmuş olan Eset için ricat borusu çalmaya başladı. Sırtını sıvazlayanların, henüz onun için savaşabilecek güçte olmadıklarını itiraf etmek ise bizzat ‘Büyük Ağabey Urusya’nın!’ Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a kaldı.

İti öldürene sürütürlermiş..!

Moskova'da, Suriye'deki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenleyen Lavrov, "Suriye'ye BM kararı olmaksızın dış müdahale olursa Rusya buna askeri karşılık vermeye hazır mı?" sorusuna, "Rusya, Suriye'ye askeri bir müdahale olması durumunda bile kimseyle savaşma niyetinde değil" cevabını verdi. Vermek zorunda...

Ya ne olacaktı ya?

ABD, Kafkaslar’da Gürcistan için savaştı mı ki Rusya Suriye’de Eset için savaşsın?

Zor oyunu bozar... Ve hala, her şeye rağmen, dünyanın en büyük zoru, ABD ve müttefiklerinin elinde. Ve gelinen son durum onları, bozulan kaküllerini(!) düzeltmeye mecbur bıraktı. Bir de gerçekleşecek değişimin kontrollü olmasını sağlayarak ‘Küçükoğlan İsrail’in güvenliğini garanti altına almak. Biraz da, Mısır’da yedikleri herzenin imajlarında oluşturduğu tahribatı, Suriye’de halkı koruyormuş gibi yaparak bir nebze olsun düzeltmek.

İyice gazlanan savaşla birlikte, bir anda bütün batı bloku, kırmızı çizgi hesabına düşüp, eline cetvel tutuşturdukları ‘Bir-Leş-miş Milletler’ görevlilerini Şam’a gönderip, ‘Gidin bakın hele... Cetvelle çizdiğimiz sınırların içinde kırmızı çizgilerimiz aşılmış mı.!?’ deme pozisyonuna geldiler.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, ‘Güvenlik Konseyi’nin Suriye’deki kriz konusunda sorumluluğunu üstlenmediğini ve konseyden oybirliğiyle çıkacak bir karar olmaksızın Suriye’ye müdahale etmenin mümkün olabileceğini’ söylerken, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Europe 1 radyosuna yaptığı açıklamada, "Orantılı bir tepki verilmesi gerekir... Birkaç gün içinde nasıl bir tepki verilmesi gerektiği kararlaştırılacak" dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert ise "Kimyasal silah iddiaları doğru çıkarsa cezalandırılmalıdır" diyerek ‘savaşa karşı savaş’ rüzgarlarına, güçlü bir nefes verdi.

Türkiye’nin önceliğinin, BM Güvenlik Konseyi kararına dayalı hareket etmek olduğunu ifade eden Ahmet Davutoğlu, "Eğer bu süreç içinde Suriye’ye karşı bir koalisyon oluşursa, Türkiye de bu koalisyonda yer alır" diyerek, aslında Türkiye’nin ne zamandır oluşması için dua ettiği uluslararası koalisyonun yanında yer alacağını, tereddütsüz bir şekilde ortaya koymuş oldu.

Zaten Türkiye, yağmur duasına çıkmış köylü misali, bugünleri bekleyip duruyordu. Ancak bu sürecin içinde olması mecburiyet arzeden Türkiye, balıklama sürece dalsa bile vitesten atmamalı ve artık bunu iyice öğrenmeli.

ABD'deki ‘Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nden’ strateji uzmanı Edward N. Luttwak, New York Times'a yazdığı makalede, Suriye'de derinleşen krizle ilgili olarak, ABD'nin çıkarlarına zarar vermeyecek tek sonucun "durumun uzun süreli bir çıkmaza dönüşmesi"olduğunu vurguladı ve"Her hangi bir yöne kesin bir adım, Amerika'yı tehlikeye sokar. Bu aşamada ‘açmaz’, elde kalan tek geçerli siyasi seçenektir." diyor.

İşte bu, iyi hesap edilmeli.  Zira, Amerikalılar yanlış adama oynamayı ve adama yanlış oynatmayı çok severler ve bunu çok çok yaparlar.

Bu sürecin sonunda vuku bulacak olan savaş, iyi veya kötü olarak addedilmesi zor bir savaş olacak. İyi demek içinde kötü demek içinde sayısız gerekçe bulabilirsiniz.

Ama umarım, hiç değilse Suriye’deki dikdatörün devrilerek sivil ölümlerinin durduğu döneme geçeriz ve umarım Türkiye için yeni handikaplar barındıran Kürt Meselesi üzerinden bizi tuzağa düşürmelerine köklü devlet reflekslerimiz müsaade etmez.

 

E Mail : akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1350 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , ,

YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri