Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tamer KORKMAZ

Çetin Emeç'in eşi 'Bilge Hanım' ne demişti?

23 Mart 2010 Salı

Bugün sizleri yirmi yıl öncesine götürmek istiyorum. Önce 1990 yılına gideceğiz, ardından da 1990-1993 dönemine seyahat edeceğiz. Günümüzde olup bitenlerin daha iyi algılanabilmesi için bu tür seyahatlere ihtiyaç var.

***

7 Mart 1990'da suikasta kurban giden gazeteci Çetin Emeç'in eşi Bilge Emeç, bundan bir süre önce Vatan gazetesine ne demişti:

"-Bugüne kadar devleti suçlamadım. İran yaptı, demek işime geldi, sanırım. Gerçeklerle yüzleşmek istemedim...

Suikastın çözülmemesine programlıydı, her şey...

Tetikçiyi yakaladılar ama onun da gerçek olduğunu düşünmüyorum..." (13 Şubat 2010)

***

Çetin Emeç Suikastı'nın üzerinden tam yirmi yıl geçti. Cinayet, hep "faili meçhul" kaldı!

Son dönemde Ergenekon örgütünün deşifre edilmesinin, bu süreçte ortaya çıkan sarsıcı gerçeklerin; Bilge Emeç'i ciddi bir sorgulamaya yöneltmiş olduğu anlaşılıyor.

(Benzer bir "hakikatle yüzleşme" adımını, Uğur Mumcu'nun oğlu Özgür Mumcu da atmıştı. Buna mukabil, annesi Güldal Mumcu hala daha aynı cesareti gösteremiyor.)

***

1990, "laik aydın" cinayetlerinin öne çıktığı bir yıldı.

31 Ocak'ta Muammer Aksoy, 7 Mart'ta Çetin Emeç, 4 Eylül'de Turan Dursun, 6 Ekim'de de Bahriye Üçok peş peşe "faili meçhul" suikastlara kurban gittiler!

1990'ın 26 Eylül günü ise MİT eski müsteşar yardımcısı Harim Abas öldürülmüştü..

Bilge Emeç, Vatan'daki röportajda diyor ki:

"-Hiram Abas, öldürülmeden kısa bir süre önce Çetin'e telefon edip, onu 'Güzergahınızı değiştirin' diye uyarmıştı. Hiram Abas'ı da o yıl öldürdüler."

***

Abas, 1980'li yılların ikinci yarısında Turgut Özal'a "yakınlaşmış" olmasından dolayı, Statüko'nun şimşeklerini üzerine çekmiş bir isimdi.

***

Buradan itibaren, büyük resme doğru gidelim...

Doğu Bloku'nun çöküşü 1990'da başladı...

SSCB'nin çöküşü 1991'in sonunda gerçekleşti.

Başka?

Diktatörlük kariyerine bir "ABD Markası" olarak başlayan Irak lideri Saddam, Kuveyt'e 2 Ağustos 1990'da girdi...

ABD, bu işgali gerekçe göstererek Şubat 1991'de Birinci Körfez Harekatı'nı gerçekleştirdi.

(Sonrasında Çekiç Güç geldi; dönemin hükümetleri

Çekiç Güç'ün süresini her defasında uzatmak zorunda kaldılar!)

***

Komünizmin çökmesiyle eş zamanlı olarak, Türkiye'de "laik-anti laik kutuplaşmayı inşa eden" provokatif "laik aydın" cinayetleri işleniyordu!

ABD-NATO için hedefte artık 'İslam' vardı.

Türkiye'nin laik aydınları peş peşe "faili meçhul!" cinayetlere kurban giderken...

Cinayetlerin, kamuoyunda İran tarafından işlendiği intibaı meydana getirilmiş; "Statüko'nun emrine amade" Egemen Medya tarafından toplum büyük ölçüde bu "hurafe"ye inandırılmıştı.

Çetin Emeç'in eşi Bilge Emeç'in -yirmi yıl sonra da olsa- çarpıcı bir itirafta bulunup "İran yaptı, demek işime geldi" demesi, bu cümledendir.

***

"Amerikancı Statüko" 1990'dan itibaren Türkiye'nin "iç tehdit" konseptini, NATO-ABD-İsrail ile tıpkıbasım haline getirmişti.

90'lı yıllarda, Türkiye'de Statüko tarafından mütemadiyen zirvede tutulan "irtica geliyor" yanılsamasının, bu yöndeki kurgusal, gözbağcı kampanyaların arka planı; NATO'daki "tehdit konsepti"nin değişmesiyle bağlantılıdır.

***

(ABD-NATO'nun örtülü "Haçlı Seferi" konsepti 1990'da yörüngesine oturtulmuş; 2001'deki kurgusal 11 Eylül Süreci ile de zirveye çıkarılmıştı.)

***

1990-1993 arasında yaşanan derin hadiseleri masaya yatırdığımızda...

Birbirleriyle ilişkili, bütünlük arz eden, aynı derin mekanizmanın operasyonları olan sarsıcı suikastları ve provokasyonları görebiliriz.

Mesela, 1990'da laik aydınlara yönelik suikastlarla, 1993'teki Sivas Katliamı, aynı gizli elin ürünüydü.

***

Günümüzün Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek,

PKK kamplarını 1991'de ziyaret etmişti.

PKK, Ergenekon Ahtapotu'nun en kanlı kolu olarak işlev görmüştür.

33 erimizin "ölüme yollanarak" şehit edildiği yıl 1993'tür...

PKK'nın "derin bağlantılarını çözen" Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü...

"ABD helikopterlerinin PKK'ya yardım ettiğini saptayan" Eşref Bitlis'in "sözde kaza" sonucu hayatını kaybettiği yıl da 1993'tür.

Turgut Özal'ın, 17 Nisan 1993'teki "hayli kuşkulu" ölümünü de buna ekleyelim.

O dönemde Ergenekon adı ile anılmasa da...

1990-1993 Hattı'ndaki "Alacakaranlık Kuşağı" eylemleri...

Bu yazı toplam 3506 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri