Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Turan UÇAR

İsmim Kimliğimdir Benim

14 Kasım 2010 Pazar

 Tek bir etnik kimlik ile öznelleşen bir Cumhuriyet tarihinin, gelinen noktada Anadolu coğrafyasının farklı etnik ve kültürel değerlerini kapsayıcı bir tavır içerisine girememesinin sonuçlarını yeni yeni tartışmaya başladı Türkiye.

Dile kolay binlerce yıllık bir kültürü taşıyor Anadolu. Kurulan medeniyetleri ve barındırdığı çoğulcu kültürel yapısını düşündüğünüzde 19. yüzyıl siyasal değerlerinin artık bu yükü taşıyamayacağını, zorlama efsanelerle oluşturulmaya çalışılan tek bir etnik kimliğe ve kültüre dayalı bir kimliği de Anadolu'nun kabullenemeyeceğini de anlamak gerekiyordu.

Anadolu coğrafyasında hangi taşı yerinden oynatsanız başka bir medeniyetin izleri çıkıyor ortaya. Sümer, Akad, Urartu.. vb. kadim medeniyetlerden tutun da Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça, Rumca, Ermenice, Lazca, Süryanice, Zazaca, Gürcü ve Adige gibi bir çok dil ve lehçelerine kadar geniş bir yelpazede ki köy, kasaba ve şehir isimleri bile Anadolu'nun kadim geçmişinin ışığını yansıtıyor bu günlere.

Seçimimizin dışında atfedilmiş olsalar da kültürel aidiyeti ve toplumsal var oluşu simgeleyen; gerek coğrafi gerekse kişi isimlerinin, kolektif bir hafızadan süzülüp gelmeleri nedeniyle bir var oluşa referans oldukları sosyolojik tahlillerde kabul gören bir anlayıştır.

Çünkü isimler, toplumsal hafıza ve kültürel bellekten kaynak bulurken kişi ve toplumları sosyal belirsizlik ve sahipsizlik ortamından kurtaran, bir sosyal sisteme ve kültürel dünyaya ait kılan, dolayısıyla onları toplumun yaşam sisteminde iletişime açık bireyler haline getiren anlamlı taşıyıcı kodlar olarak işlev görür. İsmi elinden alınan toplumların kimliksizleşmeme çabaları da anlaşılabilir ve saygın bir muhalefet olarak değerlendirilmelidir.

19. yüzyıl sonlarında başlayan ve 20. yüzyılın son çeyreğine kadar devam eden Anadolu da ki coğrafi ve kişi isimlerinin değiştirilme çabaları da geçmişin izlerini silip tek bir etnik yapıya dayalı ulus devleti oluşturma çabaları olarak algılanabilir ancak.

Anadolu’nun kadim geçmişi ve kültürel zenginliğinin tüm çabalara ve baskılara rağmen dokusunu koruma yönündeki direncinin oluşturduğu kaotik hava, günümüz problemlerinin de ana eksenini oluşturuyor dersek abartmış mı oluruz acaba?

Cumhuriyet tarihimiz etnik, dini ve kültürel mücadelelerle dolu. Günümüzde bile gündemin ön sıralarında yer alan problemlere bakarsanız ya etnik ya da dini referansları olan konular. Ulus devlet oluşturma sürecinde yok sayılan farklı etnik, dini, mezhepsel ve kültürel kimliklerin aslında hiç de yok olmadıkları, tüm baskılara rağmen varlıklarını koruduklarını görüyoruz.

Şüphesiz bu baskıların en görünen yüzü isimler üzerinden yürütülenlerdi. Fakat tüm bu değişimlere rağmen özellikle coğrafi isimlerin toplum hafızasında tüm canlılığı ile varlığını koruması, yeni isimlerin ise ancak resmi düzeyde evrak isminden öteye gidememesi asimilasyonun başarısızlığının da göstergesidir. Nitekim cumhuriyet tarihi boyunca kişi isimlerinde de yürütülen baskı ve dejenerasyon çabaları istenen sonucu vermemiş geliştirilen toplumsal muhalefet siyaset arenada hep karşılık bulmuştur. İsimler üzerindeki baskıların kalkması Anadolu’nun da kendi asli kimliğine kavuşması demek olacaktır.

Bu sebepledir ki devlet denen organizasyon içerisinde gücü elinden bırakmak istemeyen ve kendi ideolojik evrenlerinde yaşayan elit bir kesim, tarihin ve coğrafyanın dayattığı çok kültürlü toplumsal değerleri ki isimler de bu değerlerin en belirgin olanlarıdır, hep tehlike olarak görmüştür.

75 milyonluk Türkiye nüfusunun tüm etnik, dini, kültürel farklılıklarını bir zenginlik olarak kabul eden; çok kültürlü yaşam alanlarını daraltmak yerine, gelişimleri için alan açan bir siyasi anlayışın, tam da Türkiye gerçeği ile örtüşeceği gerçeği karşımızdayken ideolojik saplantılarla siyasi arenadan medet ummak sosyolojik gerçeklere uymuyor.

mail : trntoprak@hotmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3866 defa okunmuştur
Kimlik sorunu
Turan TOPRAK
Değerli yorumcu arkadaşların fikri katkıları bizler için de yol gösterici nitelikler taşıyor, öncelikle teşekkürlerimi sunuyorum. Anadolu'nun kimliği konusunda farklı düşünceler öne sürülebilir; fakat unutulmaması gereken nokta coğrafi kimliklerin tarihsel ve sosyolojik gerçeklerle bağdaşması gerektiğidir. Gerçeği yansıtmayan efsanelerle bir kimlik oluşturmak, yetişen yeni nesli bilimsel gerçeklerden uzaklaştırdığı gibi, uluslararası arenada da zor durumlarda bırakabilir.
23 Kasım 2010 Salı 15:28
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
anadolu=TURK=ARAB=KURT VS
abdullah urfalı
ANADOLU YAZARIN DEDİĞİ GİBİ TUM BU KADİM HALKLARIN VATANI.HZ. EYUBUN,HZ NUHUN,HZ,ŞUAYBIN VATANIDIR.İNSANLIĞIN VATANDIR.O YUZDEN BU ANADOLU İÇİN KIMSE BU BENIM VATANIM,BU ONUN VATANI DİYE BİRŞEY DİYEMEZ BOYLE BİR KAVRAMDA OLAMAZ,ANADOLU İNSANLIĞIN ORTAK VATANI,BUNU HEPİMİZ KABULLLENMEMİZ LAZIM.
22 Kasım 2010 Pazartesi 15:51
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sayın Yazara katılıyorum
Cemal Kırım
sayın yazar Türkiyenin etnik ve kültürel yapısı tek bir etnik kimlikle ifade edilemz diyeor. aynen katılıyorum. yaklaşık 20 milyonluk kürt, 7 milyonluk arap, 6 milyonluk benimde mensup olduğum kafkas kökenli çerkez ve diğer halklar yine bugün sayıları gittikçe tükenen ama bu coğrafyanın halkları olan ermeni, süryani ve rumlar hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. hepsine Türk demenin doğru olduğunu savunan varsa aklına şaşarım. ama hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız ve asıl bölücülüğü tüm bu halkalara ETNİK TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ dayatanlar yapıyor. saygılarımla.
21 Kasım 2010 Pazar 16:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Anadolunun ismi bile bize ait
Sevim Giray
Anadolunun ismi bile kimliğinin kanıtıdır. bilmeyenler için yazıyorum. Şöyle Anadolu’nun ortasına, Kızılcahamam’a kadar uzanalım. Biraz ilerde Taşlıca köyü var. Köyün yanıbaşında bir taş oluk, oluğun yanıbaşında da bir yatır vardır. Anadolu dile gelir, ağızlar açılır, başlar anlatmaya.Türk sultan asker toplar, sefere çıkar, dağ-taş, dere-tepe aşarlar. Ağustos güneşi, dudakları çatlatır,asker su diye kıvranmaya başlar. İşte bu sırada, tâ karşıki tepelerden omzunda ayran bakracı, ak saçlı bir nine görünür. Yanık dudakların tek umudu bir ihtiyar anada. Kadın, buradaki taş oluğun başına gelir, ayranını döker. Askerler oluğun başına üşüşürler. bölük bölük ellerindeki bakır mataraları doldururlar. Doldur oğlum! Dolu ana. Doldur yiğitlerim! Ana dolu. İhtiyar anne ‘doldur!’ dedikçe askerler ‘ana dolu!’ diyerek buz gibi ayranla bağırlarını serinletirler. Öyle ki bir bakraç ayran, koca bir ordunun susuzluğunu giderir. O günedek ‘Beldei Rûm’ olan bu bu kutsal topraklar "Anadolu" olur. Bilmeyene
19 Kasım 2010 Cuma 18:50
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Hangi kimlikmiş bu?
Rasim Koyulu
Anadolunun bir tek kimliği vardır oda TÜRK kimliğidir. sayın yazar biraz tarih oku.
18 Kasım 2010 Perşembe 22:27
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri