Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tamer KORKMAZ

Afiyetle yiyelim, ters köşeye yatalım…

17 Ekim 2008 Cuma

Ankara'nın Kuzey Irak yönetimiyle görüşmesinin hemen ardından o bildik gözbağcı numaralar devreye giriverdi:

“Sonunda masaya oturduk; Barzani ile görüşmeye razı olduk” eksenindeki yorumlarla ince ince kirli propaganda yapılıyor.

Üstüne bir de ABD makamlarının dezenformasyonu ekleniyor; “afiyetle yiyelim” de “ters köşeye yatalım” diye…

*

Türkiye'nin Irak özel temsilcisi Murat Özçelik başkanlığındaki heyet, Bağdat'ta Mesut Barzani ile görüştü:

Görüşme sanıldığı gibi ilk değil. Bu sütunda daha önce Barzani'nin Kasım ayının (2007) ikinci yarısından itibaren “üç hafta süreyle ortadan kaybolduğunda” Türkiye'yi gizlice ziyaret ettiğini yazmıştım. O ziyaret, Kuzey Irak'la yeni bir sayfa açıldığının en önemli işaretiydi. Dahası bu bir “devlet kararı”ydı.

Barzani'nin gizli ziyaretinin üzerinden bir ay geçmeden 28 Aralık'ta (2007) yapılan MGK toplantısında “Kuzey Irak Açılımı” masaya yatırılmıştı. O toplantıda alınan kimi kararlar, sözünü ettiğim açılımın “resmi politika” olarak belirlendiğinin kanıtıydı.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Gül'ün Estonya dönüşünde sarf ettiği şu sözleri de hatırlatırım: “Ankara'nın terörle mücadelede K.Irak'la doğrudan diyalog kararı yeni değil. MGK'da alınan kararlar var. Irak'taki tüm kesimlerle temas devlet politikasıdır.”

*

Bugüne gelelim. Bağdat'taki Özçelik-Barzani görüşmesinin “siyaset torbasını doldurmak” maksadıyla veryansın edercesine eleştirilere tabi tutulup “K.Irak Kürt yönetimiyle masaya oturmak zorunda kalan Türkiye” fotoğrafının çekilmesi, hem gerçeği yansıtmıyor; hem de her bakımdan sorunlu bir yaklaşım...

Burada, Ankara'nın K.Irak yönetimiyle doğrudan ilişki kurması neticesini getiren süreç itina ile ıskalanıyor. Son iki yıldır yaşanan sıra dışı gelişmeler, ABD'nin Irak'taki “dönüşü olmayan yenilgisi”yle birlikte -Barzani yönetiminin Ankara'ya yönelmesini mecbur kıldı!

ABD kulvarını terk eden ve “bölgesel güç” konumuna yükselen Türkiye'nin Kuzey Irak'a bakış açısı doğal olarak çok farklılaştı.

Aktütün hadisesinden sonra “yardımcı aktör” faturasını otomatikman Barzani'ye çıkaranların; hadisenin arka planına yani “Sam Amca İmzası”na gözlerini yummaları yeterince manidardır.

*

ABD ile “anlık istihbarat paylaşımı”nın kusursuzca sürdüğü palavrasına kamuoyunu inandırmak için her türlü numara çekiliyor.

Tam bir yıl önce İngiliz Economist dergisinde çıkan “ABD'nin istihbarat desteğinin arkası gelecek. Önce Kuzey Irak yönetimiyle temas ettirecekler, sonra da PKK'lılara af içeren siyasi çözüm telkin edecekler” şeklindeki öyküyü tam da bugünlerde ısıtıp masamıza getirenlere rastlıyoruz:

Bu kirli mi kirli hikayeye kimse kanmasın.

Dikkat buyurunuz, Özçelik-Barzani görüşmesi üzerine ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Sözcüsü, Bağdat görüşmesi için “Biz teşvik ettik, iyi bir adım” şeklindeki “güdüleyici ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik” açıklamasını patlatıveriyor.

(Aynı sözcü, Aktütün sonrasında “medyadaki iliştirilmişler” üzerinden “Anlık istihbarat paylaşımı kusursuz işliyor” diye neredeyse yemin ediyordu. Onlar böyle söylüyor diye, biz de “kayıtsız şartsız” inanmalıydık!)

*

ABD'nin rahatsızlığı, Türkiye'nin Kuzey Irak'la yeni sayfa açmasıdır. Son görüşmeyi teşvik etmesi söz konusu dahi olamaz.

Ama, öyle diyecek ki; Economist'teki malum yazının da ana fikrini oluşturan “Bölgede ne olup bittiğini mutlaka ABD belirler” düşüncesini beslesin; böylece Türkiye kamuoyunu da istediği gibi yanıltabilsin!

Bu yazı toplam 3530 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri