Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tamer KORKMAZ

Kim kaybeder?

13 Kasım 2008 Perşembe

Bush, 20 Ocak'ta koltuğunu Obama'ya devrettikten sonra en çok “Amerikan Ordusu'na komuta etmeyi” özleyecekmiş…

Dabılyu'nun -sekiz yıl önceki- popülaritesini sıfırlayan ve onun gezegenimizin dört bir yanında en fazla nefret edilen Amerikan Başkanı olmasını sağlayan

–sözünü ettiği o 'başkomutanlık' göreviydi.

Irak ve Afganistan'da dönülmez akşamın ufkundaki yenilgileri yaşayan Bush, çok arzu ettiği halde Suriye ve İran'a savaş açamadı.

Dört yıldır “heyecanla” pompalanan “Bu yaz, ABD İran'ı muhakkak vuracak!” haberlerini sarımsaklasak da mı saklasak?

*

Obama, seçim kampanyası esnasında “İran'la masaya oturabileceğini” söylediği için, başta McCain olmak üzere Cumhuriyetçi takımının acayip tepkisini çekmişti.

“İhtimal, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra İsrail'in iteklemesiyle İran konusunda şahinleşiverirse ne olacak?” diye kuşkulananlar var.

“Şahin” Bush bile İran'a hareket çekememişken; “Güvercin” Obama “Sam Amca” kıyafetiyle nasıl vuracak, İran'ı?

Bu “vuruş”un “ağır bedeli”ni göze alabilecek mi?

Bakınız, Türkiye böyle bir harekata hep karşı çıktı; karşı çıkmaya da devam ediyor.

Ankara, ABD'nin İran'a yönelik savaş planlarına karşı “kapalı kapılar ardında” her defasında net bir tavır koydu.

Hiçbir şartta Washington'a destek olmayacağını ve askeri harekat seçeneğini kabullenemeyeceğini Amerikalı üst düzey yetkililere iletti.

*

Obama –seçim kampanyasında- ABD'nin ikinci batağı Afganistan için “NATO müttefiki ülkelerden daha fazla asker isteyeceğini” söylemişti.

Sözde “müttefikiz” ya…

Geçen Şubat ayında Türkiye'yi ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in Afganistan'a yeni asker taleplerine keskin bir “Hayır” cevabı vermişti, Ankara!

Obama döneminde, Ankara'nın Washington'a vereceği karşılık da farklı olmayacak.

*

ABD, 2006 baharında Suriye'yi gözüne kestirmişti; ancak karşısında Türkiye'yi buldu.

İsrail, 2006 yazında 'Büyük Ortadoğu Planı' bağlamında Lübnan Savaşı'na girişti; ancak Hizbullah'a karşı hiç beklemediği bir yenilgi aldı.

2007 Eylül'ünde İsrail uçakları Suriye'ye ait bir tesisi vurdu. İsrail'in “Nükleer reaktör inşa ediyorlar” iddiası fos çıktı. İsrail bu harekatıyla –çok bir seviyeye gelen Türkiye- Suriye ilişkilerini de bozmak istemişti. Ancak tersi oldu. İki ülke ilişkileri daha da güçlendi!

Üstelik, bir müddet sonra Türkiye, İsrail'le Suriye arasında “arabuluculuk” yapar hale geldi.

*

Türkiye'nin “bölgesel güç” konumuna yükselmesiyle birlikte Ortadoğu'daki geleneksel hakimiyetini önemli ölçüde yitiren ABD, BOP'u askıya almak zorunda kaldı.

“-Obama döneminde BOP canlandırılabilir mi?”

Ya da, Ortadoğu'da tarihi yenilgiler alan ABD-İsrail Tandemi “geri dönüş” skorlarına imza atabilir mi?

“Obama, Ortadoğu politikasını değiştirmez; Bush'tan farkı savaştan önce diplomasiyi denemesi olacaktır” şeklindeki yorumları da bu sorulara ekleyelim.

İşte tam burada unutulmaması gereken en çarpıcı husus; ABD için bölgede artık eski parıltılı günlerin sona erdiğidir.

Barack Obama'nın -başta Rahm Emanuel örneği olmak üzere- şimdiden “İsrail yanlısı bir ekip tarafından çevrelendiği” görülüyor.

Bu resimden yola çıkarak, Obama'nın seçim kampanyasında dikkat çeken “İsrail yanlısı” söylemini hayata geçirmesi, bir başka deyişle “Değişim vaadinin Ortadoğu'yu kapsamaması” halinde ise kaybeden kesinlikle ABD olacaktır.

*

Derin Washington, “eski hal”in artık “muhal” olduğuna aldırmadan, bölge üzerindeki bildik rüyalarını- Obama döneminde yöntem değiştirmek suretiyle/estetik yönden geliştirilmiş politikalarla- görmeye çalışırsa;

“Sam Amca” son tahlilde mevcut halini dahi arar hale gelir.

Bu yazı toplam 3458 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri