Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tahsin AKPINAR

YAŞ OTUZ BEŞ YOLUN YARISI

04 Ocak 2016 Pazartesi

Ah, “beni böyle havalar mahvetti” diye güzel havalardan şekvacı olan Orhan Veli’nin halinden pay biçersek, bu kasvetli, karlı ve soğuk kış günlerinde benim hali pür melalimi varın siz düşünün!

 

Neden mi?

 

Efendim yaş otuz beş, yolun yarısı!

 

Aslında otuz beşe yeni girmedim girmesine de sıkıntım şu ki, otuz beşin son demlerindeyim!

 

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Henüz kemale merdiven dayamış bir şairin bu şiirinde kendini baştan sona hissettiren kasvetli hava, aslında, köklü arabesk esintili ruh dünyamızın, aynalardan dökülen resmi gibi duruyor. Cephesel bir devletin, üç yüz yıla yakın süregelen çöküşünün, kabuk bağlamaz iç yaralarının toplumsal dile vurumu gibiyiz.

 

Müslüm-Ferdi-Orhan üçlüsüyle özdeşleşen arabeskin, aslında, popçusundan topçusuna ve hatta bin bir gece masallarına dönüşen türk dizilerine değin komple toptan bir özümsenmişlik hali var kültürümüzde. Ama, kompleksimiz bunu itiraf etmemize hem mani hem manidar!

 

Ah, yaş otuz beş yolun yarısı ise öteki yarısı nerde o zaman? Ilerde mi yoksa geride kalan yaşanmamışlıklarımızın içerisinde mi gizli? Ertelediğimiz yarınların arkasında mı? Babam “Çiftçinin karnını yarmışlar, içinden kırk tane gelecek yıl çıkmış” derdi. Yaşanmamışlıkların, daha doğrusu yaşanamamışlıkların, daha da doğrusu ertelenmişliklerin ortasındayız herhalde!

 

Neden kırk altı yaşında öldü Cahit Sıtkı? Halbuki kemale erme yaşlarındaydı! Kemale erdi belki ama kemale varmadan kapattı Azrail onun defterini. Tıpkı bizim içinde her an olabileceği gibi. Hani şair yolun yarısında yazmıştı o meşhur şiirini! Yolun yarısı, ecelin neresinde oluyor ki acaba?

 

Tamı tamına yüz atmış yıl yaşayan, 10 Osmanlı sultanı ve Atatürk dönemini gören, altı büyük savaşa bizzat katılan hammal Zaro Ağa hayatında unutamadığı dönemin doksan yaşından sonra başlayan gençlik yılları olduğunu söylermiş! Ne garip değil mi? Ya cenazesinde torunlarından birinin torununun “Hoooy, öldü babam. Dünyasına doyamadan gitti” diye ağıt yakması daha mı az garip! Ya da, ömrü ne kadar uzun olursa olsun, bu ülke insanlarının yaşanamamışlıklarının, çalınan geçmiş ve geleceğinin en sarih ifadesi mi bu?

 

Ya şuna ne demeli?

 

Drama Köprüsü’nü Hasan gece mi geçtin

Ecel şerbetini Hasan ölmeden mi içtin

At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin

Drama Mahpusu’nda Hasan dostlar dinlesin.

 

Adı bile dramla başlayan “Drama Köprüsü Türküsü” namlı yiğit Debreli Hasan’a ecel şerbetini ölmeden mi içtin diye soruyor. Dramatik “Hey On Beşli” türküsüne göbek atabilme gafletini geliştirmiş bir kültürün çocuklarıyız biz! Sanırım zamanımızın geçmiş olması için hepimizin Lale Devri Çocukları olmasına gerek yok..!

 

Lale Devri demişken bir basamak daha geri gidelim ve sözü erbabına bırakalımda meramımız anlaşılsın.

On dokuzda olur hasta,
Zülüfleri deste deste.
Gelin şeker, şerbet tasta,
Kız petekte bala benzer.

Naçar Karac’oğlan, naçar,
Aşkın kitabını açar.
Yirmisinde vakti geçer,
Geçmez akça pula benzer.

Yirmisinde vakti geçip, geçmez akça pula düşülüyorsa, demek biz yolu tüketmiş olabiliriz. Yani, yolu çoktan tüketip sonuna gelmiş olabiliriz. O zaman bir saniye sonrası için garanti veremeyeceğimiz bir dünya için fırıldak gibi dönmeye gerek yok. Azda olsa herif olmayı başarmak lazım ki yolun sonunda pişmanlık duymayalım. Yolun ortasını tespit etmeye çalışırken sermayeyi tüketmeyelim.

 

e mail : akpinartahsin@hotmail.com

twitter: @akpinartahsin

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2008 defa okunmuştur
DUYAN OLURMU SESİMİ
KKN
Ak Parti sanat ve kültür camiasından giderek uzaklaşıyor. Sağ tiyatro, sinema ve diğer sanat dallarına destek yerine, kendisine ve seçmenine hakaret eden yavşaklara destek çıkıyor. çıktığı tv programında A...K...yım diyebilen gerzeklerin dandik oyunlarına para veriyor. Resmen beyin yıkanan sanat evlerine paralar dökülüyor. Ak Partiye ve seçmenine hakaret eden şerefsizlere yine tonla para verilip belediyeler konsere çıkartıyor. yazıktır. clintona 1 milyon dolara bağışlayan FETO dan ne farkı var bu davranışın. Kadınlar ve çocuklar tüm gün embesilleşmiş hayat süren zenginlerin yaşamlarını anlatan dizileri seyrediyor. Aile kavramının içi boş .Aldatma normal. Evli insanların zina yapmasına özgürlük denip işleniyor. Eşcinsellik dizilerle hayata sokuluyor. Tarihimizi hikaye gibi anlatan dalkavuklar türedi. ERDOĞAN bu işlere dur de ERDOĞAN!!!
07 Ocak 2016 Perşembe 09:34
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri