Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tahsin AKPINAR

Derin PKK Abdullah Öcalan’ı Öldürecek.

18 Temmuz 2013 Perşembe

 

Dünya’nın her neresine giderseniz gidin Türk, Kürt, Alman farketmez bütün faşistler kuru cahildir. Türkiye’deki faşizmin otomatik adresi olarak MHP’yi gösterme uyanıklığını seçenler kendi şirret faşistliklerini gizleme kolaycılığına kaçanlardır.

Hal bu ki ülkemizde faşizmin en büyük kalesi CHP’dir. MHP’de kayda değer katılıkta faşisttir. Ama arada kendini sola çekerek insanları ters yatırdığını zanneden yeni nesil ve en çirkef faşist daire milliyetçi/militarist Kürt siyasal ve sivil toplum yapılanmalarının cemi cümlesidir. Bunun adına, BDP ve PKK demenin hiçbir sakıncası yoktur. Kör bir faşizmin kulu olmuş vaziyette bu yapılanmanın içerisindeki geniş toplumsal kitleler.

Yıllardır barış barış diye haykıran insanların, kendilerine uzatılan devletin barış eli karşısında şaşırmış vaziyette ve bu da nerden çıktı şimdi dercesine, o elin tekrar yumruğa dönmesi için ellerinden gelen her türlü çirkefliği sergiliyorlar.

Asayiş birimiymiş, PKK şehitliğiymiş, öz savunma birlikleriymiş... Yazıklar olsun. Size ‘Tebbetyeda Ebi Leheb’ demekten başka ne söylenebilir ki?

Devletin ve hükümetin, bütün riskleri ve tepkileri göğüsleyerek başlattıkları sürecin, muhatab olarak da bizzat Abdullah Öcalan’ı karşısına almış olması, bir kısım insanları en azından ‘bekle gör’ pozisyonuna alması gerekirken, onlar zafer naraları atmayı tercih ediyorlar. Bu konuda, BDP kısmen daha itidalli dururken, sokaklara sirayet etmiş olan faşizm çıldırmış... Kurban istiyor. Kitlesel ve cephesel savaş istiyor. Kürt çocuklarına ölüm istiyor savaş tanrılarından ve buna çok sayıda kurban vermeye hazır. Çünkü kirli emelleri uğruna kurban edilecek olan İsmail’lerin üvey annesi bile değiller ama İsmail’ler onları öz annesi zannediyor!

Bu faşist dil ışığını Kandil’den alıyor. Kandil ise bugünlerde bir kere daha demokrasiden ne anladığını Mısır üzerinden teste tuttuğumuz Batı Dünyasından.

Hükümetin elini çabuk tutması yönündeki eleştirilere katılıyorum ama hükümetin adım atmasını isteyen BDP sözcüleri, Rahibe Terasa rolüne yatamazlar. PKK neden çekilmekte alttan alıyor ve ha bire adam topluyor ve siz neden bu konuda iki kelime laf edemiyorsunuz. Bütün erkekliğiniz devlete mi? ‘Yeni devletle PKK arasında, nasıl bir merhamet ve tahammül farkı olduğunu, en iyi bu kişiler biliyor. Buna güvenerek devlete efelenenler; PKK’yı kutsuyor, tapıyor.

Şimdi ise yep yeni, kip kirli bir oyuna start verilmek isteniyor:

Abdullah Öcalan cezaevi şartlarında; gerek Ergenekon Terör Örgütünden, gerek derin KCK ve avukatlarından oluşan terör hücrelerinden izole edilmiş ve onların etki alanından ‘kurtarılmıştır.’ Ergenekon, Balyoz ve 28 Şubat yargı süreçleriyle, devletin yeni sahipleri konusunda, kafasındaki sorulara tatmin edici cevaplar bulan Apo, yeni muhataplarının artık barış yapılabilecek güçte olduğuna, en çok inanan TC vatandaşlarının başında gelmektedir. Hükümetin, Kürt’lere Kemalist elitler gibi bakmadığından ve adil bir barış istediğinden emin. Yani, barış sürecinin bir tarafı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bir tarafı Apo’dur. Bunun böyle olduğu artık nettir.

Barışa karşı olan Türk solu ve derin PKK ise Apo’nun barışa olan inancından son derece rahatsızlar. Barış da nereden çıktı şimdi modundalar ve ‘Apo’nun kendileri açısından, kensinden kurtulunması gereken bir yük’ olduğuna inanıyorlar. Çünkü şartlar değişti...

Tiran ölür, virân olur. Yeni biri tiran olur!

Abdullah Öcalan’ın sağlık şartlarının bozulduğu ve tam teşekküllü bağımsız..! bir sağlık komisyonu tarafından muayeneden geçirilmesi gerektiği..! diye başlatılmak istenen süreçle, Abdullah Öcalan’ın İmralı adasından çıkartılıp, kendilerinin sirayet edebileceği bir hastanaye alınmasının sağlanması..! ve sonra savaşmaya ikna edilmesi, ikna olmazsa da Özalvari bir suikastla öldürüp, cinayeti de devlete yıkarak ‘TC atamızı öldürdü’diye kitlesel isyanın fişeğini çekmek... Ondan sonra ver elini, özgür Kürdistan..!

Böylelikle hem, barışın şiddetle isteklisi Apo’yu ortadan kaldırmak ve sonrada devlet atamızı öldürdü diye ortalığı kan gölüne çevirmek.

Maalesef yeni plan bu.

Ben ve benim gibi barış yanlısı Türk’leri kandırma yoluna meyledenler şunu bilmeliler ki, biz gerçekten canı gönülden barış istiyoruz. Yeniden ortalığı kan gölüne çevirmenizin size ne faydası olacak bilmiyorum ama ne Kürt’lere ne Türk’lere ne de müslümanlara tek bir yararı olmayacak. Ancak, zararlarını saymaya bol sıfırlı matematik rakamları aciz kalır.

Bunu en iyi Abdullah Öcalan biliyor. 93’te Avni Özgürel’e verdiği röportajda ‘Terörü ben bitirmek istesem beni bitirirler, Özal bitirmek isterse Özal’ı bitirirler’ diyebilecek kadar siyaseti iyi okuyabilen ve canı pahasına çözüm yoluna giren, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal dahil, barış yanlısı bir çok üst düzey devlet görevlisinin öldürüldüğünü gören Abdulah Öcalan, eğer tüm bunlara rağmen bugün tekrar barış masasına oturmuşsa, barış için ölümü göze almış demektir.

İşte şimdi, göze aldığı soğuk gerçekle yüzyüze bırakılmak isteniyor.

 

E Mail : akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2956 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , ,

kenanili@hotmail.com
mehdi
bence doğru bir yaklaşım. zira bu itin ansızın ölmesi iktidarı zorda bırakır. ne yapı edip onun imralı da sağlıklı oldğunu bildirmek ve belirtmek lazım. zamanında asmadılar başa bela oldu
19 Temmuz 2013 Cuma 10:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri