Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tamer KORKMAZ

Darbeci Ulusalcıların Kamuflaj Elbisesi

27 Ekim 2008 Pazartesi

Takvimler, 21 Eylül 1996'yı gösteriyor. Susurluk'ta kamyonun Mercedes'e çarpmasına kırk üç gün var:

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisinin İstanbul il merkezinde düzenlediği basın toplantısında ilginç açıklamalar yapıyor, “yıllardır izini kaybettirmiş olan” Abdullah Çatlı hakkında ev telefonu dahil ayrıntılı bilgiler veriyordu.

İP lideri; Çatlı'nın, Mehmet Özmen veya Mehmet Özbay adına düzenlenen kimlikle kendisini gizlediğinden söz ediyordu. Perinçek'in verdiği telefonlar doğruydu; o basın toplantısından sonra Çatlı'nın evine bazı tuhaf telefonların geldiğini Meral Çatlı da teyit edecekti.

Çatlı “izlendiğinden” emindi.

Susurluk'taki Mercedes'ten sağ kurtulan tek kişi olan Sedat Bucak da “kaza” öncesindeki günlerde “sürekli takip edildiklerinden” bahsetmişti.

“Kaza”nın ardından olay yerine gelen “derin adamların” apar topar Mercedes'e bazı silahları yerleştirdikleri, bu arada Çatlı'ya ait bir “çanta”yı aldıkları epeydir biliniyor.

*

Kısa süre önce müthiş itiraflarda bulunan -Susurluk davasında yargılanmış- eski özel harekatçı Ayhan Çarkın ne diyordu:

“-Ergenekon, kullanma süresi dolan Abdullah Çatlı'yı kaza tezgahlayarak öldürdü!”

“Kurgulanmış bir kaza”dan söz ediyordu; Çarkın:

“-Mercedes, o kamyonun altına girmeseydi emin olun bir başka kamyonun altına girerdi!”

“Bin adet cinayet”ten söz eden Ayhan Çarkın “Bizi kullanıp bir kenara attılar” diye yakınıyordu; kendilerini kullananların aslında ne yapmakta oldukları hususunda “kaza”dan sonra uyandıklarını söylemeye çalışıyordu.

*

Çarkın'ın itiraflarıyla Perinçek'in 12 yıl önceki o basın toplantısının “zamanlaması”nı birlikte düşünmek gerekiyor.

Yani? Perinçek'in Çatlı hakkında “tanımlayan ve güncelleyen” bilgiler vermesinin aslında “bir hazırlık” bir “yer yapma” olduğunu görebilmek hiç de zor değil.

Çatlı'nın son telefon görüşmelerinden birini Ergenekon tutuklusu Veli Küçük'le yapmış olduğunu da hatırlayalım.

Çatlı'ları, Çarkın'ları yıllarca kullanan da; Küçük'leri Perinçek'leri istihdam eden de aynı “güç merkezi”dir!

1980 öncesinde arka planında NATO-ABD'nin bulunduğu sarsıcı “kontrgerilla” eylemlerine imza atan bir organizatör-tetikçi idi, Çatlı: “Mister Kontrgerilla”nın “sağ eli” bağlamında istihdam edilmişti.

Kontrolden çıkınca/miadı dolduğunda, Susurluk “operasyonu” ile ortadan kaldırılırken, “perde arkasındaki güç” Susurluk ilişkilerini belli bir kesimin üzerine yıkıp hedef şaşırtmak istedi. Ancak, hadise özellikle Susurluk Komisyonu'na yapılan açıklamalarla dallanıp budaklanmaya, işin içinde askerlerin de olduğu ortaya çıkmaya başlayınca “örtbas” süreci yaşandı.

Susurluk Kamyonu 12 Eylül Kavşağı'na çıktıktan sonra Statüko'nun “psikolojik harekat merkezi” işlevini gören Hürriyet'in “hasıraltı” sürecine nasıl yardımcı olduğunu hatırlayalım. Şimdilerde, Hürriyet'in darbeci Ergenekon örgütünü ince ince kollaması, toz kondurmayışı da sistematik bir reflekstir.

*

Doğu Perinçek, Veli Küçük, Şener Eruygur gibi “ulusalcı” isimlerin 'Washington üretimi Ergenekon' zinciri içindeki yerleri günümüzde artık detaylarıyla ortaya çıkmış durumda…

Ergenekon yapılanması “Ulusalcı”dır; ama “milli” ve “yerli” değildir. Ulusalcı örgüte mensup kimi meşhur isimlerin “maskeli balo kıyafeti” niyetine giydikleri “Anti-Amerikan” söylem de tamamen “kamuflaj” içindir!

İlhan Selçuk'u ısrarla 'Gizli Washington Portakalı' diye anıyor olmama dikkat ediniz.

Siyasi kariyerini “dezenformasyon misyoneri” olarak icra eden Perinçek'in “Amerikan karşıtı söylemi” de “özel bir ters köşe görevi”nden ibarettir.

Perinçek'in arkadaşı Rusya Avrasya Hareketi lideri Aleksander Dugin'in demeçlerine tesadüf bu ya Hürriyet'te rastlıyoruz.

Bir Rus gazetesi çıkıyor “Ergenekon'un fikir babası Dugin'dir” diye süper bir atış yapıyor. Böylelikle “Ergenekon'un arkasındaki güç Rusya” oluveriyor!

Dugin'in “Ergenekon operasyonuyla, ABD ve NATO'nun yerine Rusya'yı koyan isimler hedef alındı” yollu “dezenformasyon”larını Türkiye kamuoyunu “yanıltmak” için kullanan yorumcular var.

ABD-NATO-Gladyo-Ergenekon zincirinde bugüne kadar ortaya konmuş, ispatlanmış sayısız belge ve bağlantıyı bir anda yok sayıverip “Ergenekon'un arkasında aslında Rusya var” dolmuşuna binenler acaba kime hizmet etmiş oluyorlar?

“Hedef şaşırtma” siyasetinde Perinçek'le tandem oynayan Dugin utanmasa “NATO'nun, Gladio'nun lokomotifi Rusya'dır” diyecek!

Bu yazı toplam 3980 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri