Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tamer KORKMAZ

Balyozcu Paşa, zorda...

09 Nisan 2010 Cuma

Tahliye edildikten sonra hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarılan ve kaldırıldığı GATA'da "tedavisi süren" Balyozcu Çetin Doğan Paşa, şu sıralar hayli zor durumda...

Doğan'ın ruh halini...

Tek başına, Hilmi Özkök'e yönelik suçlamaları üzerinden bile okuyabilmek mümkün!

*

Çetin Doğan son mektubunda "güvenilir ve yetkili bir köstebeğin kozmik odadan birkaç evrakı dışarı çıkarmış olabileceğini" iddia ederek, ima yoluyla Özkök'ü suçlamıştı.

Hilmi Özkök'ün Doğan'a cevabı sertti; "Haddini aşarsa dava açacağım" dedi, Özkök Paşa...

Çetin Doğan'ın kozmik odadaki belgeyi sızdırmakla suçladığı Hilmi Özkök "Kendisinin başından beri var olmadığını beyan ettiği bir belgeyi ben nasıl olur da birilerine verebilirim" diyerek Balyozcu Paşa'nın yaman çelişkisini ortaya koydu.

Çetin Doğan Paşa'nın içinde bulunduğu fevkalade zor durumu, "duvara dayanmış" olduğunu; sadece bu örnek dahi yeterince gösteriyor..

*

Balyozcu Çetin Doğan, bir süre önce de -basına gönderdiği bir mektupla- Org. İlker Başbuğ'a bozuk çalmıştı!

Doğan'ın Genelkurmay Başkanı'na tepkisinin nedeni...

Org. Başbuğ'un Milliyet'e yaptığı "Karşılaştığımız en ciddi olay Balyoz'dur" şeklindeki açıklamasıydı. (14. 3. 2010)

*

Bu açıklamadan birkaç gün önce ise, Balyoz darbe planı ile ilgili olarak askeri bilirkişinin raporu basına yansımıştı. (Vatan, 9. 3. 2010)

O raporda "Balyoz planının hazırlandığı ve devamında Selimiye Kışlası'nda toplantı düzenlendiği dönemde (5/7 Mart 2003) TSK'da 1. Ordu Komutanlığı ile KKK arasındaki hiyerarşik yapının işlemediğine" dikkat çekiliyordu.

Balyoz Planı, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, KKK Aytaç Yalman ve KKK Kurmay Başkanı İlker Başbuğ'dan habersiz olarak yani "askeri hiyerarşi"nin dışında hazırlanmıştı!

Bilirkişi raporunda 1. Ordu Komutanlığı tarafından düzenlenen toplantının "amacından saptığı" vurgulanmıştı.

*

Hürriyet'in dünkü sürmanşetinde ise, "Hilmi Özkök'le Çetin Doğan'ın karşı karşıya gelmesine" atıfla bir "belge"den söz ediliyordu! Belgede "Çetin Doğan'ın Selimiye Kışlası'nda yönettiği toplantının devamında, Emasya bazında ortaya konan planda gerçek isim ve kişilerden bahsedilmesinin yasal çerçevenin dışına çıktığına ve sakıncalarına" dikkat çekilerek Doğan'a ciddi eleştirilerde bulunuluyor.

Haberde "Belgede, Özkök'ün Genelkurmay Başkanı, Yalman'ın da KKK'lığı yaptığı dönemde KKK Kurmay Başkanı olan İlker Başbuğ'un imzasının olduğu" vurgulanıyor.

TSK'dan yapılan bir açıklama ile bu haber yalanlanmış olsa da (politik bir yalanlama) haberde anlatılanlarla bir süre önce askeri bilirkişinin hazırladığı raporun aynı kapıya çıktığını görmek zor değil...

Bütün bunlar, Hilmi Özkök'e karşı saldırıya geçen Çetin Doğan'ın içinde bulunduğu zor durumu daha da güçleştiriyor.

*

Şimdi de, Balyoz darbe planının soruşturulmasıyla ilgili sürece gelelim...

Bu süreci, öyle nöbetçi hakim Kuban'larla...

Ya da, muvazzaf subaylara yönelik yeni tutuklamalara "balyoz indirme" girişimleriyle engelleyebilmek asla mümkün değil!

Balyoz Operasyonu'nun da, "Ergenekon sürecinin bir parçası olarak" kararlılıkla devam edeceği aşikardır.

Ergenekon sürecinde bugüne kadar icra edilen birçok "katakulli" ve hasıraltı etme çabalarına mukabil, bu gayretlerin nasıl berheva edildiğini hep birlikte gördük.

Dahası, bu engelleme çabalarının, "süreci daha da hızlandıran gelişmeleri beraberinde getirdiğini" gözledik.

Nöbetçi hakimin "seri tahliyeleri"nden sonra ne oldu?

Başta Çetin Doğan olmak üzere yirmi bir Balyozcu'ya tekrar tutuklama kararı çıktı...

Ayrıca, MGK eski genel sekreteri emekli orgeneral Şükrü Sarıışık da tutuklandı...

*

Her zaman söylediğim gibi, Ergenekon olayında büyük resmi doğru okumak gerekiyor...

Balyoz'un üçüncü dalgasındaki yirmi beş muvazzaf generalin tutuklanmasının son anda "Genelkurmay Başkanı'nın dolaylı müdahalesi ile engellendiğine" dair kimi iddialar ortaya atıldı. Bakınız, bu savlar gerçek dışıdır. İddia sahipleri, itina ile Başbuğ konusunda kamuoyunu yanıltmayı amaçlıyorlar.

Hatırlayalım, TSK'da Ergenekon kapsamında muvazzaf subaylar ilk kez İlker Başbuğ döneminde tutuklanmıştı!

Kozmik Oda Operasyonu'na Başbuğ'un verdiği desteği de daha önce yazmıştım. Yani? Başbuğ da, TSK'daki cuntacıların üzerine giderken "Özkök gibi" yapıyor!

*

Hilmi Özkök sonrasındaki dört yıllık süre zarfında da darbe hazırlıkları ve planları yapanlar oldu...

Sonuçta, hiçbiri amaçlarına ulaşamadı; hepsi kaybetti!

Bu yazı toplam 4432 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri